Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Güneşten Korunma

Güneşten Korunma

Paylaş

hastaGüneş yıllar boyu sağlık kaynağı olarak düşünülmüş, eşsiz gücü ve enerjisi, aydınlık sıcak yüzüyle zaman zaman kutsal bir konuma konulmuş, tapınılmış, başka zamanlarda da bize sağlık vermesi beklenip güneşlenerek kendisinden medet umulmuştur.

Prof. Dr. Ertuğrul H. Aydemir

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp. Fak. Dermatoloji Ana Bilim Dalı –  Deri ve Zührevi Hastalıklar Derneği Başkanı

Zaman zaman güneşin sağlık verme gücü iyice abartılarak biz doktorlarla rekabete bile sokulmuş “güneş giren eve bizim girmemiz yasaklanmıştır.” Fakat son 30-40 yıldır güneşin hem yaşlanmada ve hem de deri kanseri oluşumundaki etkisi kesin olarak saptandığı için, düşman diyemesek bile gücü kontrol edilemeyen bir dost olarak kabul edilmek zorunda kalınmıştır. Günümüzde artık güneşle ilişkilerimizi dozunda ve kıvamında tutmamız,  gerektiğinde de kendimizi korumamız yaşamsal bir önem kazandı.

Güneş ışığının derimize zarar veren kısmı ultraviyole (UV) bölümüdür. UV’nin Cdalga boyu olarak adlandırılan bir bölümü atmosferde özellikle ozon tabakası tarafından tutulmakta (en azından şimdilik!) ve yeryüzüne, dolayısıyla bizim derimize ulaşamamaktadır. UV’nin yeryüzüne ulaşan hem UVB ve hem de UVA dalga boyları deri kanseri ve deri yaşlanmasından sorumludur. Ayrıca bazı başka hastalıkları da başlatabilmekte veya alevlendirebilmektedir.

Çocukluk döneminde güneş yanıkları deri kanseri gelişimini kolaylaştırır

Güneşin deri üzerindeki uzun vadeli hasarları iki tür etkileşimin sonucunda ortaya çıkar. Bunlardan bir tanesi ani güneş yanığı oluşmasıdır. Burada kısa zaman dilimi içerisinde yüksek doz güneş ışığı alınmasıyla kızarma, şişme, su toplama vb. belirtilerle güneş yanığı dediğimiz tablonun ortaya çıkması söz konusudur. İlk andaki rahatsız eden yanık etkileri bir hafta içerisinde düzelse de derideki hücrelerde yaptığı yıkım kalıcı bozukluklara yol açar. Her güneş yanığı bu hasarla daha da artırmakta ve derinin renk hücrelerinde oluşan ve en habis deri kanseri olan “malin melanoma”nın gelişimi büyük ölçüde kolaylaştırmaktadır. İkinci tip etkileşim ise yanık yapmayacak ölçüde kolaylaştırmaktadır. İkinci tip etkileşim ise yanık yapmayacak ölçüde UV dozlarının sürekli alınarak birikim etkisi yapmasıdır ki esas olarak diğer iki tip deri kanserinin gelişmesinde ve hem de yaşlı deri görüntüsünün oluşmasında önemli rol oynar. Her iki tip etkileşimde melanom ve ham de diğer deri kanserleri gelişimini değişik ölçülerde etkiler.

Çocukluktaki güneş yanıkları deri kanseri gelişiminde çok etkilidir bu nedenle ilk 10 yaş içerisindeki korunma oldukça önemlidir. Kısaca, deri kanserlerinin tohumları önemli ölçüde çocuklukta atılır diyebiliriz. Bunun dışında da alınan her güneş ışığı enerjisi daha öncekilerin üzerine eklenerek hem deri kanserine yakalanma tehlikesini ve hem de deri yaşlanmasını artırmaktadır. Bütün bunları söyledikten sonra, bir “Aslan” burcu erkeği olarak güneş hakkında olumsuz şeyler yazmak çok zor gelse bile güneşin bizler için çok tehlikeli olduğunu ve özenle uzak durmamız, korunmamız gerektiğini vurgulamak zorundayım.

Güneşten korunmanın yolları

Güneş ışınlarından en ucuz ve etkili yol giyimdir. Kuru ve sıkı giysiler iyi korur gevşek dokulu giysiler ve ıslak giyecekler etkinliği azaltmaktadır. Geniş kenarlı şapkalar(en az 10 cm kenarlı, Meksika veya Çin, Kore vb. şapkaları gibi), şemsiye vb. gölge yapan kaynaklar, sınırlıda olsa biraz koruma sağlar. Ne var ki bu yetersiz bir korumadır. Duvardan, kumdan, sudan vb. yansıma, gölgelerin korumasını en fazla yüzde 50 civarında tutar. Güneşin en dik olduğu saatin iki saat önü ve arkası (Türkiye için 11.00-15.00 arası) en tehlikeli saatlerdir. Tatilcilere öğüdümüz bu saatler içerisinde güneş altında kalmamalarıdır. Dışarıda çalışanlar için ise bu öneriler anlamsız, hatta komik kalmaktadır. Yine de bu koşullarda dahi korunmalarının sağlanması gerekir. Giysilerle örtülmeyen el ve yüz gibi alanlarımız, deniz ve plajda ise mayonun dışında kalan alanlar kesinlikle güneşten koruyucu ürünlerle korunmalıdır( günperdesi sunscreen). Günperdelerinin ilk üretilenleri yalnız UVB’yi tutan ürünlerdi, UVA’nın etkileri fark edildikten sonra her ikisini de tutan ürünler yapıldı ki bugün piyasada bulunanların hemen hepsi bu gruptandır. Bu ürünleri kullanırken uygun koruma faktörlü ürünler seçilmelidir. 15 SPF’nin altındaki koruma faktörleri sağlık açısından yeterli koruma sağlamaz. Normal sağlıklı bir insan için 20-30 SPF(sun protecting factor=güneşten koruma faktörü) koruma faktörlü bir ürün gereklidir. Güneşin dik olduğu veya açık tenli insanlarda koruma faktörü daha da yüksek tutulmalıdır. İyi bir koruma için, açıkta kalan her alan düzgün ve eşit oranda ürünle kapatılmalıdır. Koruyucu, güneşe çıkmadan yarım saat önce sürülmeli, gündelik yaşamda üç dört saatte bir, plajda iki saatte bir yeniden sürülmelidir. Zaman geçtikçe koruma faktörü düşürülmemeli aynı etkinlik sürdürülmelidir. Dikkatli bir koruma hem deri kanseri olma tehlikemizi azaltır ve hem de erken yaşta derimizin kırışmasını önler. Güneş altında çalışmak zorunda olanlar için bu bu söylediklerimiz fantezi olarak görünse de, imkanları zorlasa da bela gelmeden önlem almak, belayla baş etmekten hem çok daha kolay hem de çok daha ucuzdur. Tatilciler içinse söylenecek şey “Sağlıklı bronzlaşmak yoktur, az hasarlı veya çok hasarlı bronzlaşma vardır”.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*