Anasayfa / Doğuran Mı Büyüten Mi Anne?

Doğuran Mı Büyüten Mi Anne?

Paylaş

Dr. Tuğrul AbacıoğluSperm ve yumurta hücreleri bakımından yetersiz olan çiftlerin, genç kadından alınan yumurta hücresi veya erkekten alınan sperm hücresi ile gebelik şansı yani donasyon yöntemini deneme şansı var.

Dr. Tuğrul Abacıoğlu
Jinekolog

Kelime anlamı bağış olan, çiftin gebe kalması sağlayabilen işlemin her iki şekli de bugün için ülkemizde (kadın veya erkek yumurta hücrelerinin bağışı) yasal olarak mümkün değil. Ülkemizde çocuk sahibi olmak isteyen aile ve yetkililer arasındaki tartışma iki ana başlık altında toplanıyor; Doğuran mı yoksa büyüten mi annedir ?

Teknik olarak kadında yumurta donasyonu; herhangi bir tıbbi ve kısırlık problemi olmayan kadınların yumurta hücrelerinin yardımcı üreme teknikleri ile elde edilerek başka bir kadın için kullanılması veya erkekte de hiç sperm olmaması durumunda erkeğin spermlerinin kullanılarak gebelik elde edilmesi işlemidir. Bu yöntemde verici kadından elde edilen yumurtalar alıcı kadının eşinin spermleri ile ya da verici erkeğin spermleri kadınının yumurta hücreleri ile döllendirilip, döllenen yumurtalar (embriyo) kadının rahmine yerleştirilir. Bazı ülkelerde bu tür uygulamalar sıkı denetleme ve yasal çerçevelerle yapılabilmektedir.

Donasyon yolu ile bebek sahibi olmak için kadında;
• Hiç adet görmemiş ama rahim içi mukozasının iyi olduğuna karar verilmesi,
• Kemoterapi veya radiyoterapi sonucu yumurta hücrelerinin kayıp olması cerrahi yollarla yumurtalıkların alınması veya sebebi bilinmeyen nedenlerle erken menapoz olması,
• Daha önceki denemelerinde az veya hiç yumurta elde edilememesi,
• Adetin 3. günü yapılan FSH değerinin 15 ve üzerinde olması,
• Birçok başarısız IVF denemesi olan ve gebelik elde edilememesi.
Erkekte;
• Hiç sperm bulunamaması, az bulunması yapılan aşılamalarla gebelik elde edilememesi,
• Mikrotesa yöntemi ile sperm bulunamaması,
• Sperm morfolojisindeki bozukluklar nedeniyle denemelerde başarısızlığa uğrayan, özellikle burada kesin morfolojik bozukluk için iyi bir androloji merkezi tarafından karar verilmiş olması.

DONÖRE CİDDİ BİR PROTOKOL İMZALATILMASI ŞART
Yumurta donasyonu; Türkiye de yasak olan bu süreç çocuk sahibi olamamış ailelerde özellikle genç donörler kullanılması nedeniyle başarı oranı yüksek bir tedavi olanağı sunmaktadır. İşleme başlamadan önce erkek ve kadının aklına gelebilecek tüm sorulara cevap verilmesi gerekir. İlk bakışta Donor–verici –kişinin aileyi ilerideki dönemde rahatsız edebileceği ve bebek genetik açıdan vericiye ait gibi düşünülebilir. Verici kişiye gelecekte aileyi hukuken rahatsız etmemesi ve hiçbir koşulda ilişkiye girememesi için ciddi bir protokol imzalanır.

DONASYON YÖNTEMİ ÜLKEMİZDE YASAK
Bu konuda yapılan çalışmalarda yıllarca bebek özlemi ile merkez merkez dolaşan ailelerin donasyon yolu ile bebeklerine kavuştuklarında normal yolla gebe kalan ve doğuran ailelerden hiçbir farklı duygulara sahip olmadıkları görülmüştür.

Donasyon konusunda benim yaklaşımım; doğuran değil büyüten annedir.
Ülkemizde sperm ve yumurta bağışının Sağlık Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığınca yasak olduğu bildirilmiştir. Konu ile ilgili yasal, dini ve ahlaki tartışmalar tüm dünyada sürmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından yayınlanan Üremeye Yardımcı Tedavi (ÜYTE) Merkezleri Yönetmeliği’ne göre, “Üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinde uygulananlardan alınan yumurta ve spermler ile elde edilen embriyonların bir başka maksatla veya başka adaylarda, aday olmayanlardan alınanların da adaylarda kullanımı yasaktır” ve Diyanet İşleri Başkanlığı da, başka insanlardan alınan sperm veya yumurta hücresi ile gebe kalma yönteminin caiz olmadığını bildirmiştir.

Çocuk sahibi olmayı ileri yaşlara ertelemek problemlere yol açtığı gibi erken çözümü de engeller. Türkiye’de yasak olduğu için Belçika, Yunanistan, Girit, Kıbrıs gibi yakın ülkelerde donasyon yolu ile bebek sahibi olmaya çalışan birçok Türk aile var.

ÜLKEMİZDEKİ YASAL BOŞLUKLAR

Mevcut yasalara göre, ” Çiftlerin rızası olsa bile, farklı bir erkeğin spermi ile dünyaya gelen bir çocuğun, soy bağı taşımadığını kabul etmekte, çiftler başkalarının kanını taşıyan bir çocuğu kabul etseler bile, bu hukuka aykırı bir kabuldür. İleride bir boşanma söz konusu olduğunda babanın çocuğun kendisinden olmadığını ispatlayabilir. Ölüm halinde mirasçıların da itiraz hakları doğabilir. Acaba doğan bebeğe gerçekleri anlatmadan ve kimseye söylemeden O’nu yetişirmek ne kadar etik olur ?

Bu soru işaretlerine rağmen pek çok aile tüp bebek merkezlerinin kapılarında bekliyor.

Yumurta vericisi nasıl seçilir?
• Mümkün olduğunda yaşı genç bir kadın veya erkek olmalı
• Ailesinde genetik ,doğumsal bir hastalık olmamalı
• Bulaşıcı hastalık olmamalı
• Donor, merkez tarafından dikkat ve itina ile seçilmeli ayrıntılı bir sağlık muayenesinden geçirilmelidir.
• Mümkünse anne veya babaya fiziksel olarak saç göz rengi olarak benzemeli
• Mümkünse kan grupları en azından anneye benzemelidir.

Riskleri
Aileye genel tüp bebek riskleri anlatılmalı. Donasyon sikluslarında elde edilen gebeliklerin yaklaşık yüzde 15’inde düşükle sonuçlanır ve yüzde 18-23 oranında da çoğul gebelikler oluşabilir.

Donasyon İşlemi
Çifte de tüm bulaşıcı hastalık taraması, kadının ayrıntılı bir jinekolojik ultrason muayenesi, gerekli ise rahim filmi ya da histreskopi ile rahim içi mukozası değerlendirilmelidir. Erkeğin spermleri ayrıntılı araştırılmalı, sperm yoksa sadece ayrıntılı bir sağlık muayenesi yeterlidir.

Yumurta donasyonu siklusu
Verici kadın yumurtalarının geliştirilmesi için tedaviye başlandığı anda alacı kadın gitgide artan dozlarda östrojen hormonu kullanmaya başlar. Vericinin yumurtaları toplandığı gün de alıcının eşi sperm örneği verir ve bu şekilde laboratuar ortamında döllenme işlemine başlanır. Genel anestezi altında yumurta toplama işlemi yapılır. Bundan bir gün evvelinde alıcı olan kadın progesteron hormonu kullanmaya başlar. 3-5 gün sonra 2 embriyo rahim içine yerleştirilir. Transfer işleminden sonra progesteron ve östrojen hormonlarını kullanılmaya devam eder. Embriyo transferinden 12 gün sonra gebelik tahlili yapılır ve kandan gebelik testi yüksek çıkarsa 12.haftaya kadar aynı hormonlar kullanılmaya devam edilir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*