Anasayfa / Gözleriniz Yıllara Meydan Okusun!

Gözleriniz Yıllara Meydan Okusun!

Paylaş

gözleriniz-yillara-meydan-okusun-300x1741Uzmanlar ileri yaş hastalığı olarak bilinen glokom, katarakt ve sarı noktaya karşı uyarıyor. Yaş ilerledikçe katarakt, glokom ve sarı nokta gözümüzü tehdit eden hastalıkların başında geliyor.

Prof. Dr. Kazım Devranoğlu

Göz Hastalıkları Uzmanı

Yıllar akıp geçiyor, yaş ilerledikçe pek çok sağlık problemi baş gösterebiliyor. Yaşlılığın ilk belirtileri ise çoğu zaman gözlerde başlıyor. Özellikle katarakt, glokom ve sarı noktanın ileri yaşlarda sık görülmekte, yaş ilerlerken göz sağlığının ihmal edilmemesi gerekmektedir.

Glokom 35’den sonra tehdit ediyor

Yaşlılarda ortaya çıkan rahatsızlıklardan biri “Göz tansiyonu” diye de bilinen glokomdur. Glokom, artan göz içi basıncının göz sinirine zarar vermesiyle oluşur ve göz siniri hasarlandığı zaman da kalıcı görme kaybına sebep olabilir.

Glokomun her insanda ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. Glokom her yaşta görülebilmesine rağmen sıklıkla 40 yaşından sonra görülen bir hastalıktır. Ancak ailede glokomu bulunanlarda, şeker hastalığı olanlarda, hipermetroplar ve miyoplarda risk daha fazladır. Bu nedenle 35 yaşında ve daha sonra 40 yaşında herkesin göz muayenesinin yapılması, risk bulunanlardaysa yılda bir kez kontrol edilmesi gereklidir. Çok sağlıklı veriler olmamakla beraber Türkiye’de teşhis edilmiş yaklaşık 100 bin glokom hastası vardır. Ama buna karşın, ülkemizde yaklaşık 400 bin civarında glokom hastası olması beklenir. Yani glokomu teşhis edilmiş olanlar tüm vakaların yaklaşık yüzde 25’i civarında.

Sarı nokta 50 yaş sonrası hastalığı

Sarı nokta hastalığının merkezi görmeyi bozan bir retina hastalığıdır. Sigara kullananlarda ve kalıtımsal risk taşıyanlarda hastalığın görülme riski daha fazladır. Görmemizin yüzde 90’ının meydana geldiği sarı nokta tabakasının işlevinin bozulması ile oluşan ve halk arasında 50 yaş sonrası hastalığı olarak bilinen sarı noktanın görülme oranı son yıllarda arttı. Görme kaybı, ani görme kaybı, cisimleri, çizgileri eğri veya kırık görme, görme kalitesinde bozulma, ışık çakması, renk görmede bozukluklar ve göz önünde karartıların sarı nokta hastalığının belirtisi olabilir.
Bu hastalık tedavi edilmediği takdirde görme oranı ileri derecede azalmaktadır. Hasta kitap-gazete okuyamaz, televizyon seyredemez ve araba kullanamaz hatta tek başına dışarı çıkamaz hale gelebilir.

Diyabete dikkat

Diyabet, insülin salınımı veya insülin etkisinin yetersizliği sonucu kan şekerinin artmasıyla kendini gösteren metabolik bir hastalıktır. Uzun süreli kan şekeri yüksekliği özellikle gözü olumsuz etkilemekte olup bu hastalığa diabetik retinopati adı verilir. Şeker hastalığına bağlı körlüğün en sık görülen nedeni ‘Diyabetik Retinopati’dir.Diyabet hastalarında kan şekeri kontrol altına alınmadığı takdirde ciddi görme kayıplarına ve ağrılı göz tansiyonu yükselmelerine neden olabilir. Diyabetik retinopati hastalığında erken teşhis önemlidir. Özellikle göz dibi muayenesi, retinada meydana gelen değişikliklerin erken safhada tespit edilmesini sağlar ve hastaya başarılı şekilde tedavi olma şansı sunar. Diyabet tanısı konulan hastaların 1 yıllık aralarla, 5 yılı geçen diyabet hastalarının 6 ayda bir, göz dibi problemi tespit edilen diyabetlilerin 3 ayda bir göz muayenesi olması gerekmektedir.

60 yaş sonrası katarakt riski

Katarakt Türkiye’de 60’lı yaşlardan sonra genel halk sağlığı sorunu olarak kabul edilir. Görmede azalma, renklerin soluklaşması gibi şikayetlerle ortaya çıkan katarakt, göz merceğinin saydamlığını kaybetmesi olarak tanımlanmaktadır. Genellikle yaşa bağlı olarak gelişen katarakt, göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Başka bir deyişle görüşün, buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuşçasına bozulmasıdır.
Kataraktın ilaçla veya gözlükle tedavi edilebilen bir rahatsızlık değildir. Kataraktın ilerlemesini durdurabilecek etkili bir yöntem yoktur ve oluşmuş bir kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Katarakt ameliyatında dikkat edilmesi gereken bazı önemli unsurlar vardır. Hekimin tecrübesi , göz içine konulan merceğin kalitesi ve ameliyat yapılacak hastanenin teknik donanım ve hijyen şartları ameliyatın başarısını doğrudan etkiler. Kalitesiz malzeme ve uygun olmayan hijyenik koşullarda yapılan bir ameliyat sonrasında gözde enfeksiyon ve farklı komplikasyonlar gelişebilir. Bu durum hastanın ikinci kez ameliyat olma ve görme yeteneğinde azalma riskini de beraberinde getirir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*