Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Balık Yağında “OKSİDASYONA” Dikkat!

Balık Yağında “OKSİDASYONA” Dikkat!

Paylaş

Covid19 salgını ve sonbahar-kış dönemi hastalıkları karşısında bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek isteyen çoğu kişi gıda takviyesine yöneldi. Öyle ki bu pazarda dünyadaki satışlar 125 milyar, Türkiye’de ise 530 milyon dolarlık ivme kazandı. Geleneksel ve ilk tercih olarak kullanılan ancak yeteri kadar denetimi yapılmayan balık yağı hakkında görüşleri alınan Prof. Dr. Osman Erk, Prof. Dr. Oğuz Özyaral, Doç. Dr. Yavuz Dizdar, Dr. Ayça Kaya uyardı: “Bağışıklık sistemini güçlendirmek için önce doğal beslenmeye önem verilmelidir. Omega 3 (balık yağı) doymamış yağ asitleri çok hassastır. Oksijenle birleştiklerinde çok hızlı okside oldukları için bozulma başlar. Bozulan bir şey vücuda alındığında bağışıklığı güçlendirmek yerine kansere bile sebep olabilir!”

Haber-Röportaj: Nilay Akgün

Stratistics Market Research Consulting’in 2020 yılı raporuna göre; dünyada OTC (Reçetesiz İlaç Satışı) pazarının büyüklüğü yaklaşık 125 milyar dolar, Türkiye İlaç Sektörü Raporu ise ülkemizde yılda yüzde 20’ler düzeyinde büyüyerek, 2020 yılı sonunda 530 milyon dolarlık güce sahip olacak! Dikkatler şimdi ülkemizde ‘yasası olmayan’, rekabetin yoğun olduğu, binlerce markanın yer aldığı gıda takviyesi pazarına çevrildi. Bağışıklık sistemini güçlendirme konusunda geleneksel ve ilk tercih olan balık yağı pazarında satışlar 3 kat arttı.

IMS (resmi ilaç satış rakamları) verilerine göre yılda 2 milyon, (tahminlerde bunun çok üstünde bir rakam olduğu belirtilen) üzerinde kutu satışı ile yaklaşık 27 milyon dolarlık pazar payına sahip. Uzmanlar Sağlık Bakanlığı’nın denetiminde olmasını talep ederken, Tarım İl Müdürlüğü tarafından izin alındıktan sonra satışa sunuluyor. Şu anda ülkemizde balık yağı pazarında değişik isimler altında 153’ü aşkın marka satışta… Peki ‘Yapı olarak çok hassas olan uzun zincirli doymamış yağ asitleri Omega3 yani balık yağı piyasasında yeteri kadar kontrol edilemiyorsa, yanlış kullanımında insan sağlığı açısından hangi sorunlara neden olur?’

“Kontrolsüzlük kontrol altına alınmalıdır!”

İstanbul Tıp Fakültesi Acil Dahiliye Bölüm Başkanı İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Erk konuyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu:

“Gıda takviyeleri pazarında denetim eksikliği söz konusu. Oysa insan vücuduna sağlık adına dahili-ağızdan alınan her şeyin kontrol edilmesi gerekir. Çoklu doymamış yağ asitleri adı üzerinde doyuma muhtaç-dışardan doymaya açıktır. En hassas olanlardan biri de Omega3’tür. Omega 3 ya da balık yağı adı verilen doymamış yağ asitleri çok hassas olduğu için ısı, ışık, oksijen karşısında hemen bozulma eğilimi gösterir. Okside olup, bozulduğunda ise kötü koku, tat değişimi ile birlikte kullanım sonrası geğirti, mide-bağırsak sisteminde gaz-şişkinlik, karaciğer toksitlenmesi gibi bir takım olumsuz yan etkilerle kendini gösterir.

Öte yandan vücudun sentezleyemediği Omega 3’ün belirli oranlarda dışardan alınması gerekir. Omega 3 antioksidandır, kalbi destekler, anti enflamatuar, bağışıklık destekleyici gibi bir takım olumlu etkilere sahiptir. Ancak ‘her şeyin çoğu zarardır’. Son derece hassas-kırılgan moleküller olan doymamış yağ asitleri vücudun oksijeni ile içerde temas ettiklerinde ciddi sorular görülebilir. Bu yağların içindeki koruyucu vitaminler antioksidan özelliği nedeniyle çok fazla tüketildiğinde -doğru bile üretilmiş olsa- bütün hücrelerin yapısına girdiğinde hücre zarları korunmasız hale gelir. Vücudun koruma mekanizması zayıflar. Oksidasyon sonrası kanser hücreleri bile beslenebilir. Bu noktada denetimin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılması bile sorunu çözüme kavuşturmaz. Tam kontrol ŞARTTIR! Bakanlığa destek olarak güvenilir, bağımsız, araştırıcı kurumlar tarafından bir kere değil, her üretim aşamasında kontrol edilip, onay alıp, sertifikalandırılmalıdır. Çünkü bir kere onay almak yetmez. Üretim aşaması, yurtdışından hammadde ya da hazır gelen gıda takviyeleri çok sıkı denetlenmelidir. Kontrolsüzlük kontrol altına alınmalıdır.”

Piyasa satışta olan oksidasyon oranı yüksek ürünler var!

İç Hastalıkları ve Obezite Uzmanı Dr. Ayça Kaya ise piyasada satışta olan oksidasyon oranı yüksek ürünlere dikkat çekti. Kaya sözlerine şöyle devam etti:

“Kullanılacak Omega-3 desteğinin cıva, kurşun ve diğer ağır metalleri içermediğinden emin olmak için ürünün “The International Fish Oil Standards Program – IFOS” (Uluslararası Balık Yağı Standartları’na) uygun olup olmadığına bakılması gerekir. Totox, balık yağının toplam oksidasyon değerini gösterir. Balık yağı oksidasyona çok meyillidir. Oksidasyon sonucu peroksitler, aldehitler ve ketonlar oluşur. Bu üç bileşiğin toplamı totox (toplam oksidasyon) değerini verir ve CRN (The Council for Responsible Nutrition, Uluslararası Beslenme Konseyi) tarafından kullanılan bir standarttır. Serbest yağ asitleri, peroksit, anisidin ve totox değeri gibi testler yağların kimyasal kalitelerini belirlemede sıklıkla kullanılan yöntemlerdir. Tüketime sunulan balık yağlarının anisidin değerinin 20’nin, totox değerinin ise 26’nın atında olması gerekmektedir. Piyasada satışa sunulan bazı balık yağı kapsül ve şuruplarının anisidin ve totox değerinin sırasıyla kapsüllerde ‘5-9’ ile ‘7-17′, şuruplarda ise ’21-26′ ile ’35-38’ arasında olduğu bulunmuştur. Yağ asitleri oksidasyona uğradığında maalesef sağlığımıza etkisiz değil, zararlı hale gelir. Acılaşan yağ, serbest radikaller oluşturduğu için hücre zarlarına zarar verir. Bunu normalleştirmek için vücutta depolanan E vitamini ve antioksidan maddeler kullanıldığı için doğal koruma mekanizmasını zayıflatır. Bozulmuş balık yağı, tümörleri besleyen kan damarlarını oluşturarak kanser hücrelerinin gelişimine katkı sağlayabilir. Bu ürünlerin kanunlara uygun üretim yapan firmalardan temin edilmesi ve etiketteki ürün bilgilerinin kontrol edilmesi gerekmektedir.”

“Tüketici bilinçli olmalıdır!”

İstanbul Üniversitesi Radyasyon Onkolojisi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yavuz Dizdar ise konuyu farklı bir bakış açısıyla yorumladı:

“Sağlıklı olmak için önce doğal kaynaklardan beslenmek gerekir. Doğal ve doğru beslenen, spor yapan bir kişinin sağlığını korumak için gıda takviyesi almasına gerek yoktur. Ancak ‘sonbaharda geldi, mevsimsel hastalıklarla birlikte Covid19 rakamları artış gösterecek, kendimi korumalıyım’ düşüncesi ile kişi gıda takviyesi almayı tercih edebilir. Koruyucu önlemler konusunda herkesin durumu kendisine özeldir. Balık yağı konusunda ise oksidasyon önemli sorun özellikle de hammaddeleri yurtdışından gelenleri kontrol etmek zordur. Reçetesiz ürün olarak satışta olduğu için Sağlık Bakanlığı kontrol etmez, Tarım Orman Bakanlığı İl Müdürlüğünün takibindedir. Kapitalist düzen piyasasında oluşturulan ‘Pahalı olan yararlıdır’ düşüncesi doğru değildir. Burada satıcı değil, alıcı ‘neyi, neden, nasıl’ aldığını bilmelidir. Tüketicinin boşuna para vermek yerine bilinçli olması gerekir. Çünkü salgın ile bu tür takviyelerde fiyat artışı dikkat çekmeye başladı.”

Sağlık Bakanlığı tarafından denetlenmeli!

İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektör Yardımcısı Koruyucu Sağlık Uzmanı Prof. Dr. Oğuz Özyaral ise pazarda kontrolün devlet tarafından yapılması gerektiğini söyleyerek, şöyle devam etti:

“Koruyucu sağlık konusunda; toplumun bilinçlendirilmesi her şeyin üstünde olmalıdır. Çünkü kişi genelde kolayı seçer. ‘Her şey GDO’lu, doğalı yok ki’ düşüncesiyle; pazar-manavdan gidip doğalı almak yerine gıda takviyesi ürünlerle sorunu çözmeye çalışır. Bu takviyeler rastgele kullanılamaz. Özellikle dahilen-yani ağızdan alındığında içindeki bileşenleri bilmek gerekir. Örnek; balık yağı… Balık iki gün dışarda kaldığında kokar. Niye? İçindeki yağ asitleri kimyasal reaksiyon sonucu okside olur, bozulmaya başlar. Harici formlardaki balık yağlarını hatırlayın. İlk kullanımda koku yoktur zaman içinde kokmaya başlar. Niçin? İçindeki uzun yağ zinciri oksijenle birleştiğinde oksidasyona uğradığı için. Yeni teknoloji ile jel kapsüllerin içine konularak bu olayın önüne geçilmeye çalışılıyor. Halktan bunu bilmesini beklemek yanlıştır. İlaçtaki sıkı takip neden gıda takviyesi alanında yok! Bunun sorgulanması gerekir. Brokoli, semizotu, keten tohumu, ceviz, balıktan Omega3’ü almak yerine takviye ürün tercih eden kişiler için Sağlık Bakanlığının bu denetimi yapması ŞARTTIR! Ayrıca üretim mutlaka ilaç fabrikasında olmalıdır. Kimin, nerede, nasıl ürettiği önemlidir, bir kısmı merdiven altında bile üretiliyor.”

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla