Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / İdrar Yolları Taş Hastalığı

İdrar Yolları Taş Hastalığı

Paylaş

Taşhastalığı ne demektir?

Vücuttan böbrekler tarafından kandan süzülen ve vücut için gereksiz fazla sıvının idrar şeklinde atılması sırasında kristalleşme ve sonrasında çökmenin artmasıyla taşoluşmasına ve bu durumun idrar boşaltım sistemine verdiği zararların tümüne taşhastalığı denir. İdrar yolları iltihabı ve prostat hastalıklarından sonra ürolojinin en sık görülen 3. hastalığıdır.

Böbrek taşları neden oluşur ?

Temel olarak taşoluşumuna yol açan iki durum söz konusudur; ya idrarı oluşturan suyun az, birlikte atılan maddelerin fazla olması, ya da idrar içinde bulunan ve taşoluşumunu engelleyici bazı maddelerin azlığı. Bu durumlar, farklı kristallerin idrarda çökmesine neden olur.

Taşhastalığının ülkemizdeki yaygınlığı nedir?

·         Endüstrileşmişülkelerde nüfusun % 1 ilâ 5´inde böbrek veya idrar yollarında taşgörülmektedir.

·         Ülkemiz dünyada taşhastalığının en sık görüldüğü yerlerden birisidir. Ülkemizde; her 100 erkekten 20´si ve her 100 kadından 5-10´u hayatlarının bir döneminde böbrek veya idrar yollarından taşhastalığı geçirmektedir.

·         Bazı bölgelerimizde taşhastalığı riski bu oranların 2-3 katına kadar çıkabilmektedir. Güneydoğu Anadolu,  Akdeniz ve Karadeniz bölgelerinde daha sık görülmektedir. Türkiye’de en sık Diyarbakır ve Şanlıurfa’da görülmektedir.

Taşoluşumunu etkileyen faktörler nelerdir?

Böbrek taşı oluşumu tek bir nedenden çok, birden fazla faktörün etkisiyle ortaya çıkmaktadır. Genel olarak metabolik ve çevresel bazı faktörler ön plandadır. Taşoluşumunu etkileyen faktörler arasında; kalıtım, cinsiyet, yaş, coğrafya, iklim ve mesleki özellikler bulunmaktadır.

1.    Kalıtım:Taşhastalığı olanların en az % 25’inde ailesinde de taşhastalığı vardır, dolayısıyla ailevi yatkınlıktan söz edilebilir.

2.    Cinsiyet:Taşhastalığı erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla görülmektedir. Bunun nedeni; kadınlardaki östrojen hormonunun idrardaki koruyucu madde olan sitrat düzeyini artırmasıdır ve taşoluşumuna katılan idrar okzalat miktarını azaltmasıdır. Erkelerde ise tam tersine testosteron karaciğerden okzalat üretimini artırmaktadır.

3.    Yaş:En sık 20-50 yaşarasında görülmektedir. Yakınmalar genellikle 20’li yaşlarda başlar. Taşhastalarının % 1 ilâ 5´ini çocuklar oluşturmaktadır. Çocukluk döneminde kız ve erkeklerde eşit oranda görülür.

4.    Coğrafya:Dağlık, çöl ve tropikal bölgelerde daha sık görülmektedir. Akdeniz bölgesi, Çin, Pakistan, Hindistan ve Orta Avupa’da daha sıkça. Coğrafya hem taşın oluşma sıklığına hem de cinsine etki eder.

5.    İklim:Sıcak iklimlerde taşriski artmaktadır. Fazla terleme ve sıvı alımının az olması idrar yoğunluğunu artırarak taşoluşma riskini artırır. Yaz aylarında taşriski artar. Güneşle temas da D vitamini sentezini artırarak idrarda kalsiyum miktarını artırır.

6.    Meslek:Özellikle sıcak ortamlarda çalışanlarda da taşsıklığı artmaktadır. Örneğin; tarım çalışanları, dışmekanda çalışan işçiler. Sedanter işler de (büro işleri) riski artırır. Hareketsiz veya yatalak olanlar.

7.    Eğitim:Eğitim düzeyi artıkça taşoluşma riski azalır.

8.    Gelir düzeyi:Gelir arttıkça taşhastalığı azalmaktadır.

Beslenme şekliyle taşhastalığının ilişkisi var mı?

Taşoluşumundaki en önemli faktör beslenme şeklidir.

·         Sıvı tüketimi:En önemli faktörlerden birisidir. Sıvı alımının azalması taşriskini artırır. Korunmak için belli bir miktar yoktur. Bulunulan mevsim, terleme durumu vs belirleyicidir. Ancak, bulunduğunuz ortamda su dolu bir sürahinin bulunmasında yarar var. Örneğin; 800 ml su tüketen birisi bunu 1200 ml’ye çıkarırsa yani % 50 artırırsa taşoluşum riski % 80 azalmaktadır.

