Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Şeker Konsantrasyonu Bozuyor!

Şeker Konsantrasyonu Bozuyor!

Sık acıkmak, sebepsiz yorgunluk, sürekli bitkinlik, sık idrara çıkma, yaraların yavaş kapanması, diş çürümesi, ağız kuruluğu, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, ağızda beyaz akıntı/dilde beyazlık, cilt kuruluğu, kilo alımı, konsantrasyon güçlüğü tüm bunların çok fazla şeker tükettiğinizin belirtileridir.

Dr. Sinan Akkurt

Biorezonans Uzmanı

Uzmanlar şekerin aslında bir ihtiyaç değil, psikolojik ya da fiziksel bir bağımlılık maddesi olduğuna, insan bedeninin gereksinim duyduğu üç ana besin maddesinin karbonhidrat, yağ ve protein olduğuna dikkat çekiyor. Uyuşturucu maddeler gibi etki gösteren şekerli gıda tüketme bağımlılığı pek çok hastalığa davetiye çıkarır. Herhangi bir sağlık sorunu olmayanlar için, yetişkinler, günlük iki çeşit meyveden oluşan bir porsiyon, çocuklar için ikişer çeşit meyveden oluşan iki porsiyonun doğal şeker içeriği ile yeterli olduğu kaydediliyor. Bunun yanında makul ölçüde doğal ev yapımı bal, pekmez, kuru meyve gibi doğal içeriklerin de masum kabul edilebileceğini, örneğin nadir tüketilen bitter çikolatanın makul karşılanabileceğini söylüyorlar. Öte yandan sınav öncesi ya da önemli bir görüşme öncesi zihin açar, enerji verir diye alınan fazla çikolata ya da şekeli gıdaların tam tersine konsantrasyonu bozacağı ifade ediliyor. Başta paketli ürünler olmak üzere aşırı şeker tüketimi tedavi gerektiren bir rahatsızlıktır.

Sürekli şeker tüketiminin neden olabileceği rahatsızlıklar arasında obezite, diyabet gibi bilinenlerin yanında depresyon, anksiyete, konsantrasyon güçlüğü, migren, damar tıkanıklığı, kanser gibi risklerin de bulunduğuna işaret ediliyor. Aşırı şeker tüketiminin başlangıçta çok sık acıkmak, sebepsiz yorgunluk, sürekli bitkinlik, sık idrara çıkma, yaraların yavaş kapanması, diş çürümesi, ağız kuruluğu, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, ağızda beyaz akıntı/dilde beyazlık, cilt kuruluğu, kilo alımı ile kendini gösterir.

Şeker bağımlılığı tedavi edilebilir
Şeker bağımlılığından kurtulamıyorsanız, öncelikle insülin direnci, reaktif hipoglisemi araştırılmalıdır. Ayrıca candida mantarı ve adenovirüs 36 gibi oluşumlar sürekli açlık hissine yol açabilir, bunların da araştırılması gerekir. Gıda bağımlılıklarının tedavisinde biorezonans metodundan da destek alınabilir.

  • Şeker yerine bal, pekmez, elma suyu kullanarak hazırlayacağınız atıştırmalıklarla alternatifler oluşturabilirsiniz.
  • Çocukları da kendinizi de şekerli gıdalarla değil, sağlıklı gıdalarla ödüllendirin.
  • En bağımlı olduğunuz, gördüğünüzde dayanamadığınız şekerli yiyeceği başlangıçta 21 gün için bırakın. Bu sürenin ardından ona karşı eskisi kadar iştah duymayacaksınız.
  • Duygusal açlığınızı gidermenin yollarını arayın. Stres yönetimi ve olumlu düşünme teknikleri ile ilgili kitaplar okuyun, eğitim ve profesyonel destek alın.
  • Güne kahvaltıyla başlamak, bütün gece açlıktan sonra güne dengeli bir başlangıç için önemlidir. Kahvaltıyı ihmal etmeyin!
  • Sürekli tatlı krizlerine giriyorsanız tarçının kan şekerini dengeleyici özelliğinden yararlanabilirsiniz. Sütünüze, çayınıza, hatta suyunuza tarçın ekleyip içmeyi ya da dilimlediğiniz elmanın üzerine tarçın serpip yemeyi deneyin, tatlı krizlerini yendiğinizi görecesiniz.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*