Anasayfa / Kanser / Basit Bir Kan Testi ile Kanseri Yakalayın!

Basit Bir Kan Testi ile Kanseri Yakalayın!

Paylaş

Kalıtım, birçok hastalıkta olduğu gibi ölüm nedenleri arasında ilk sıralarda yer alan kanserlerin ortaya çıkmasında da önemli bir risk faktörünü oluşturur. Araştırmalar, tüm kanserlerin yüzde 5-10’unu kalıtımsal olarak devralınan gen mutasyonlarından kaynaklandığını gösteriyor. Konuyla ilgili bilimsel çalışmalar devam etmekle birlikte, bugün meme, yumurtalık, prostat ve kolorektal kanserlerin kalıtımsal geçiş gösterdiği biliniyor. Peki hangi kanserlerin bize kalıtımla miras olarak geçtiğini önceden tespit etmek ve buna yönelik önlem almak mümkün mü?

Prof. Dr. Özlem Er

Tıbbi Onkoloji Uzmanı

Bir kişide birden fazla tür kanser gelişmesi, ailede kuşaklar boyunca aynı kanserin görülmesi gibi çeşitli işaretlerin kalıtımsal kanserlerin varlığına gösterir. Ancak bu konuda daha kesin bilgi genetik testlerle elde edilebilir.

Kanser, normal hücrelerde mutasyon adı verilen değişikliklerin birikmesine bağlı hasar gelişmesi ve kontrolsüz çoğalması olarak tanımlanır. Ancak çeşitli kimyasallar, bazı virüs ya da bakteriler gibi çevresel kanser yapıcıların etkisiyle normal vücut hücrelerinde ortaya çıkan genetik değişiklerin hepsi kalıtsal geçiş göstermez. Bununla birlikte kalıtsal kanserler olarak tanımlanan bir grup kanser, çevresel etkenlerden bağımsız olarak, hasarlı genlerin anne veya babadan geçmesiyle ortaya çıkabilir. Yani, kalıtımla birlikte kanserin kendisi değil, kanser gelişme riski bulunan anormal genler aktarılır. Mutasyona uğramış genlerin kuşaktan kuşağa aktarımla, ailede aynı tür veya birbiriyle ilişkili farklı kanserler ortaya çıkabilir. Ayrıca, bir kişide birden fazla kanserin görülme olasılığı da yükselir. Bu nedenle kalıtsal geçişli kanserlerin görüldüğü aile bireylerinin genel sağlık ve özellikle de kanser geçmişinin ayrıntılı olarak incelenerek düzenli takiplerinin yapılmasının olası kanserlerin erken evrede tespiti açısından önem taşır.

En sık görülen kanserlerde kalıtımsal etki araştırılmalı

Başta en sık görülen kanserler arasında yer alan meme, yumurtalık, kolorektal kanserler olmak üzere genç yaşta ortaya çıkan tüm kanserlerde kalıtımsal etkinin araştırılması önemlidir.

Özellikle 50 yaş öncesi görülen kanserler genç yaş olarak değerlendirilir. Kalıtsal riskin yüksek olduğu düşünülen durumlarda kan testi ile bu mutasyonların varlığı saptanabilir. Ancak bir kişinin sağlık geçmişi testin gerekliliğini ortaya koysa da yaptırıp yaptırmayacağı yine kendi tercihine kalır.

Kanser gelişme riski artıyor

Hasarlı genlere sahip olmak mutlaka kanser gelişeceği anlamına gelmese de bu kişilerin hayatının bir döneminde hastalık geliştirme riskinin toplum ortalamasının üzerinde seyretmesine neden olur. Toplumda standart riski olan kadınların meme kanseri geliştirme oranı yüzde 12 iken, meme kanseriyle ilişkisi belirlenmiş olan BRCA1 gen taşıyıcılarında bu oranın yüzde 55-65’e, BRCA2 gen taşıyıcılarında ise yüzde 45’e kadar çıkabildiğine işaret ediyor. Ayrıca, yumurtalık kanseri riski yüzde 1.3 ten BRCA1 taşıyıcılarında yüzde 40’a, BRCA2 taşıyıcılarında ise yüzde 15-20’ye kadar yükselebilir. Kalıtsal olarak risk bulunan kişilerde çevresel kanserojenlerin varlığı risk artışını daha da belirginleştirir. Örneğin sigara kullananlarda kanser gelişimine yol açan genlerde değişikliklerin daha kolay gelişebilir.

Genetik testle sorumlu mutasyon tespit edilebilir

Bugün elliden fazla kalıtsal (herediter) kanser tanımlandığını ve bunların önemli bir kısmında de genetik test yapılarak sorumlu mutasyonun varlığının saptanabilir. En iyi tanınan mutasyonlardan BRCA1 ve BRCA2’nin, kadınlarda meme ve/veya yumurtalık kanseri ve aynı zamanda ailede erkek meme kanseri, prostat kanseri ve pankreas kanseri görülme riskini artırdığı bilinir. Kolonda poliplerin sayısının fazla olması ile başlayan ailesel adenomatoz poliposis olarak adlandırılan durumda ise APC mutasyonundan söz edilebilir. Bu mutasyona sahip olan kişilerde genç yaşta kolorektal kanser görülme oranı yükselir. Aynı zamanda yaklaşık yüzde 10 civarında tiroit, mide, ince bağırsak kanserleri, beyin tümörleri de ortaya çıkabilir.

Gen mutasyonu saptanırsa…..

Genetik testlerle kişinin ilerleyen dönemlerde farklı kanserleri geliştirme riski belirlenerek gerekli önlemler alınabilir. Mutasyon pozitif saptanması durumunda genetik danışmanlık verilerek riskli kişiler koruyucu cerrahi ya da medikal tedavilere yönlendirilir. Örneğin BRCA 1 veya 2 pozitifliğinde meme ve yumurtalık cerrahisi önerilir. APC geni tespit edilip Ailesel Adenomatoz Polipozis (FAP) tanısı alan kişilerde 50 yaşına kadar kalın barsak kanseri gelişme riskinin yüzde100’ e yakın olduğu bilinir. Bu kişilerde 20’li yaşların başında kalın bağırsağın alınması (kolektomi) koruyucu tedavi olarak önerilir. Hasarlı genleri taşıyanların birinci derecede yakınlarında da aynı hasarın görülme olasılığı artar. Bu nedenle mutasyon pozitif saptanan kişilerin aile bireyleri de  erkenden taranarak önlem almak mümkün olabilir.

Hangi durumlarda ailesel kanser sendromlarından şüphelenmek gerekir?

  • Aynı kanser türünden ailede çok sayıda olması (Özellikle daha az görülen sıklıktaki kanserlerin ailede birikmesi)
  • Genç yaşta kanser tespit edilmesi (Kolon kanserinin 20 yaşında ortaya çıkması gibi)
  • Bir kişide birden fazla kanser görülmesi (Hastada meme ve yumurtalık ve rahim kanserinin aynı zamanda görülmesi gibi)
  • Organda çift olarak kanser gelişmesi (Her 2 gözde retinoblastom veya her iki böbrekte kanser veya her 2 memede kanser olması)
  • Çocukluk çağı kanserlerinin 2 kardeşte de saptanması (Kardeşlerin ikisinde sarkom görülmesi)
  • Farklı cinsiyette kanser ortaya çıkması (Erkek meme kanseri gibi)
  • Kuşaklar arasında kanser görülmesi (Dede, baba ve çocuk gibi)

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*