Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Hafızayı Silen Hastalık: ALZHEIMER

Hafızayı Silen Hastalık: ALZHEIMER

Paylaş

Henüz tedavisi olamayan ve yaşlılık hastalığı olarak bilinen Alzheimer genç yaşta ve daha sık görülmeye başlayınca dikkatleri üzerine topladı. 40-60 yaş arasındakiler aman DİKKAT! Orta yaş dönemindeki kilo, hareketsiz yaşam, depresyon, ciddi kafa travması geçirmek hastalık riskini artırıyor. Ortalama 7 yıl içinde kişiyi yatalak yapıp, hafızasını silen, son süreçte kişiyi yeni doğmuş bebek gibi bakıma muhtaç hale getiren hastalık için ‘Gündüz Yaşam Evleri’ ideal. Çünkü ancak bu sayede hastanın bakımını üstlenen yakını iş ve sosyal yaşamına devam edebilme imkânı buluyor.

Doç. Dr. Başar Bilgiç

İstanbul Tıp Fakültesi

Nöroloji Ana Bilim Dalı Üyesi

Türkiye Alzheimer Derneği Y.K.Ü

Küresel bir sorun olan Alzheimer hastalığının oluşumunda risk ve koruyucu faktörler yarışır. Koruyucu faktörler yarışı kazanırsa kişi sağlıklı yaşlanır ya da hastalığa daha geç yaşta yakalanır, risk faktörleri kazandığında ise Alzheimer olur. Türkiye hızla yaşlanan bir toplum, hasta sayısı hızla artarken, tedavi konusunda bilim dünyası araştırmalara devam ediyor.

Alzheimer hastalığının oluşumunda çok sayıda risk faktörü vardır. İlk sırada; yaş, tüm kalp-damar hastalıkları, diyabet, obezite, hareketsizlik, stres sayılabilir.

Çevresel etkenler, genetik, kişinin yaşamında karşılaştığı tüm fiziki-psikolojik travmalar Alzheimer hastalığının oluşumu, gecikmesi ya da olmaması üzerine etkili faktörlerdir. En büyük risk faktörü yaştır, 80’lı yaşlarda yüzde 30 olan oran yaş artıkça yüzde 50-70’lere ulaşır. Yaşlandıkça risk artabilir ama bu mutlaka Alzheimer olunacak anlamına gelmez, 100 yaşına gelen sağlıklı kişiler olduğu da unutulmamalıdır.

Riski etkileyen faktörler:

*Tüm kalp ve damar hastalıkları hipertansiyon, atardamarları etkileyen-damar sertliği olarak da bilinen Ateroskleroz, obetize, by pass, diyabet riski ciddi şekilde artıran hastalıklardır.

*Eğitim süreci ve niteliği koruyucu etkendir. Eğitim düzeyi düşük veya ilkokulda karne notu zayıf olan kişinin Alzheimer riski yüksektir.

*Meslek: insanlarla ilgili sosyal bir iş yapıyorsanız koruyucu, insanlardan izole bir iş yapıyorsanız risk yüksektir.

*Doğum ve gelişim; düşük ağırlık, erken doğum, yaşlılık döneminde görülme riskini artırır.

*Depresyon- stres düzeyi: orta yaş döneminde (40-65 yaş) yaşanan stres, depresyon hastalığın oluşumunu hızlandırır.

*Yaşam şekli; orta yaşta hastalığın gelişiminde çok önemlidir. Ne kadar sağlıklı yaşam varsa hastalığa yakalanma riski o kadar azdır. Kilo, hareketsiz yaşam, depresyon, ciddi kafa travması geçirmek riski artırır. Bu yaş döneminde görme-işitme yeteneğindeki azalma ileri yaş için risk faktörü oluşturur. Göz-kulak doktorunun takibinde düzeltilebilecek tedaviler yapılabilir.

*Ailesinde Alzheimer olan kişilerin tarama yaptırması şarttır!

*Koruyucu: Bu hastalığın gelişimi ve tedavisine yönelik yoğun araştırmalar yapılmaktadır. Tedaviye yönelik umut verici gelişmeler az sayıda. Bilinen Akdeniz diyeti ve beslenme şeklinin koruyucu olduğudur. Zeytinyağlı beslenme, balık, tam tahıllı yiyecekler tüketmek koruyucu olabilir.

Entelektüel koruyucu yöntemler:

*İkinci dil ya da müzik aleti çalmayı öğrenmek. Bilineni yapmak değil, bu dönemde ‘zor olduğu düşünüleni başarmak’ gerekir.

*Sosyal hayatta kalmak (Altın günleri kadınları, kahve kültürü erkeklerin koruyucusu olabilir…)

*‘Dedikodu ruhun gıdası’ inanışı bu hastalık için koruyucu özellikte olabilir.

Bazı genler risk yaratırken bazıları da koruyucudur…

APOE4 geni ‘E4’ adı verilen gen riski artırırken E2 formu tam tersine koruyucudur. Çok sayıda koruyucu ya da etken faktör olsa da belirleyici genetik mutasyonlar vardır. Eğer gende 3 mutasyon taşınıyorsa, çocuğa da geçtiyse hastalıktan kaçış yoktur.

Her unutkanlık Alzheimer belirtisi mi?

Unutkanlık ya da yol bulamama yaşlılıkta normal algılanmamalıdır. Bu Alzheimer hastalığının belirtisi olabilir. Farkındalık için bunu araştırmak gerekir. Özellikle yakın dönemi hatırlamada zorluk yaşanıyor, 40 yıl öncesi çok net anlatılıyorsa aman dikkat! Çünkü bu tablo sonrasında unutkanlık artıp, buna yol bulma sorunları eklenebilir. Hastalığın gelişim süreçleri: bu hastalığın ilerlemesi ortalama 7 yıldır. Şikâyet başlaması, yatalak olma, bellek bozukluğu…

Hastalığın erken dönemi ortalama ilk 3 yıldır. Orta dönemi olan 4-5-6’inci yıllarda hasta bağımsızlığını kaybeder ama fiziksel aktiviteleri yerindedir, 6-7 yıllar ise ileri evredir hasta yatalak olur. Bu aşamada bakım önem kazanır. Bilim dünyası hastalığın tedavisini bulmaya uğraşırken mevcut ilaçlarla hastanın yaşam kalitesi artırılmaya çalışılıyor.

Türkiye’de göz ardı edilen bir gerçek!

Ülkemiz nüfusu hızlı yaşlanıyor, obezite ve kalp-damar hastalıkları oranı çok yüksek… Bir toplum yaşlanıyorsa en yüksek risk oluşturduğunu ve hastalığın artacağını bilmek gerekir. Türkiye’deki yaklaşık 600 bin hastanın 60 bin kadarı genç hastadır. Alzheimer 65 yaştan önce 40-50’lı yaşlarda ortaya çıkarsa ‘Erken Yaş’ tanısı alır ve 10 hastanın birinde bu durum söz konusudur. Yaşlılıkta tolere edilebilir ancak erken yaşta başladığında kişi muhtaç hale geldiğinde bakımını çoğu kez yakınları üstlenir. Onlar da bu süreçte üretici konumdan tüketici konuma geçer. Kişinin sağlık giderleri artar. Kısacası sosyo-ekonomik yükü ağır bir hastalıktır.

‘Gündüz Yaşam Evleri’ Hasta ve yakınları için alternatif…

İhtiyaç duyulan bakım ‘evde mi yoksa kurumsal bakım yerlerinde’ olmalıdır?

Alzheimer Derneği tarafından hayata geçirilen -çocuk yuvaları şeklindeki- Gündüz Yaşam Evleri hasta ve yakınları için güzel bir alternatif oluşturarak bu sorunun cevabını veriyor. Hasta yakını iş ve sosyal hayatına devam ederken, hasta yakını gündüz bu merkezde bakılıyor.

Yaşlanma planı ile yakın gelecekte gündüz yaşam evlerinin çoğaltılması gerekli hale gelecektir. Çünkü bu evler Alzheimer hastaları için özel hazırlanıyor. Alzheimer hastası olan kişi karışık yerleri sevmez, her şey sade olmalı örneğin; kapıyı bulmakta çekebilecekleri için kapı çerçevesi zıt renkte boyanabilir. Çocuk gibidirler. Hastadan hastaya değişiklik gösterse de sakinleştirici müziği, boya yapmayı, dans etmeyi severler.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*