Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Çapkınlık Hormonlarınız Yüksek Olabilir mi?

Çapkınlık Hormonlarınız Yüksek Olabilir mi?

Paylaş

Yapılan araştırmalara göre; aşkı da çapkınlığı da kalp değil, hormonlar yönetiyor. Dopamin, oksitosin, noradrenalin, fenilatilamin, vazopressin ve serotonin aşk hormonlarıdır. Çiftler arasında bağlanmayı sağlayan oksitosin, çok eşliliği teşvik edense testesteron hormonudur. Testesteron oranı ne kadar yüksekse bir erkeğin çapkın olma ihtimali de o kadar yüksektir. 

Nörolog Mehmet Yavuz

Sadakat aşkı tamamlar, bağlılık güçlendirir ve öz sevgi sonsuz kılar… Peki, ya çapkınlık? Çapkınlık da aşka dair mi yoksa yıkıp enkaza çevirmek dışında işe yaramaz mı ya da aşk ve çapkınlığın bir ortak paydası mı? Duyguları hormonlardan, hormonları aşktan ve çapkınlıktan ayırmak mümkün değildir. Çünkü aşkı da çapkınlığı da kalp değil, hormonlar yönetir. Çapkınlık bir hastalık mıdır?

Aşkı hormonlar mı yönetir?

Aşk kimyasal bir tepkimedir. En az serotonin kadar dopamin, oksitosin de aşk ve sevgi duygularını kontrol etmektedir. Oksitosin sevgi hormonudur. Yeni doğum yapan annelerin kanında çok yüksektir. Dopamin normal şartlarda enerji, neşe, dikkat yoğunlaşması ve keyif hali ile alakalıdır. Yeni aşk eşiğinde olan kişi dopaminin verdiği coşku ile birkaç gece uykusuz kalabilir. Güneşin doğuşunu, yağmurun yağışını bambaşka bir pencereden ele alabilir. Hiç olmadığı kadar pozitif düşünebilir.

Aşkı, Mecnun gibi yaşamak mümkün mü?

  1. yüzyıl Arap edebiyatından başlayarak, Fars ve Türk edebiyatında da anlatılan, Fuzuli tarafından kasideye dönüştürülen Leyla ile Mecnun efsanesi, aşık kişinin gündelik hayattan ne kadar uzaklaşabileceğinin tipik bir örneğidir. Efsanede Mecnun’un bir köpeğin peşinden saatlerce koşup, nefes nefese onu yakaladıktan sonra köpeğin ayaklarını öpmesi çevresindekileri çok şaşırtır ve herkes onun aklını kaybettiğini düşünür. Halbuki Mecnun açısından o köpek, normal bir köpek değildir. Çünkü bu büyük aşık, onu Leyla’nın bahçesinde gezerken görmüştür. Nitekim Mecnun zamanla dünyadan elini eteğini çekerek, Leyla’yı kendi içinde aramaya başlar. Öyle ki, çöllerde kuşlarla birlikte yaşar. Sonunda Leyla onu bulduğu zaman tanımaz bile. Yaşadığı aşk zamanla bir kişiye duyulan aşktan uzaklaşarak kutsal bir anlam kazanır.

Sadakatin bir kimyası var mıdır?

Mecnun’un kasidelere konu olan sadakati destansı bir boyut alır. Peki, gerçek hayatta bunun bir karşılığı var mıdır? Aşkın kimyasal yönü incelendiğinde, insanları evlilik ve tek eşliliğe iten olayın sadece sosyal gelenekler olmadığı söylenebilir. Sadakatin temelinde, dışarıdan fark edilemeyen kimyasal ve hormonal bir karışımın rolü olabilir. Nitekim beynin Accumbens merkezindeki dopamin1 ve dopamin2 reseptörlerinin çalışma şekilleri erkek-kadın ilişkilerinde büyük rol oynar. Nukleus accumbens çekirdeği duyguları, dürtüleri yöneten prefrontal korteks ile çok yakın ilişki içindedir. Eğer D1 reseptörü devre dışı kalmışsa ya da iyi çalışmıyorsa sadakat duygusunda aksama olur ve erkek veya kadın çapkın biri olabilir.

Çapkınlık bir beyin hastalığı mıdır?

Gerçek şu ki, D1 eksikliğinde sadakat duygusu zayıflamaktadır. Hovarda, bir kadından diğerine koşan ve sürekli partner değiştiren erkeklerde ise D1’in aşırı etkisizliğini ifade edebiliriz. Tabii, bu kadınlar için de geçerlidir. Sonuçta kulağa ilginç gelse de düzenli aile yaşamı ve seviyeli beraberlikler için, D1 reseptörünün iyi çalışması şarttır. Bu durumda D1 reseptörü monigamiyi, D2 reseptörü ise poligamiyi temsil etmektedir. Çünkü çapkınlıkta D1’in eksikliği kadar D2’nin aşırı etkinliği de rol oynar. Diğer bir deyişle çapkın bir kişide ya D1 yetersizdir ya da D2 aşırı etkindir. Çapkın kişilerde D1 yetersizliği ve D2 baskınlığı olsa da acaba bu kişiler çapkın oldukları için mi D1 yetersizleşip D2 baskın oluyor? Bu konu da tartışmaya açık bir mevzudur. Diğer taraftan çevresel şartlar, eğitim unsurları, ailevi faktörler, kişinin maruz kaldığı görüntülü medya, sosyal ve dijital medya uyaranları da D1 ve D2’yi etkiliyor olabilir. Dolayısıyla reseptör algılamalarındaki dengesizlikler, kişinin sosyal hayatını ve aile yaşamını tehlikeye sokabilir.

Çapkınlığı seks hormonlarından ayrı düşünmek mümkün mü?

Dopamin, oksitosin, noradrenalin, fenilatilamin, vazopressin ve serotonin aşk hormonlarıdır. Dopamin ödül sisteminin temel molekülüdür. Özlemek, sevgiliyi görmeden duramamak ve tutku onun işlevidir. Tutku, coşku ve hareketlilik sağlar. Oksitosin eşler arasında bağlanmayı sağlayan moleküldür. Normalde emzirme, orgazm sırasında artar ve sosyal bağlanmaya hizmet eder. Eşler arasında empati oluşmasını sağlar. Sevgi, şefkat ve empati başlıca işlevlerdir.

Testosteron, androjen, östrojen, progesteron başlıca seks hormonlarıdır. Aşk ve seks hormonlarını birbirinden ayırmak gereklidir. Çünkü bu hormonlar bazen zıt etki bile oluşturabilir. Örneğin oksitosin tek eşliliği, sevgiyi, şefkati ve sadakati temsil ederken, testesteron ise aksine çok eşliliği teşvik etmektedir. Dolayısıyla testesteron oranı ne kadar yüksekse bir erkeğin çapkın olma ihtimali de o kadar yüksektir. Her ne kadar modern tıp teknolojisi ile D1 ve D2’yi inceleyerek bir kişinin çapkın olduğunu anlayamasak da testestoron yüksekliği veya oksitosin düşüklüğü ile bir fikir sahibi olabiliriz.

 

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla