Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Diyabetle Baş Etmenin Yolları

Diyabetle Baş Etmenin Yolları

Paylaş

Uz. Dr. Murat GörgülüTürkiye’de yaklaşık 3 milyon insanın sorunu olan diyabet, yaşam kalitesini düşürdüğü gibi ölümle sonuçlanabilen ağır durumlara da neden olur.

Uz. Dr. Murat Görgülü
İç Hastalıkları Uzmanı

Kan şekeri kontrolünün sağlanmaması kısa ve uzun dönemde ciddi sağlık problemleri oluşturabilir. Diyabet duygu durum değişiklikleri, ağlama krizleri, unutkanlık, koma, el, kol, yüz uyuşması, çarpıntı, titreme, soğuk terleme ve acıkma hissi, göz bozuklukları bulguları bulguları ile kendini hissettirir. Böbrekleri de olumsuz etkileyen diyabetin başlangıç yaşı, ırk, diyabetin süresi şiddetini değiştirir. Yüksek tansiyon, yüksek kolestereol, sigara gibi risk faktörlerinin varlığı böbrek tutulumunu azaltır.

Halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen “Diyabetes melitus”, erken yaşlarda başlayarak insülin kullanımı gerektiren Tip 1 diyabet ve nispeten daha geç başlayıp erken dönemde insülin kullanımı gerektirmeyen, ilaçlar ve diyetle kontrol edilebilen Tip 2 diyabet olarak ikiye ayrılır. Her iki tipte de amaç, hastanın açlık ve tokluk kan şekerlerinin noırmal sınırlar içinde tutulmasıdır. İyi kontrol edilmeyen diyabetli hastalarda vücudun metabolik düzeninin bozar. İlerleyen dönemlerde birçok iç organı etkileyen yapısal bozukluklar ile erken başlayan, hızlı seyreden ve yaşamsal organları ilgilendiren damar sertliği ve tıkanıklığı gelişerek, sakatlık ve ölümle sonuçlanabilen ağır durumlar oluşturabilir. Diyabet hastalığının iyi kontrol edilmemesinin sonucu oluşabilecek komplikasyonlar, akut (kısa süre içinde gelişen) ve kronik (daha uzun sürede gelişen) olarak başlıca ikiye ayrılır.Akut komplikasyonlar, daha çok kan şekeri kontrolünün kısa sürede bozulmasına bağlı; yeni başlamış, tanı konulamamış diyabetlilerde ya da tedavinin yan etkisi olarak gözlenir.

Başlıca akut komplikasyonlar şunlardır:

Şeker yüksekliğine ve kullanılmamasına bağlı kanda asit artışı (diyabetik ketoasidoz): Genellikle Tip1 diyabetli hastalarda, yeni başlamış diyabetli çocuklarda ya da bilinen diyabetik hastada ek bir travmaya bağlı olarak gelişen ağır bir tablodur. Ameliyat, enfeksiyon, bilinçsiz idrar söktürücü veya kortizonlu ilaçların kullanımı, sıvı kaybı, gebelik gibi durumlar insülin gereksinimini arttıracağından ketoasidoza zemin hazırlar. Temel bozukluk, yetersiz olan kan insülin hormonu nedeniyle vücudun ve hücrenin enerji gereksiniminin glukozdan sağlanamaması ve çeşitli, mekanizmalarla vücuttaki yağların enerji verecek şekilde dönüşümünün yapılmasıdır. Yağların enerji kaynağı olarak kullanılma mekanizması sonucunda vücutta büyük zehir etkisi yapan aseton asetik asit deriveleri oluşur, aseton da bunlardan birisidir. Komadaki hastanın bilinç düzeyi her aşamada olabilir, hızlı ve derin soluk alıp verir, buna asidotik solunum tipi adı verilir. Hastanın kasları ve derisi gerginliğini kaybetmiş olarak görülür;genellikle karın ağrısı vardır, soluğu aseton kokar. Kan gazında asidoz, idrarda keton ve kan şekeri yüksekliği tanıyı koydurur. Hastaya acil olarak kaybettiği sıvı ve elektrolitlerin verilmesi ile düzenli olarak kilosuna göre insülinli dextroz infüzyonu yapılır. Tedavi edilmezse hastada toksit tablo ağırlaşır ve ölüm gerçekleşir. Kanda asitli madde artmadan sıvı kaybına bağlı yoğunluk artışı (Nonketotik hiperosmolar koma): Özellikle diyabetik olduğunu bilmeyen yaşlı hastalarda çok yüksek kan şekeri nedeniyle aşırı sıvı kaybına bağlı olarak gelişen ve kan tuzlarında da orantısızlık oluşması sonucu oluşan bir tablodur. Hastalarda başlıca sıvı kaybının yol açtığı klinik tablolar gelişir, bu tablolar çok hafiften, ağıra kadar değişebilir. Halsizlik, ağız kuruması, bilinçte dalgalanmalar, bazen bilinç kapanıklığı, çarpıntı, hafif ateş, tansiyon düşüklüğü başlıca klinik bulgulardır. Bu hastalarda da genellikle olayı tetikleyen bir durum olabilir, kartizonlu ilaç, idrar söktürücü kullanımı, aşırı beslenme, enfeksiyonlar koma başlangıcına neden olabilir. Hastaya uygun sıvı ve elektrolit tedavisi verilmesi, erken dönemde insülin kullanılarak kan şekeri kontrolünün sağlanması bu tip komanın tedavisini oluşturur. Laktik asit koması: İnsan enerji metabolizmasının ürünlerinden biri olan laktik asit karaciğere ve böbrek tarafından yeniden glukoza çevrilerek enerji olarak kullanılır ya da çeşitli metabolik olaylar sonucunda su ve Co2’ye dönüştürülerek vücuttan atılır. Özellikle ağızdan diyabet ilacı kullanan yaşlı hastalarda, bazı şeker düşürücü ilaçların yan etkisiyle zamanla oluşan kalp, böbrek, karaciğer yetersizliği nedeniyle vücutta biriken laktik asitin dönüşümü ve atılımının aksaması sonucu vücutta düzeyi artmaya başlar. Çok tehlikeli bir koma türü olan laktik asidoz komasının tanısı ve tedavisi de oldukça zordur. Tanı kesin olarak kanda laktat düzeyinin 5 mEq/I’nin üzerinde olması ile konulur; hastada asidotik solunum, değişken bilinç bozukluğu, karın ağrısı, bulantı ve ağır koma hali gözlenebilir. Tedavide en önemli basamak, neden olan etkenin ortadan kaldırılmasıdır. Kalp yetersizliğinin, böbrek yetersizliğinin tedavisi ya da neden olan ilacın kesilmesi gibi, daha sonra hastanın sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanması, kan şekerinin insülinle ayarlanması ve asidozu düzeltmek için bikarbonat uygulaması yapılır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla