Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri /  “AŞK” Bir Ömür Boyu Sürer mi?

 “AŞK” Bir Ömür Boyu Sürer mi?

Paylaş

Aşk insanın yüreğini titreten, düşüncelerini meşgul eden çok özel bir duygudur. Aşık insan kendisini bulutların üstündeymiş gibi hisseder, gözlerinin içi güler, gece yatarken ve uykudan uyandığında ilk sevdiği insanı düşünür, ilgisi ve sevgisi sürekli aşık olduğu insanın üzerindedir. Ve sonunda birbirini seven iki insan hayatlarını birleştirme kararı alır. Aşk dolu, romantik ve sevgi dolu sözcüklerle sürdürülen evliliğin sonrasın da ne olur da eşler birbirini aldatır? 

Nörolog Dr. Mehmet Yavuz 

Hayatımızı birleştireceğimiz insana dair hayallerimiz hep mutlu bir evlilik üzerine kurulmuştur. Flört dönemindeki insanlar mutsuz giden evliliklere bakıp tartışan kavga eden çiftleri gördükçe biz asla böyle olmayacağız derler. Çünkü aşktırlar ve başka türlüsüne inanmak zordur. Ancak aşkın bir ömür süreceği düşüncesi yanlış bir bilgidir.

Aşk süresi ortalama iki yıldır bu süreç tamamlandığında insan doğasının gerçeği olan bencil duygularımız ortaya çıkar ve kendi isteklerimiz ön plana çıkarırız. Çünkü aşk artık bitmiştir. Aşk tükendikten sonra sevgiye duyulan gereksinim yeniden su yüzüne çıkar.

Aslında insanın içindeki sevilme arzusu çocukluk çağından başlayıp ölene kadar devam eder. Evlilik de sevgiye duyulan ihtiyacı karşılamak için tasarlanmıştır. Evliliğin hangi evresinde olunursa olunsun her iki tarafta eşinin gözünde sevildiğini, önemli olduğunu ve onunlayken güvende olduğunu hissetmek ister. İlişkinin monotonlaşıp aldatmayla sonuçlanmaması için evliliği canlı bir çiçekmiş gibi düşünüp onu sürekli beslemek gerekir.

Arzu edilen hayat standardına sahip olamamak ilişkiyi baltalıyor

Modern hayata eşlik eden problemler evlilikleri de etkiliyor. Çok değil bundan iki jenerasyon öncesinde erkekler dışarıda çalışırken hanımlar da evde ev işlerinden, eş ve çocuklarının bakımından sorumluydular. Evliliklerde çiftler aza kanaat etmeyi ve küçük şeylerle mutlu olmayı biliyorlardı. 20. yüzyılda ise materyalist düşüncenin her geçen gün daha fazla önem kazanması maddi hedeflerin ön plana çıkmasına sebep oldu. Günümüzde artık kadınlar da erkekler gibi meslek sahibi. Özellikle büyük şehirlerde arzu edilen hayat standardına sahip olamamak eşler arasında tartışmalara neden olmaktadır.

İnternet paydaşlığı azaltıyor

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte internet artık hayatın vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Ancak çağın bu muhteşem icadı yanlış kullanıldığı takdirde boşanmalarla sonuçlanabiliyor. Eş bulmak ya da aramak internet sayesinde artık çok daha kolay bir hal aldı. Ancak bu durum evli ya da ciddi bir beraberliği olan kişiler için tehlikeli arz ediyor. Yapılan araştırmalara göre internet sayesinde kurulan (eş arama, flört, arkadaş arama siteleri) yanlış ilişkiler boşanma sebepleri arasında yer alıyor. Bu tip durumların yaşanması için evliliğe emek verilmesi gerekiyor. Tatil günleri ve akşamüstü saatleri eşlerin birbirleriyle daha fazla vakit geçirme imkanının olduğu zaman dilimleridir. Ancak çiftlerin birlikte kaliteli zaman geçirmek yerine internet karşısında harcanan uzun saatlerin iletişim kopukluğuna sebep olduğu gözlemlenmiştir.

Cinsel problemler aldatmalara neden oluyor

Bir kadın ve bir erkek hayatı paylaşmak için söz veriyor. Hayat koşturmacısı içinde gelecek kaygısı, ekonomik sıkıntılar, stres, yorgunluk, çocuklar derken bir bakmışız ki aşkı olduğumuz kişi bir yabancıya dönüşmüş. Cinsellik ise çoktan hayatınızda bir lüks olmuş. Oysaki sağlıklı bir evliliğin temel direği mutlu bir cinsel hayattır. Cinsel hayatın iyi olması fiziksel tatminin ötesinde eşleri duygusal ve ruhsal olarak daha güçlü bir şekilde birbirine bağlıyor.

Kimi zaman kadın kimi zaman erkekte görünen cinsel isteksizlik eşleri duygusal olarak birbirinden uzaklaştırıyor. Eşlerden birinde cinsel isteksizlik varsa karşı taraf reddedildiğini, eşinin artık kendisini çekici bulmadığını hissedebiliyor. Eskisi gibi arzulanmadığını düşünen eş tatminsiz ve mutsuz oluyor. Bu mutsuzluğun yerini zamanla kızgınlığa bırakıyor. Cinsel hayatın sona erdiği evliliklerde bir süre sonra arkadaşlık ve paydaşlıkta bitiyor. Arzu ettiği mutluluğu eşinde bulamayan taraf ya eşini aldatıyor ya da boşanma kararı alıyor.

Kırılan kalbi onarmak her zaman mümkün

Eşler birbirleriyle doğru iletişim kurmazlarsa uzun vaade de çok daha ciddi sorunlarla karşılaşabilirler. Evliliğiniz ne kadar problemi olursa olsun sağlık ve mutlu bir evliliği yeniden kazanmak her zaman mümkündür. Sorun ne olursa olsun suçlayıcı bir tavırla yaklaşmayın. Kavgacı ve yargılayıcı bir tavır eşinizi kırmak ve ilişkinizi zedelemekten başka bir işe yaramaz. Sevildiğini hissetmeyen taraflar aralarındaki, farklılıkları gözlerinde daha da çok büyütür. Bunun sonucunda eşinizi, bir zamanlar aşık olup evlendiğiniz hayat arkadaşınız olarak görmek yerine özgürlüğünüzü ve mutluluğunuzu tehdit eden kişi olarak görmeye başlarsınız. Bu nedenle ona sevgiyle yaklaşmayı seçin. Çünkü sevgi problemlere, aradaki farklılıklara, çelişkilere çözüm arayacağınız bir güven ortamı yaratır. İletişimin sadece konuşmak değil dinlemek olduğu gerçeğini gözden kaçırmayın. Konuşurken kendinizi eşinizin yerine koyup empati kurun, onun hislerini anlamaya çalışın. Birlikte kaliteli zaman geçirin. Buradaki amaç birlikte bir şeyler yapmak, hoş zaman geçirmektir. Eşi tarafından sevildiğini, önemsendiğini yeniden hissetmeye başlayan kişi kendini güvende ve mutlu hisseder. Hayat arkadaşı tarafından önemsendiğini hissetmek yitirdiği özgüveni geri kazandırır. Böyle bir yaklaşım aradaki buzları çözer, kırılan kalpleri onarır ve eşler arasında kaybolan sevginin yeniden canlanmasına sağlar. Eğer sorunları aşmakta zorluk yaşıyorsanız bir uzman desteği de alabilirsiniz.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*