Anasayfa / Eğitim-Öğrenim / Ergenlik, Okul, Pandemi Üçgeni

Ergenlik, Okul, Pandemi Üçgeni

Paylaş

Meraklı ve dağınık; cesur ama tekinsiz. Yerçekimsiz bir dünyanın sakinleri ergenler. Ansınız bastıran Covid-19 pandemisi başlangıçta üşengeç ergenlere heyecanlı bir bilim kurgunun ilk sahnelerini anımsatsa da uzun vadede en kıymetli şeylerine, özgürlüklerine aldıkları ağır darbeyle sarsıldı. Pandemi ve uzaktan eğitim (ya da uzaktan hayat) çocuk-ergenlerin ruhsal dünyalarında yepyeni boyutlar açtı.

Uz. Psk. Dnş. Elif Kaleli

Kültür Fen Koleji

Alışageldiğimiz gündelik hayat pandemi sürecinde artık yerini daha korunaklı ve daha kontrollü bir yaşam biçimine bıraktı. Covid-19 virüsü tarihteki en bulaşıcı salgınlardan birine neden olurken aynı zamanda psikolojik sağlamlığımızı da derinden sarstı. Sokağa çıkma yasakları, sosyal izolasyon bir anda yaşamın dört duvar arasında sıkışmasına sebep oldu. Çocuk ve ergenler için ihtiyaç duydukları olmazsa olmaz akran ilişkileri gelişimlerinin ana unsuruyken bir anda çemberin dışında kaldı.

Pandemisiz ergenliğimizi hatırlayalım…

Okul sadece kuru bir öğrenme mekânı değil aynı zamanda bir yaşam alanıdır. Yani ilişkiler yumağı. Ergen ve çocuğun bu ilişkiselliğe ihtiyacı vardır. Özellikle yaşı itibarıyla aileyle konumunu mesafelendiren ergen için asıl ilişki merkezi arkadaşları yani ait olduğu grup dinamikleridir. Günümüzde her ne kadar sanal ortamda ilişki kurdukları gözlemlense de ergenin gerçek ve bir anlamda organik ilişki kurmaya ihtiyacı hala fazlasıyla mevcuttur. Uzaktan eğitim nihayetinde öğrenmenin gerçekleşmesi için mekanik bir düzenektir. Ve düzeneği başarıyla kurmak da maharettir. Fakat eğitim bileşeni sadece öğretim olan bir etkinlik değildir. Dolayısıyla okulla ilişkisi sınırlanmış ergenin aynı zamanda gelişimi de sınırlanmıştır. Evle kısıtlı kalan ergen için odası artık mahrem alan olmaktan çıkmış, sınırlar karışmış ve ebeveyni tarafından 24 saat gözaltında tutulan bir şüpheliymiş gibi (bir ergenin ifadesi) kendisini hissedebilmektedir. Bu ruh hali ergeni daha öfkeli, gergin ve hatta daha dağınık kılacaktır. Özellikle evde yaşanan alan işgalleri her bir aile üyesi için elbette katlanılmaz olacaktır. Ancak unutmamak gerekir ki, elektrik hattını bizzat kendi döşese de bu hatta en fazla risk altında olan yine ergenin kendisidir. İyisi mi biz yetişkinler biraz da kendi ergenliğimizi hatırlaya çalışalım. Üstelik pandemisiz ergenliğimizi…

Ergenlik en gizli öykümüzdür…

Bir şarkı melodisi, bir dize, bir sokak ismi ya da dünya haritasında rastgele işaretlenmiş bir ülke. Olmadık zamanlarda kendini hatırlatan kâğıt kesiği gibi tatlı ekşi bir acı. Aslında konumuz aynı, takvimler farklı. Hasılı ergen ve yazgısı tarih, kimlik ve koşullar her ne kadar farklı olsa da aslında değişmez. Ergenlik, hepimizin kendimize sakladığı en gizli öykümüzdür. Kimseyi bulamadığında aynadaki aksiyle kavga eden huysuz ve hassas kalp, elbette albümünüzdeki o sivilceli çocuğa aittir. Hatta pek çok kişi lise yıllıklarını köşe bucak saklar. ‘O halde’ görülmek istemez.  Zira ‘O hal’ dedikleri aslında tam anlamıyla bir OHAL’dir. Ergenin bir türlü anlamlandıramadığı olağanüstü olayların ‘öznesi’ haline geldiği, başka hiçbir döneme benzemeyen OHAL, pandemiyle birleşince oturma odanıza ağzında ateş toplarıyla bir ejderha düşebilir. Üstelik özgürlüğü kısıtlanmış ejderha başka hiçbir şeye benzemez. Unutmayın ki bu bir dayanıklılık sınavı. Covid-19 pandemisi adeta tüm dünyanın sabrını deniyor. Acıyla, gerginlikle hayatta kalma mücadelesi veriyor insanlık. İletişim işte böyle günler içindir. İletişimin bir mucizesi varsa o da karşımızdakini dinlemek ve dinlenildiğimizi hissetmektir. Adeta beş duyumuzla dinlemek. Duyarak, görerek, hissederek, duyarak ve lezzetini alarak…

Ergen dinlendiğinden emin olmalı…

Her bir kelimenin, ses tonunun ve ‘kişiye özel bir duygu ifadesi’ taşıyan o anın içinde tüm varlığımızla bulunarak dinlemek karşımızdaki kişinin size olan güvenini yükseltecektir. Hangi yaştan olursak olalım etkin dinlemek bizi daha çözüm odaklı, empatik ve mutlu kılacaktır. Karşımızda kişinin bizi duygularını açacak kadar önemsemesi bir ayrıcalıktır. Kriz anlarını herkes farklı yaşayabilir. Kaygı düzeyimiz farklılık gösterebilir. Karşımızdaki kişinin endişe, panik, içinde bulunduğu zorlu ruh halini ebeveyn, öğretmen, danışmanlarıyla paylaşabilmesi için önce dinlendiğinden emin olması gerekir. Hepimizin dinlendiğimizden emin olmaya ihtiyacımız vardır. Aksi halde boşluğa konuşma hissi herkes için yaralayıcı ve değersiz hissettirici bir durumdur.

Daha fazla anlayış, diyalog ve empati…

Özellikle Covid-19 pandemi sürecinde yaşadığımız en güçlü duygulardan biri; yerinden edilmişlik oldu. Okullarından edilen ergen ve çocuklar; işlerinden edilen yetişkinler, baba-anne-torun ve kısıtlı sosyalliklerinden edilen yaşlılarımız… Bir yönüyle aslında dünyamız yas tutuyor. Ve yas sürecinin sağlıklı atlatılabilmesi yaşamın geri kalanında huzurlu bireyler olabilmemiz için çok önemli. Yas dönemleri aynı zamanda dayanışmanın en çok önem kazandığı dönemlerdir. Kayıp yaşayan kişinin en savunmasız ve yalnız olduğu dönemlerdir. Bizler Covid-19 pandemisi geçene kadar eski yaşantımıza geri dönemeyeceğimizi artık biliyoruz.

Her zamankinden daha fazla anlayışa, diyaloğa ve empatiye ihtiyacımız var. Bir aileye, okula ya da bir sınıfa mensup olmanın belki de en keyifli ve keyifsiz taraflarını aslında kalabalık içinde yaşarız. Herkes bir aradayken duygu iklimi pozitifse herkes çok eğlenir. Ama grup iklimi negatifse o vakit çatışmalar kendini gösterir. Bizi yaşam alanlarımızdan eden pandemiye karşıya aile, okul ve diğer sosyal gruplarımızla birlik olmalıyız. Belki de en gizli öykülerimizi kendimize hatırlatarak; en çok ergenlerimizle barışmalıyız.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla