Anasayfa / Manşet / Çocuğunuz Kanserse Psikolojik Destek Alın

Çocuğunuz Kanserse Psikolojik Destek Alın

Paylaş

Günümüzün küresel bir sorunu haline gelen kanserle mücadelede hastaları ve hasta yakınlarını zorluklar bekliyor. Özellikle çocuk kanserlerinde çocuk ve aileyi çok daha zor bir süreç bekliyor. Hastalıkla beraber değişen hayatlarda ortaya çıkan pek çok sorunun çözümü ise psikolojik güç ve destekten geçiyor. 

Psikiyatrist Dr. Muzaffer Uyar

Psiko-Onkoloji Derneği’nin Başkanı

Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde giderek yaygınlaşan ve evrensel bir sorun haline gelen kanser, her yaş grubundan insanı tehdit ediyor. Hastalığın teşhisinden sonra hastaları uzun ve zorlu bir süreç bekliyor. Özellikle çocuk kanserlerinde, çocuğun hastalanması, hastaneye yatması, sağlık sisteminin prosedürlerinin verdiği stres, uzun süren tedaviler ve hastalığın belirsiz seyri, hem çocuğu hem de aileyi zor durumda bırakır.

Kötü haberin öğrenilmesi ile çocuk ve aile uzun ve yorucu bir tedavi sürecine giriyor. Bu süreç çoğu zaman ani başlayan, ağır ilerleyen ve uzun süren hastane yatışlarının olduğu bir süreçtir. Lösemi ve lenfoma gibi çocukluk çağı kanserleri, bağışıklık sistemi kökenli olduğundan tedavi sürecinde enfeksiyon riskini en aza indirmek gereklidir.

İzole Hayat Çocuğu Hırçınlaştırır

  • Bu yüzden çocuk, anne ile birlikte hastanede, gündelik hayattan ayrı, izole bir ortamda günler hatta aylar geçirmek zorunda kalır. Durum böyle olunca hasta olan çocuk hem hastalığın yarattığı psikoloji hem de yaşıtlarından uzak kalmanın getirdiği yalnızlık dolayısıyla davranışsal, psikolojik ve sosyal olarak gerilemeler gösterebilir. Bu gerilemelerin başında kaç yaşında olursa olsun anneye yapışma, huysuz ve hırçın davranışlar gösterme, daha önce kendisinin yapabildiği kişisel bakımını yapmayı reddetme gibi davranışlar gelir.
  • Bunların yanında enfeksiyondan korunmak için takması gereken maskeyi takmak istemeyen çocuklar da vardır. Çocuklar yaşları kaç olursa olsun insanların bakışlarından ve konuşmalarından bir şeyler sezebilir. Çocukların enfeksiyon kapmamak için taktığı bu maskeleri, çocuğun bulaşıcı hastalık taşıdığı için taktığını düşünen insanlar kanser hastası çocuklara korkan gözlerle bakabilmekte, yaklaşmak istememektedirler. Tersine, maskenin hangi amaçla kullanıldığını bilen diğer insanların bakışlarında ve konuşmalarında acıma ifadeleri olabilir. Zaten hastalıktan dolayı gergin ve üzgün olan aile, destek olmaya gelen fakat aslında köstek olan bu bireylerin söylemleriyle daha da kötü hissedebilir.

Anne Kendini Suçluyor

Hastalığın bu ve bunlar gibi birçok psikolojik etkisinin yanında aile sistemine etkisi de oldukça önemli ve üzerinde durulması gereken bir konu. Anne baba ve iki çocuktan oluşan, ebeveynlerin çalıştığı, çocukların okula gittiği ve okul sonrası anne işten gelene kadar çocuklara bakıcının baktığı bir aileyi ele alalım. Büyük çocuğun kanser olması ile anne işi bırakmak ve çocuğuyla birlikte hastanede kalmak zorunda kalabilir. Baba bir yandan işe devam etmek zorunda iken diğer taraftan da evde kalan küçük çocuğu ve hastanedeki eşi ve büyük çocuğunun arasında mekik dokur hale gelmeye başlar. Hastaların enfeksiyon riskini azaltmak açısından babanın hastanede yatan çocuğuyla görüşmesi hatta çoğu zaman anne ile görüşmesi kısıtlanmıştır.

Eşinin ilgisinin ve desteğinin azaldığını düşünen anne hastanede daha da umutsuz ve çaresiz hissedebilir hatta depresyona bile girebilir. Diğer taraftan yıllardır çalıştığı için çocuklarına iyi bakamaması sebebiyle bu hastalığın geldiği gibi yanlış bir düşünceye de kapılırsa annenin depresyonunun içinden çıkılmaz bir hal alması işten bile değildir.

Tabi ki durumu bir de evde kalan küçük çocuk açısından da değerlendirmek gerekir. Uzun hastane yatışlarının olduğu bu hastalık sürecinde annenin evde olamaması, evde olduğu zamanlarda da sürekli hasta olan kardeş ile ilgilenilmesi sağlıklı olan çocuğun da git gide psikolojisinin bozulmasına, davranışsal olarak gerilemesine sebep olabilir.

Psiko-Sosyal Destek Kanserin  Travmatik Etkisini Azaltıyor 

  • Gözler önüne serdiğimiz bu tablo çocuklarından biri ciddi bir hastalık geçirmiş hemen hemen her aileye biraz olsun benzemekte, hastalığın aile sistemine etkisini tarif etmektedir. Özellikle çocukluk çağı kanserleri ani başlangıçlı ve ağır seyirli olması açısından sağlıksal krizler kategorisinde değerlendirilebilir. Her krizde olduğu gibi bu tür bir krizde de doğru psiko-sosyal destek hem olayın travmatik etkisini azaltır hem de sürece uyum sağlanmasına yardımcı olur.
  • Hastalık, aile sistemine giren ve sistem içinde bir yere monte edilen nötr bir durum değil, sistemin ortasına bomba gibi düşen ve sistemin tüm işleyişini değiştiren, hatta çoğu zaman sistemde hasar bırakan ciddi bir durumdur. Çocuk hastalıklarının ardından birçok eş ilişkisinin zedelendiği, karşılıklı suçluluk duygularının yoğun bir şeklide yaşadığı, sağlıklı çocuğa yeterli bir şekilde bakım verilemediği gibi durumlar oldukça sık görülür.

Hastanelerde Psiko – Onkologların Sayısı Artmalı

  • Yapılması gereken öncelikle toplum olarak hastalık, hasta psikolojisi ve hastanın aileye olan etkisiyle ilgili farkındalığı arttırmak, çevrede olan biten sağlık krizlerinde köstek değil destek olabilir konuma gelmektir. Bunların yanında sağlıksal krizlerin yarattığı psikolojik yıkımların hafife alınmaması, hastalık anında psikolojik desteğin öneminin sağlık hizmeti veren kurumlar tarafından da anlaşılması, tedavi protokollerinin içine dahil edilmesi gerekmektedir. Alanda çalışan psiko-onkoloji uzmanının artması gerekliliğinin yanında daha önce hastalığı yaşamış ve atlatmış ailelerin hastalıkla yeni tanışan ailelere destek vermesi, tecrübelerini paylaşması da önemlidir. Bu da hem akademik kurumların hem de sivil toplum kuruluşlarının karşılıklı iş ve anlayış birliği çerçevesinde gerçekleşebilir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*