Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Aşı Kesin Çözüm mü?

Aşı Kesin Çözüm mü?

Paylaş

Maske, mesafe, temizlik… Bu üçlünün koruyuculuğu neredeyse yüzde 99. Aşı önemli ama ‘herkeste etkili ve koruyuculuk sağlar’ algısı yanlıştır. Mevsimsel grip aşı bile yüzde 60-70 dolaylarında koruyucudur. Kesin çözüm değildir. Etkili olabilmesi için de bağışıklık sisteminin yeterli-dengeli olması gerekir. Aşı yapılan kişilerin bir kısmında bağışıklık sistemi yetersizliği nedeniyle yeterli antikor cevabı oluşmaz. Bu Covid19 aşı için de geçerlidir. ‘Aşının kaç doz yapılacağı, koruyuculuk oranı’ netleştiğinde ancak bilim adamları görüş bildirebilir.

Prof. Dr. Osman Erk

İstanbul Tıp Fakültesi Acil Dahiliye Bölüm Başkanı

İç Hastalıkları Uzmanı

Bağışıklık sistemi “Bul-yok et’ mantığıyla çalışır” ve vücudun silahlı kuvvetleri, ordusu, itfaiye teşkilatı gibidir. Dışarıdan gelen yabancı-zararlı mikroorganizmalara karşı vücut reaksiyon gösterir. Bunu tam olarak yapabilmesi için bağışıklık sisteminin kendi yapıtaşlarını çok iyi tanıması, kendine saldırmaması gerekir. Dışardan alınan mikroorganizmaların yapıtaşları ile vücuttaki bazı organların yapıtaşları arasında çok fazla benzerlik olduğunda ince ayrıntıyı idrak edemez. Özelikle viral enfeksiyonlardan sonra bağışıklık sisteminin kafası karışmaya eğilimlidir. Diyabet, kanser, obezite, kalp-damar, nörolojik, damar sertliği, akciğer gibi kronik hastalıklarda ise risk artar. Çünkü vücutta reaksiyon olduğu için bağışıklık sistemi zaten itfaiye rolüyle, sorun olan bölgeye gider, yangını söndürmeye çalışır. Salgın dönemlerinde kafası karışan bağışıklık sistemi yanlış alarmla, yangın olmayan bölgeyi de söndürmeye çalışır. Kronik hastalıklar için belirli bir seviyede stokin varken bir de Covid19 eklendiğinde ‘stokin fırtınası’ oluşur. Covid19’da en önemli sorun ‘stokin fırtınası’dır.

Öte yandan, bağışıklık sisteminin karaciğer enzimleri, lenf bezleri, dalak, timüs gibi birtakım yapıtaşları vardır. Göğüs duvarının hemen arkasında bulunan ‘Timüs’ gençlerde aktif bir dokudur. Özellikle ‘T-lenfosit’ adı verilen bağışıklık sisteminin en önemli öncül askerlerin eğitildiği organdır. Timüs 30’lu yaşlardan sonra yavaş yavaş kendiliğinden yok olduğu için gençlerle-yaşlılar bağışıklık sistemi farklılık gösterir. Yaşlıların bağışıklık hafızası kuvvetlidir ama yeni bir etkenle karşılaştığında şaşırır. Örneğin; mevsimsel grip ya da Covid19. Yaşlı kişilerdeki bağışıklık sistemi için yeni bir sorundur, karşılaştığında da şaşırır. Timüs olmadığı ve kemik iliğinde daha az asker yapıldığı için de bağışıklık sisteminde sorun yaratır.

Hastalıklar bağırsaklarda başlar ama orada kalmaz…

Çiğneme fonksiyonu bağışıklık sistemi için çok önemlidir. Meyve suyu, kolalı içecekler çiğneme fonksiyonu olmadan vücuda alınır. Oysa sebze-meyve tüketiminde çiğneme çok önemlidir. Çünkü çiğneme sırasında ağızdaki salgı ve tükürük içindeki enzimlerle gıdalar parçalanıp, çiğnenir. Sonrasında gıdalardaki proteinlerin sindirimi mide asitleri ile başlar, birlikte alınan bir takım zararlı mikroorganizmalar mide asidi ile ortadan kaldırılır. Burada yardımcı aksesuar; işlem ve dokulardır. Çiğneme kötü olduğunda istenmeyen parçalar bağırsağa gelir, pankreasın çok çalışmasına sebep olur. İstenmeyen birtakım gıda-gıda parçacıkları vücuda geçtiğinde karşılarında bağışıklık sistemini bulur. Bağışıklık sistemi de reaksiyon verir. Beslenme bu şekilde devam ettiği sürece bağışıklık sistemi sürekli reaksiyon vermek zorunda kalır, yorulmaya başlar. Dinlenemez, kendini onarmaya zaman bulamaz. Gerçek sorunla karşılaştığında ise yorgun olur. Bu nedenle bağışıklık sistemini meşgul etmemek gerekir.

Bilinçli tüketici olmak ŞART…

Yiyecekler çok önemli ama özellikle sebze-meyveleri çok iyi çiğnemek gerekir çünkü onların hücrelerinde ‘selüloz’ adı verilen sindirimi zor olan bir tabaka vardır. Sindirilmesi için çok iyi çiğnenmesi, mide asidinin de dengeli olması gerekir. Günümüzde çoğu kişi uzun süre mide koruyucu ilaçlar kullanıyor. Bunun anlamı mide asidinin azaltılması ya da etkisizleştirilmesidir. Mide ilaçları rahatsızlık geçene kadar kullanılmalıdır. Ayrıca GDO’lu, tarım ilacı almış gıdalar tüketilmemeli, GDO’suz gıdalarda ‘Glifosat’ adı verilen tarım ilacı dikkat edilmelidir (bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaları zarar verir, geçirgen bağırsak sendromuna yol açar). Bunun dışında doğum kontrol, romatizma, antibiyotik, kanser ilaçları mide-bağırsak sistemini olumsuz etkiler.

“Bağışıklık Diyeti” Kitabı

Tüm hastalıklar için kilit nokta bağışıklık sistemidir. Enfeksiyon, kanser, obezite, diyabet, kalp-damar, nörolojik, karaciğer-akciğer hastalıklarının tümü bağışıklık sistemi yetersizliği ile ilgilidir. Damardaki tıkanıklık patolojik-anatomik incelendiğinde damarlarda kalsiyum, doymuş yağı, kolesterol onlarla birlikte mutlaka bağışıklık sisteminin elemanları da görülür. Tüm hastalıklar bağışıklık sisteminin yetersiz-dengesizliği sonucu oluştuğu için bununla ilgili bir diyet geliştirmeye ihtiyaç vardır. Son kitabım ‘Bağışıklık Diyeti’ni kalp, diyabet, akciğer, enfeksiyon hastalıklarına iyi gelir düşüncesiyle yazdım. Tüm hastalıklar bağışıklık sistemi ile ilgiliyse bizim de onu destelememiz gerekir. Gece-gündüz, farkında olalım-olmayalım her an bağışıklık sistemi çalışmaktadır. Yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıkları ile desteklenmeli, bağışıklık sistemi için gerekli olan vitamin-minarel-antioksidan-protein-aminoasit, Omega3-Omega6, esassiyel yağ asitleri mutlaka alınmalıdır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla