Sağlık ve Yaşam Dergisi
Şifrenizi mı unuttunuz? Kayıt ol
  • Increase font size
  • Default font size
  • Decrease font size
  • default color
  • green color
  • red color
Üye Girişi
GRİP ( İNFLUENZA ) Yazdır

Salı, 01 Mart 2011 09:30

GRİP  (  İNFLUENZA  ), soner dileklen, virüs, influenza a, b, c, domuz gribi, H1N1, bulaşıcı, bağışılık sistemi, beta glukan, c vitamini, hapşırmaGrip tüm dünyada ve ülkemizde her yıl düzenli enfeksiyonlara yol açan;  dönemsel olarak da salgınlara neden olan virütik bir hastalıktır.

Dr. Soner Dileklen

İç Hastalıkları  Uzmanı

Yaklaşık 500 milyon kişi her yıl gribe yakalanmakta, bu hastalardan 3–5 milyon kadarının hastane yatışı gerektirecek kadar hastalığı ağır seyrederken, vakalardan 250 bin–500 bini ise ölümle sonuçlanmaktadır. Grip mevsiminde birçok insan işinden olmakta, çok yaşlı insanlar ve altta yatan hastalığı olanlarda öldürücü olabilmektedir.

ETKEN

Grip, influenza A, B, ve  C  viruslerinin neden olduğu viral bir infeksiyondur. İnsanlarda yaygın hastalığa yol açan influenza A virusudur. İnfluenza  B virüsü çok hafif seyreden salgınlara neden olmadan  devam eder.  İnfluenza A ve B virusleri, hemaglutinin (H) ve nöraminidaz (N) olarak isimlendirilen glukoprotein yapısında iki yüzey antijenine sahiptirler. İnsanlarda yaygın hastalığa yol açan influenza A viruslerinde hemaglutinin’in (H1, H2, H3) ve nöraminidaz’ın (N1, N2) alt tipleri tanımlanmıştır. Alt tiplerde antijenik shift ve antijenik drift olarak isimlendirilen değişiklikler sonucu yeni virüs tipleri ortaya çıkmaktadır. Değişikliğin büyüklüğüne göre büyük salgınlar  veya  küçük lokal salgınlar ortaya çıkmaktadır.

İnfluenzaya benzer ilk pandemi 1580'de yaşanmıştır. O zamandan bu yana 31 muhtemel influenza pandemisi bildirilmiştir. Tarihi örneklere dayanılarak influenza salgınının normalde her yüz yılda 3–4 defa ortaya çıkması beklenebilir. Sadece influenza A tipi pandemi yapmaktadır ve pandemik suşlarda antijenik kayma (shift) ortaya çıktığı gözlenmiştir. Böylece 20. yüzyılda, 1918- 1919 influenza pandemisi  (İspanyol gribi )(H1N1) 20 milyon insanın ölümüne neden olmuş, bunu dünya çapında 40-50 milyon ölüme sebep olduğu tahmin edilen, 1957 – 1958  ( Asya gribi – 70000 kişi ölüm) (H2N2) ve 1968 – 1969 ( Hong Kong 34.000 kişi ölüm ) (H3N2) ve 1977 de ( Rus gribi  25 000 kişi ölüm ) ( H3 N2 ) salgınları izlemiştir.

Domuz gribi ise A (H1N1) tipi virüsten kaynaklanan, insanlarda hastalığa yol açan viral bir hastalıktır. Hastalık ilk kez Meksika ve ABD’de görülmüş ve daha sonra birçok ülkeye yayılmıştır.

EPİDEMİYOLOJİ

İnfluenza A virusu insan ve domuz, kuş, at gibi hayvanlarda, influenza B sadece insanda, influenza C virusu ise insan ve domuzlarda hastalık oluşturmaktadır. Sadece hayvanlarda hastalık oluşturan influenza A virusunun alt tipleri de vardır. Bunun en bilinen örneği kuş gribidir. Son yıllarda bu virusun insanlara da bulaşabildiği gösterilmiştir. Bunlar az sayıda vakalar olmakla birlikte, büyük salgınların olmasından endişe edilmektedir.

20. yüzyıldaki influenza pandemileri milyonlarca kişinin ölümüne, sosyal sarsıntılara ve derin ekonomik kayıplara yol açmıştır. İnfluenza konusunda uzman olan kişi ve kuruluşlar, muhtemel bir pandemiden söz etmekle birlikte, zamanı konusunda bir şey söyleyememektedirler.

Son iyimser senaryolara  göre de, çok kısa bir zaman dilimi içinde dünya çapında 233 milyon hasta polikliniklere  başvuracak, 5.2 milyon hasta hastaneye yatacak ve 7.4 milyon da ölüm gerçekleşeceği ön görülmektedir.

BULAŞMA

Grip, hastalığa yakalanmış kişinin hapşırma, öksürme ve konuşma sırasında havaya saçtıkları virus içeren damlacıkların solunması ile bulaşır. Bu damlacıklar birkaç saat boyunca havada kalabilir ve insanlara hastalığı bulaştırabilir. Virüs aksırık ve öksürük ile havaya çıktıktan sonra 1-2 metre çevresindekileri enfekte etme şansına sahiptir. Virüs el ve  yüzde 2 saat , düz yüzeylerde 2 güne kadar canlı kalabilmektedir. 

Virüs bulaşmış kişiler, hastalık belirtileri göstermeden 1 gün öncesinden çok uzunca bir süre bu virüsü yayabilirler. (7 gün ve daha fazla bir süre boyunca). Bu nedenle henüz sağlıklı gözüken kişilerden bile hastalık bulaşabileceğini unutmamak gerek.

Bu nedenle okul, iş yeri gibi kalabalık ortamlarda bulunan kimseler özellikle risk altındadır. Virus ile kontamine el ve cansız nesnelerle temas sonucu da hastalık bulaşabilir, fakat bu olasılık daha azdır. Hastalık dünyanın her bölgesinde ve her yaşta görülebilir. Okul çağındaki çocuklar gibi kalabalık ortamlarda bulunanlarda hastalığa yakalanma oranı yüksek iken, yaşlılarda ve altta yatan hastalığı olanlarda gribe bağlı ölüm oranı yüksektir.

Salgınlar ılıman iklim kuşağında, kuzey yarım kürede Ekim-Nisan ve güney yarım kürede Mayıs-Eylül aylarında görülür. Tropikal bölgelerde tüm yıl boyunca saptanabilir.

KLİNİK  BELİRTİ VE BULGULAR

Grip şikayetleri tipine göre değişmekle birlikte 1 -4 günlük  bir kuluçka döneminden sonra birdenbire başlar.  Semptomlar:

1.Ateş  : 38-39 derece üstüne çıkar ve ateş düşürücü ilaçlara dirençlidir. Ateş  3-4 gün sürer

2.Kas ve eklem ağrısı :  Sık görülen şikayettir. Kişiler genel olarak yataktan kalkmak istemezler. 2-3 gün şiddetle devam edip azalarak 1 haftada kaybolur.

3.Nezle ve öksürük : Sık saptanan  semptomlardandır. 3-4 gün devam eder.

4.Boğazda yanma ağrı

AYIRICI TANI :

Ayırıcı tanıda bizi en çok yanıltan  soğuk algınlığıu ile olan benzerlikleridir.

 

SOĞUK   ALGINLIĞI

GRİP

Ateş

nadir

38-39°

Başağrısı

nadir

sürekli

Genel ağrı ve sızı

Az

genellikle

Yorgunluk

hafif

2-3 hafta

Tıkalı burun

genellikle

bazen

Hapşırma

genellikle

bazen

Boğaz Ağrısı

genellikle

bazen

Öksürük

nadir

genellikle

Komplikasyonları

sinüzit ve kulak ağrısı

bronşit, zatürre

Engellemek

hiç bir şey yapılamaz

Aşılama ve antiviral ilaçlar

Tedavi

belirtiler geçici olarak ortadan kaldırılır.

Belirtiler görülmeye başlandıktan sonraki ilk 48 saatte antiviral tedavi başlanması ve belirtileri gidermeye yönelik tedavi

KOMPLİKASYONLAR

Grip hastalığında en sık rastlanan konplikasyon zatürre yani pnomonidir. Özellikle 65 yaş üstünde 5 yaş altında  kronik hastalıkları olan  kişilerde daha sık olarak saptanır.

İnfluenza ile ilişkili komplikasyon ve mortalite riski yüksek olan gruplar;
*65 yaş ve üzerindekiler,
*Huzur evinde kalan veya kronik bakım verilen bir sağlık ünitesinde kalan her yaştan kişiler,
*Kronik akciğer ve kalp hastaları, Şeker hastaları
*Uzun süreli aspirin tedavisi verilen 6 ay-18 yaş arası çocuklar,
*Kronik böbrek ve metabolik hastalığı olanlar, bağışıklık yetmezliği olanlar,
*Yüksek riskli gebeler.

TANI

Tanı, boğaz sürüntüsü, burun akıntısı, balgam gibi örneklerde virusun saptanması veya kanda hastalığa karşı gelişen antikorların saptanması ile konabilir. Bu yöntemler zaman alıcıdır. Ancak aşı üretimi, salgına neden olan suşların saptanması açısından araştırma amacıyla yapılması gereken testlerdir.
Bir salgın sırasında genellikle klinik bulgular ile tanı koymak kolaydır. Ancak son yıllarda hızlı tanı testleri de geliştirilmiştir. Bu testler ile klinik örneklerden dakikalar içinde virusun antijenleri saptanabilmektedir. Bu sayede tedavi kolaylıkla yönlendirilebilmektedir.

TEDAVİ

Yatak istirahati, bol sıvı alımı, ağrı kesici ve ateş düşürücüler, öksürük kesiciler gibi ilaçlar ile semptomatik tedavi önerilir. Komplikasyonlar yakından takip edilmeli ve uygun şekilde tedavi edilmelidirler.

Hastalık başladıktan sonra  tedavide en önmeli konu bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir. Bu  nedenle ilk olarak bilimsel kantlanmış BETA GLUKAN  kullanımının düzenli olarak yapılması buna yardımcı olarak  1 gr  C vitamini takviyesi kullanılması uygundur.
Amantadin ve rimantadin influenza A’nın tedavisi ve proflaksisinde uzun yıllardır kullanılan antiviral ilaçlardır. Zanamivir ve oseltamivir son yıllarda kullanıma sunulmuş influenza A ve B’ye karşı etkili ilaçlardır. 36-48 saat içinde başlandığında semptom süresini kısalttıkları ve komplikasyonları azalttıkları saptanmıştır

KORUNMA

Grip virüsünün vücuda girmesi ile başlayan bulgular genellikle 7-10 günde iyileşme ile sonuçlansa da bazen sinüzit bronşit veya zatürre gibi bazı ciddi enfeksiyonlara yol açabilirler. Bu nedenle gripten korunma çok önemlidir. Özellikle grip salgınlarının yaygın olduğu sonbahar ve kış aylarında alacağınız basit önlemler ile gripten korunabilirsiniz:
*Dengeli beslenin
Vücudun ihtiyacı olan protein karbonhidrat yağ ve vitaminler yeterli olarak alınmazsa vücut direnci düşer ve solunum organları mukoza hücreleri de bu durumdan etkilenir.
*Yeterli miktarda su için
Solunum mukoza hücrelerinin nemli olması virüs taşıyan damlacıkların etkisine karşı direnci sağlar. Bu nedenle özellikle su içme ihtiyacının azaldığı kış mevsimi de dahil olmak üzere her dönemde günde 8-10 bardak su içilmesi faydalıdır.
*Düzenli spor yapın
Sağlıklı yaşamın bir parçası olan spor gripten korunmak için de çok önemlidir. Yetişkin biri için haftada 3 gün günde 1 saat olmak üzere spor yapılması faydalıdır.
*Stresten uzak durmaya çalışın
Stres vücut direncini azaltarak hastalıklara davetiye çıkaran en önemli etkenlerdendir. Bu nedenle çeşitli yollar ile stresten uzaklaşmak sağlıklı kalmayı da beraberinde getirecektir.
*Sigara içmeyin
Sigara da aynı stres gibi vücut direncini azaltır. Ayrıca virüs yüklü damlacıklar sigara içilen ortamlarda dumana yapıştıkları için hastalık yapıcı özellikleri artar.
*Kalabalık yerlerde kendinizi korumaya çalışın
Toplu taşıtlar sinema tiyatro gibi kalabalık yerlerde grip olan bir kişinin aksırması ile virüsler büyük bir hızla ( 160 km/saat ) hareket ederek 3- 4 metre uzağa yayılabilir. Bu nedenle özellikle bu tür yerlerde havalandırmanın iyi olmasına dikkat etmek temizliğe özen göstermek gibi basit tedbirler ile gripten korunabilirsiniz.
*Düzenli uyuyun
Bir gece uykusuz kalındığında virüslere karşı savaşan vücut hücreleri yarı yarıya azalmaktadır.
*Aşırı sıcak ortamlardan kaçının
Özellikle kış mevsiminde daha çok kapalı ve sıcak ortamlarda bulunmak solunum mukoza hücre zarlarının kurumasına neden olacağından virüslerin vücuda girişini kolaylaştırabilir.

*Bol C vitamini (1 gr ) ve  BETA GLUCAN   takviyesi yapılmalıdır

BETA GLUCAN  VE BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNDEKİ YERİ

Beta-Glukan "Saccharomyces cerevisiae" yani ekmek mayası hücre duvarından ekstrakte edilen polisakkarit lif yapısında bağışıklık sistemini güçlendiren tamamen doğal bir maddedir.



      Bağışıklık cevabını artırarak vücut savunma hücrelerinin patojenleri daha etkili şekilde yok etmesini sağlar ve sıklıkla hastalıkları önler, kişinin kendini daha sağlıklı hissetmesini sağlar. Özellikle virüs ve bakterilerin vücuda girmelerinden sonra ilk savunma gücü olan makrofajların  aktivasyonlarını  sağlar daha sonra da T ve B lenfositlerin  enfekte bölgeye göç etmesinde yardımcı olur.
 Oksijen kullanan her canlı; nefes alma işlemi sırasında 'Serbest radikaller' olarak bilinen moleküller üretirler. Serbest radikaller yaşam için gereklidir. Ancak kontrolsüz bırakılırsa hücreler daha çok serbest radikal üretir ve böylece hücrelerin savunma mekanizmaları daha yorgun hale gelir.
Serbest radikallerden tamamen uzak kalabilmek olanaksızdır. Böcek öldürücüler, endüstride kullanılan kimyasal maddeler, işlenmiş gıdalar, sigara dumanı, güneşin zararlı U.V ışınları veya alkolün vücuda girmesi vücudumuzda serbest radikallerin açığa çıkmasına neden olur. Ayrıca, zihin ile beden stres altında kaldığında da büyük oranlarda serbest radikal üretimi olur.
Kısaca serbest radikaller, bedenimizdeki hücreleri parçalayarak yaşlanmaya ve vücut direncimizin zayıflaması sonucunda da hastalıklara yol açan, tahrip edici moleküler yapılardır. Kısacası vucutta hücrteler düzeyinde yapının bozulmasına neden olabilen zararlı maddelerdir. Kanserde  basit grip enfeksiyonuna kadar birçok rahatsızlıkta olayın tetikleyicisi serbest radikallerdir.
Ekmek mayasından elde edilen doğal bağışıklık güçlendirici bir madde olan Beta-Glukan ise; vücudumuzu serbest radikallerin zararlı etkilerini yok etme gücüne sahiptir.  Böylelikle hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlayarak kişinin kendini daha sağlıklı hissetmesini sağlar.
Uzun süreli kronik stres de bağışıklık sistemini zayıflatıp, sağlığımızı tehdit eden durumlara neden olabilir. Bu da ;

  • Vücudun enfeksiyonlara karşı direncini azaltır.
  • İnsanların üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma olasılığını 3-5 misli artırır.
  • Kanser oluşumunda artışa sebep olabilir.
  • Genel vücut eklem ve kas  ağrılarını artırabilir.
  • Kalp krizi riskini artırır.
  • Yorgunluğa, halsizliğe  yol açar.
  • Metabolizmayı bozarak yaşlanmayı hızlandırır.

Doğal bağışıklık güçlendirici Beta-Glukan ;

  • Stres gibi bağışıklık sistemini zayıflatan faktörlere karşı vücut direncini artırır. Böylelikle hastalıklara karşı etkili bir koruma sağlayarak kişinin kendini daha sağlıklı hissetmesini sağlar.
  • Kronik stres nedeniyle vücut direnci zayıflamış ve buna bağlı olarak sık enfeksiyon geçiren kişilerde de vücudun hastalıkla mücadelesini kolaylaştırır.

             Yaşlılık çizgilerinin % 90'ının yaşam biçimi, hava kirliliği, alkol, sigara, güneşin U.V ışınları gibi çevresel faktörler etkisiyle oluştuğu blinmektedir. Aynı zamanda bu çevresel faktörler; vücudumuzda normal olarak oluşan  ‘Serbest Radikaller’in  dha da artmasına neden olur.

Derimiz; bağışıklık sistemimizin en önemli kısmını oluşturur ve derimizde bulunan, bağışıklık sistemimizin ilk hücreleri de diyebileceğimiz ‘Langerhans hücreleri ‘ U.V ışınlarının zararlı etkilerine karşı son derece duyarlıdır. U.V ışınlarıyla kısa süreli de olsa bir karşılaşma; derideki bazı Langerhans hücrelerinin kaybına yol açar ve bağışıklık cevabının oluşmasındaki ilk hücrenin tahribatı, bağışıklık sisteminin geri kalan kısmını da zora sokar.
Sonuçta; bronzlaşmış bir deride U.V ışınları; Langerhans hücrelerinin yok olmasına dolayısıyla bağışıklık sisteminin baskılanmasına sebeb olur. Dolayısıyla deri kanseri ve enfeksiyon sıklığında bir artış gözlemlenir.
Beta-Glukan ise ;

  • Derimizi; güneş ışınlarının açığa çıkardığı serbest radikallerden arındırarak cildimizdeki yaşlanma hızını azaltır.
  • Langerhans hücreleri (cilt savunma hücreleri )  üzerindeki özel yüzeylere bağlanarak özel maddeler salgılamasını sağlayarak, cildin yenilemesine yardımcı olur.
  • Beta-Glukan’ın birincil etkisi makrofaj aktivasyonu sayesinde özellikle yaşlanmış bir deride tamamen fonksiyonel savunma hücrelerini arttırarak hem cildin yeniden yapılanmasını sağlarken hem de vucudun enfeksiyonlara karşı direncini arttırırlar.
 

 

 

Facebook Like Box

.

Sağlık Güzellik Siteleri