Anasayfa / Psikoloji ve Ruh / Depresyondan Çıkamadığınızı mı Düşünüyorsunuz?

Depresyondan Çıkamadığınızı mı Düşünüyorsunuz?

Paylaş


Hani sürünerek işe ya da okula gidersiniz de, arkadaşlarınız “Hayırdır Karadeniz’de gemilerin mi battı” diye takılır ya… Herkes bazen böyle günler yaşar. Ancak depresyon teşhisi konmuş bir hastada, durum biraz daha karmaşıktır. O nedenle, sıradan birinin kendini karamsar hissettiği kısa süreli durumlar ile depresyonda olan birini ayırt etmemize yarayan özellikler birbirinden oldukça farklıdır.

Dr. Mehmet Yavuz

Nörolog

Bazı günler hava bir türlü aydınlanmaz. Çoğumuz böyle zamanlarda, yataktan çıkıp hayata karışacak enerjiyi toplamakta zorlanırız. Kısa süreliğine de olsa, normalde mutluluk duyacağımız olaylara bile gülümseyemeyiz. Kendimizi bitkin ve moralsiz hissederiz.

Gelişmiş ülkelerde ve özellikle büyük şehirlerde hızla artan depresyon, oldukça önemli bir hastalıktır. Kişinin yaşamdan aldığı tadı, verimliliğini, mutluluğunu olumsuz etkileyebilir hatta hayatına son vermesine kadar varabilecek acı sonuçlar doğurabilir. Yakın tarihli bir örnek arasak, aklımıza hemen son günlerde aramızdan ayrılan ünlü aktör Robin Williams gelir. Bütün dünya kendisini komedi filmlerinde umut dağıtan, yüzümüzü güldürüp, içimizi ısıtan üstün yetenekli bir oyuncu olarak tanıdı. Oysa menejerinin yorumuna göre, aktör son günlerinde yoğun bir depresyon yaşıyordu. Kendini kemeriyle astığı düşünülen Williams’a dışarıdan bakarak içindeki fırtınalar hakkında yorum yapmak hiç kolay değil.

Depresyon nedir?

Aslında depresyonu kelimelerle ifade etmek de zor. Sanki dünya yıkılmışta altında kalınmış ya da tüm insanlar Mars’a göç etmişte dünyada yalnız kalmış veya daracık bir mengene ile sıkıştırılmış, bastırılmış, havasız kalmış hissiyetleri vardır. Bazen de göğüs kafesinde yoğun bir baskı hissi, sanki orada genişleyen her an hacmi artan sıkışma ve daraltı şeklinde bunalımlar yaşanır. Düşünebiliyor musunuz? Sürekli bu baskı ve sıkışma hissi ile yaşamanın ne denli büyük bir ıstırap olduğunu. Yani normalde o anki modunuz mutlu bir durumda olmayabilir ancak mutsuz da hissetmezsiniz kendinizi. Yani nötr bir duygusal durum vardır. Ancak depresyonda sürekli eksiyi yaşarsınız. Sizi boğan, sıkan, daraltan negatif bir duygu durum söz konusudur. Bazen ‘’Ah bir göğüs kafesim patlasa da rahatlasam’’ dersiniz. Normalde bir dakika bile yaşaması zor olan böyle olumsuz duyguların sürekli saatler boyu, günlerce, haftalarca hatta aylarca yaşanması, nerdeyse her alınan nefesin işkence haline gelmesi, tabloyu ne yazık ki intiharlara kadar götürebilir. Çünkü depresyon, sürekli yüksek fiziksel acı çekmekten çok daha öte bir şeydir. Olay bir nevi ruhun acı çekmesidir. Ama bu acı, fiziksel acılardan çok daha ağır bir tablodur. Çünkü fiziksel acılarda ağrının nerede olduğunu bilir oraya odaklanırsınız ancak ruhunuz acı çekiyorsa ne yapacağınızı bilemezsiniz. Sürekli bir iç sıkıntısının cenderesi altında kıvranır durursunuz. Uyuyup uyumadığınızı bile anlayamazsınız, hatta uyku bile ızdıraplıdır. Bazı kişiler, bu bunalım girdabında doğru dürüst uyku bile uyuyamazken bazı kişiler de yaşadıkları anormal sıkıntıdan bir nebze olsun uzaklaşabilmek için uyuyabildikleri kadar uyumaya çalışırlar. Uyku onlar için adeta bir kaçış yolu bir sığınaktır ki, çoğu zaman uykuda da kurtuluş yoktur, kabuslar, karabasanlar birbirini kovalar.

Dünyada  350 milyon kişi depresyonda!

Kişinin ruh halindeki bozulma fiziksel olarak da bazı yansımalar yapar. Aşırı kilo kaybı veya aşırı kilo alma, mide ve bağırsak rahatsızlıkları görülebilir. Sürekli depresyonda olmak kalp hastalıkları, verem ve kanser gibi ciddi sağlık sorunlarına da davetiye çıkarır.

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada 350 milyonun üzerinde insan depresyon yaşıyor. İş görememezlik sebepleri arasında depresyon listenin başında. Yılda 150 milyon kişi iş göremeyecek kadar ağır depresyon altında. Depresyon yaşayan kişilerin çok büyük bir çoğunluğunun herhangi bir tıbbi yardım almadığını gösteren araştırmalar da bulunmakta.

Vücut kimyası ve depresyon

Aynı sorunlar ya da etkiler karşısında bir kişi depresyona girerken bir başkası girmeyebilir. Bunun sebeplerinden biri genetik faktörlerin depresyondaki belirleyiciliğidir. Ailenizde depresyon yaşamış kişiler varsa siz de hastalığa yatkın olabilirsiniz. Depresyon, kadınlarda erkeklerin 3 katı fazla görülür. Toplumda klinik depresyon oranı yüzde 10 seviyesindedir. Her yaştan kişi, hatta çocuklar bile klinik depresyon tanısı alabilir. İstatistikler orta yaşta depresyon yaşama oranının daha yüksek olduğunu söylüyor. Depresyonla ilgili yapılan birçok çalışma yalnızlığın etkisini araştırmaktadır. Bilim dünyası, kişi yalnız olduğu için mi depresyona giriyor yoksa depresyonda olduğu için mi yalnız kalıyor sorusunun yanıtını henüz bulabilmiş değil. Ancak aralarında bir ilişki olduğu kesin. Bu nedenle sıcak aile ilişkilerine vakit ayırmayı ihmal etmeyin. Dostlarınız için mutlaka zaman ayırın. Bunları sosyal bir faaliyet olarak görmenin ötesinde önemli bir sağlık öğüdü olarak görmekte fayda var. Özellikle boşanmış, dul ve yalnız yaşayan kadınlarda depresyonun daha sık görüldüğü araştırmalarla ortaya konmuştur.

Beyin ve vücut kimyasındaki değişimler depresyona neden olabilmektedir. Beyindeki dopamin, serotonin, endorfin ve noradrenalin gibi hormonların bozulması kişiye depresyona sokabilir. Ancak henüz daha bilmediğimiz birçok nörokimyasal mekanizma söz konusu olabilir. Amerika’da yapılan çeşitli araştırmalar, depresif bozukluk ile obezite arasında da bir ilişki olduğuna işaret ediyor. Depresyonun kendisi de obeziteye sebep olabileceği gibi, depresyon ilaçları da kilo artışı yapabilir. Ancak yıllardır depresyon tedavisi yapan bir hekim olarak kişisel gözlemim; kilo alımında asıl sorumlu olan faktörün ilaç kullanımı olduğu yönündedir.

Depresyon ve intihar

Ağır depresyon geçirenlerin yüzde 15’i intihar ederek yaşamına son vermektedir. Genelde intihardan bahsedenlerin intihar etmeyeceği, dikkati üzerlerine çekmek istedikleri gibi bir yaygın inanış vardır. Ancak bu gerçeği yansıtmaz. Kişi ölümden bahsediyorsa, intihar girişimleri varsa bu tür hastaların çok yakın takip edilmesi gereklidir. Bu tür hastalar için hastanede yatılı olarak tedavi görmek de düşünülebilir. Depresyon hastanın yaşam kalitesini düşüren zor bir hastalık olsa da tedavisi mümkündür.

Depresyon tedavi edilebilir bir hastalıktır

Mutluluk, mutsuzluk, depresyon gibi konularda herkesin söyleyecek sözleri ve tavsiyeleri mutlaka vardır. Kendini depresyonda hisseden hasta çeşitli kişisel gelişim yöntemleri ve öğretilere ilgi geliştirebilir. Uzak Doğu öğretileri, meditasyonlar şüphesiz kişinin yaşama anlam verme çabasında değerli bilgiler verirler. Ancak depresyon yaşayan kişinin başvuracağı adres kişisel gelişim uzmanı değil, alanında uzman doktorlar olmalıdır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*