Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Çocuklar 2020 Yılı Travmalarından Nasıl Güçlü Çıkabilir?

Çocuklar 2020 Yılı Travmalarından Nasıl Güçlü Çıkabilir?

Paylaş

Covid19 salgını ardından Türkiye’nin bir gerçeği olan depremin İzmir’de meydana gelmesi hepimiz için zor süreçlerin yaşanmasına neden oldu. Güven duygusu sarsıldı. Travmaların yönetimi toplumun geleceği açısından önem kazandı. Çocuklar için rol model olan ebeveyn ve yetişkinlerin olaylara yaklaşımı, tavrı, bilgi aldıkları kaynaklar, onların bu süreçten nasıl etkileneceğini belirleyen önemli faktörler. Çünkü yaşanan olumsuzluklardan çocukların güçlenerek çıkması mümkün.

Uzm. Dr. Ferda Volkan Gönüllü

Çocuk-Ergen Ruh Sağlığı-Hastalıkları Uzmanı

Salgın, sel, deprem, fiziksel saldırı-taciz gibi olaylar travmadır. Travma kişinin yaşamını ve bütünlüğünü tehdit eden olaylardır; güven duygusunun sarsılmasına neden olur. Güven duygusunun sarsılması olayları algılama şeklini değiştirebilir. Deprem Türk toplumunun yakından tanıdığı doğal afet olsa da pandemi farklı. Tüm dünya için bilinmeyen bir durum. Farklı kaynaklardan edinilen farklı bilgiler, sürecin ne zaman sona ereceği bilememek, bunanla ilgili güvenli bir alana çekilememek travmanın devam etmesi anlamına gelir. Bu durum çocuklar kadar yetişkinlerin de başa çıkmakta zorlandığımız bir dönem. Pandeminin birincil etkilerinin yanı sıra ikincil etkileri de var. Sosyal ilişkilerimiz zorlanıyor, çocuk-gençlerin okuldaki arkadaşlık-öğretmenle ilişkilerini de etkiliyor. Bu süreç çocukların güçlü olma yönlerini olumlu anlamda etkileyebilir.

0-3 yaş çocuklardaki belirtileri: daha çok ebeveynlerine bağlılık, rutinlerde ise uyku, iştah, huzursuzluk, kuralları uygulamakta zorlanma görülebilir.

3-6 yaş daha çok oyun çağı çocukları rutinlere uymakta zorlansalar bile ek olarak inatlaşma, hareketlenme, kazanılmış becerilerin kaybedilmesi (tuvalet eğitimi gibi), ebeveynlere ciddi bağlılık-onlardan ayrılırken ciddi kaygılar yaşanabilir.

6-12 yaş okul dönemi çocuklarda ise konsantrasyon bozukluğu, dikkat eksikliği, akademik zorlanma, kaygı, keyifsizlik, mutsuzluk olabilir.

Ergenlik dönemindeki çocuklarda ise yetişkinlere benzer bazı yönleri farklı tepkiler sergilenebilir. Riskli davranışlar, ‘dünya güvenilmez’ gibi bir düşünce sonrasında karşısındaki kişinin sinirlerini zorlama bazen de tam tersine ‘endişe etmiyorum’ tavrı ile kaygısız davranışlar…Ebeveynleri öfkelendiren bu tablo aslında travmaya verilen yanıt olabilir. İlk günlerde bu normal olarak kabul edilse bile zamanla azalması beklenir. Bu tepkilerde artış ve günlük yaşamı olumsuz etkilediğinde ise zaman kaybetmeden profesyonel yardım alınması gerekir. Bu yardımın süresi daha önce geçirilen travmalara bağlı olarak değişebilir. Kişinin duygusal zihinliliği, uygulanan terapinin şekli de önemlidir.

Ebeveynler çocuk için rol modeldir…

Çocuklar bu süreci ebeveynleri ile birlikte yaşar, gözlem yapar, onlar üzerinden değerlendirir. Ebeveynlerin sergiledikleri davranış bu noktada çok önemlidir. Çocuklar genelde güvende olduklarını hissetmek ister. Bunun en temel göstergesi rutinleri yerine getirmektir. Pandemi de örneğin; belli saatlerde uyanmak, kahvaltı yapmak, rutinlerin sürdüğünü görmek hem çocuk hem de insan zihni rahatlatır.

Ebeveynler duygularının ne kadar farkında olursa süreci o kadar iyi idare edebilir. Bilgi alınan kaynaklar, bunların çocuğun yaşı ve gelişimine uygun şekilde anlatılması travmaların yönetiminde önemlidir. Küçük çocuklar somut bilgiler istediği için görünmeyen virüsü algılamakta zorluk çekebilir; anlatırken görsellerin olduğu masal-hikaye kitaplarından yardım alınabilir. İlkokul çocuklarına ise sohbet şeklinde anlatılabilir. Bu virüs nedir, onun hakkında ne biliyoruz, ondan nasıl korunabiliriz, hijyen-el yıkama ile ilgili ev içinde toplantı yapılıp, herkes tarafından uyulacak kuralları belirlendiğinde çocuklardaki kaygı azaltacaktır. Konuşma öncesi deprem veya covid deyince çocuk neyi, ne kadar biliyor sorgulamak, aklına gelen korku ve kaygıları öğrenmek ebeveynlerin işini kolaylaştırır. Bilgi eksikliği kadar fazla bilgiye sahip olmaları da olumsuz etki oluşturabilir. Kaygı doğaldır. Örneğin; ‘Deprem olabilir ama gerekli önlemler alındığında, güvendeyiz’ şeklinde açıklanabilir.

Travma hastalık değildir…

Deprem, salgın, sel, fiziksel-cinsel saldırı gibi olayların ardından yaşanan travma sonrasında herkes hemen hemen aynı tepkileri farklı düzeyde gösterebilir. Tepkiler aslında olağandışı olaylara karşı verilen olağan tepkilerdir. Olayı anlamlandırmak ve tepki verebilmek için aslında olması gereken bir durumdur. Bunların bazılarına müdahale edilmesi gerekir. Travma bir hastalık değildir huzursuzluk, kaygı, endişe normaldir. Ancak sonrasında meydana gelen patolojik durumlar hastalık olarak değerlendirilebilir. Bu tablo gözlemlendiğinde vakit kaybetmeden profesyonel yardım alınması gerekir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla