Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Diyabetin Göze Etkileri Ve Tedavi Yolları

Diyabetin Göze Etkileri Ve Tedavi Yolları

Paylaş

Diyabetin Göze Etkileri Ve Tedavi YollarıDiyabetin en önemli komplikasyonlarından biri olan “diyabetik retinopati”, 20- 64 yaş arasındaki kişilerde körlük nedenlerinin en başında yer alıyor. Dünyada her yıl 25 bin şeker hastasının kör olduğu bildiriliyor…

Doç. Dr. Zeki Büyükyıldız

Göz Hast. Uzm.

Şeker hastalığı ya da tıbbi adıyla diyabet, pankreas bezinin ürettiği ensülinin yetersiz veya etkisiz olmasından kaynaklanır. Yeterli ensülin olmayınca besinlerle aldığımız şeker ve diğer besin unsurları hücrelere giremez. Bunun sonucunda hem hücreler şekersizlik çeker, hem de kanda şeker normal değerlerinin üstüne çıkar. Kan şekerinin çok artması, bir çeşit zehir etkisi yaratır ve vücut hücrelerini tahrip etmeye başlar.

Şeker hastalığının 2 tipi vardır. Tip 1 veya genç tipi diyabet, 10-14 yaşlarında ortaya çıkar. Tip 2 veya erişkin tipi diyabet ise genellikle 40 yaşın üstünde görülür. Şeker hastalarının yaklaşık yüzde 90’ı erişkin tiptedir.

Diyabetin sıklığı Türkiye’de yüzde 7 civarındadır. Diyabet bir mikroanjiyopati (küçük damarları bozan hastalık) olduğundan özellikle retina, böbrek gibi damardan bol dokuları etkiler. Diyabetlilerin tümünde retinopati gelişmez. Yaklaşık yüzde 25’inde ise diyabetik retinopati ortaya çıkar.

Bundan 40 yıl öncesine kadar tedavi edilemeyen bir hastalık olan diyabetik retinopati, fotokoagülasyon yönteminin uygulanmaya başlanması, lazer teknolojisindeki gelişmeler, modern-yeni tedavi olanaklarının katkısı sayesinde bugün artık tedavi edilebilmekte ve körlüğün önüne geçilebilmektedir.

Diyabet tanısı konmuş tüm hastalarda diyabetik retinopati oluşma ihtimali DİYABETİN SÜRESİ ile doğrudan ilişkilidir. Diyabetik retinopatinin ortaya çıkışında hastalığın kontrolünün iyi yapılmaması en önemli etkendir.

Özellikle, haftada 2 kez yapılacak ölçümlerle kan şekeri yakından takip edilmelidir. Tokluk kan şekeri ölçümleri yüzde 70-130 mg arasında veya

3 ayda bir yapılacak olan Hb A1C ölçümleri 7 mg/dl’den az olmalıdır.

Eğer görmenin iyi olduğu dönemde kan şekeri kontrolüne ve önerilen perhize önem verilmez ve bir şey olmayacakmış gibi davranılırsa, görme kayıpları kaçınılmaz olacaktır. Aşıldıktan sonra hormonal ve biyokimyasal etkiler görüldüğü için artık hiçbir sıkı şeker ayarlaması olayı geri çeviremez.

Diyabetik retinada en erken ortaya çıkan lezyonlardan biri olan mikroanevrizmaların (küçük damar balonlaşmaları) duvarı su ve büyük moleküllere karşı geçirgen olduğu için retinada ödem ve lipit (yağ) birikimine neden olur.

Tanı tam bir göz ve göz dibi muayenesine ilave olarak FFA (floresein anjiyografisi) ve OCT (göz dibinin lazer tomografisi) tetkikleri ile konur.

Tedavi

Şeker hastalığına bağlı retinopatide başlıca tedavi yolu, göze lazer uygulanmasıdır. Eğer göz dibinde diyabete bağlı sorunlar saptanmışsa, mutlaka argon lazer fotokoagülasyon (FK) yapılmalıdır. Günümüzde lazere ek olarak      -görme merkezinde ödem (su toplanması) ve yeni damar oluşumları varsa- göz içine çeşitli ilaç enjeksiyonlarının uygulanması oldukça iyi sonuçlar vermektedir.

Eğer gözün içinde görmeyi engelleyen yaygın kanamalar varsa ya da yeni damar oluşumları büzülerek retina tabakasını yerinden ayırdıysa, “vitrektomi” adı verilen cerrahi yöntemin uygulanması gerekebilir.

Sonuç

Diyabetli hastalar tanı konulur konulmaz, herhangi bir görme şikayetleri olmasa bile göz doktoruna gönderilmeli ve yılda bir kez göz dibi muayenesi tekrarlanmalıdır. İster retinopatili isterse retinopatisiz olsun, diyabetli hastada düzenli olarak tam bir göz muayenesi yapılması çok önemlidir.

Retinopati ortaya çıktıktan sonra göz dibi muayenesinin -retinopatinin şiddetine göre- 3 ile 6 ayda bir tekrarlanması hastanın lehinedir.

Buluğ çağı ve sonrasında 4-6 ayda bir göz dibi bakılmalıdır.

Hamilelik ve bir yıl sonrasında, önceden retinopati yoksa 4 ayda bir, varsa 2 ayda bir takip önerilir.

Şeker hastalarında şeker hastası olmayanlara göre katarakt 2 kat sık görülmektedir. Kataraktı ilerlemiş hastalarda göze anjiyografinin ve lazer tedavisinin yapılabilmesi için kataraktın alınması gerekmektedir.

Ancak katarakt ameliyatından sonra retinopati hızlanabileceğinden kontrollere çok önem verilmesi gerekir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*