·         Diyet:Diyette şeker/karbonhidrat miktarının artması idrarda kalsiyum atılımını artırır. Yüksek proteinli diyet ürik asit taşını artırabilir. Fazla alkol tüketilmesi idrarda kalsiyum ve kanda ürik asit miktarını artırabilir. Tuzlu beslenme idrarda kalsiyum atılımını artırır ve koruyucu madde olan sitratın idrara atılımını azaltarak taşoluşma riskini artırır.

Taşhastalığı tedavi sonrasında tekrarlar mı?

Daha önce taşhastalığı geçirenlerin % 10’unda ilk 1 yıl içinde, % 35’inde 5 yıl içinde ve % 50’sinde 10 yıl içinde tek veya mükerrer taşhastalığı gelişebilir. Hastalık nüksü için bazı risk faktörleri söz konusudur. Bunlar;

1.    Hastalığın erken yaşta başlaması (25 yaşaltında)

2.    Sık İYE geçirenler

3.    Bazı taştipleri (Enfeksiyon taşları, ürik asit/ürat taşları yani Gut hastalığı olanlar, brushite taşları)

4.    Çocuklar ve ergenler

5.    Genetik hastalıklar (Sistinüri, primer hiperokzalüri, renal tubuler asidoz tip I, ksantin, kistik fibroz).

6.    Hiperparatiroidizm (Paratiroid bezinin fazla çalışması)

7.    Barsak hastalıkları ve geçirilmiş mide-barsak ameliyatları (barsaktan emilim bozukluğu, geçirilmişmide-barsak ameliyatları, Crohn hastalığı, kolit ve bazı metabolik hastalıklar).

8.    Aile öyküsü

9.    Yalnız tek böbreğin bulunması

10.İki taraflı taş yükünün çok olması

11.Taş tedavisinden sonra rezidü taş bulunması

12.Nefrokalsinoz

13.Bazı ilaçlar (Aşırı kalsiyum ve D vitamini takviyesi, bazı idrar söktürücüler, antasidler, guatr ilaçları)

14.Böbrek veya idrar kanallarındaki anatomik bozukluklar

15.İdrarda sitrat azlığı (sitratın taşoluşumunu önleyici etkisi vardır)

16.İdrar pH’ındaki değişiklikler (çok düşmesi ya da çok yükselmesi)

Taşlar hep aynı tipte midir?

Şekil, yapısındaki elemanlar, sertlik ve büyüklük olarak taşlar farklılıklar gösterebilir.

·         Kalsiyum taşlarıen sık görülen taşlardır (% 82). Bunların ¾’ü kalsiyum oksalat ¼’ü kalsiyum fosfat taşlarıdır. Kalsiyum ve oksalat idrarda fazla ise bu tür taşların oluşumuna neden olurlar. Vücuttaki paratiroid hormonunun fazlalığı, kanser, bazı böbrek hastalıkları bu tür taşlara zemin hazırlayabilir.

·         Böbrek taşlarının % 7’sini oluşturan enfeksiyon taşlarıgenellikle iri böbrek taşları halinde karşımıza gelirler. Bazı mikroorganizmaların idrardaki üreyi parçalayan enzim salgılamasıyla alkali hale gelen idrarda çöken taşlardır. Kadınlarda daha sık görülür.

·         Ürik asit taşlarıda % 7 sıklıkta görülür ve etten zengin diyetle beslenenlerde oluşan asit yapıdaki idrarda çöken taşlardır. Gut hastalığı ve bazı kemoterapiler oluşumunu kolaylaştırır. Direkt çekilen röntgen filmlerinde görünmeyen taşlardır. Ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi incelemeleriyle tanı konur.

·         Sistin taşları sistin metabolizmasının bozuk olduğu durumlarda görülebilen taşlardır (% 1-3). Çok nadir görülür ancak sık nüks ederler.

·         Ksantin taşları nadir görülürler. Röntgen filmlerinde görünmezler.

·         İlaçlara bağlı taşlarindinavir ve sülfonamid gibi bazı ilaçların sık kullanımına bağlı gelişebilirler. Röntgen filmlerinde görünmezler.

Taş hastalığı olan ve taşı düşürmesi olası hastalarda idrarın süzülmesi düşen taşın analizi açısından önemli. Ameliyatla taşı alınan hastalarda da taş analizi hedeflenmelidir. Taşın yapısının analizi; taşın nüksetme potansiyeli, sonraki tedavilerin planlanması, altta yatan bazı hastalıkların ortaya çıkarılması açısından önemli.

Taşhastalarında hangi belirti ve bulgular görülür?

İdrar yollarından taşdüşürmeye çalışan herkes bu dönemin çok ağrılı olabildiğini bilir.

Doğum sancısından bile kötü olabilen bu durum ancak taşidrar yollarını tıkadığı dönemde yaşanır.

Çoğu böbrek taşları hastalar tarafından az ya da çok ağrılı bir şekilde tıbbi yardım olmadan düşürülebilir. 

Belli bir süre içerisinde düşürülemeyen taşların ağrı yanı sıra; enfeksiyon, idrarda kanama, böbrek fonksiyonlarının bozulması gibi riskler taşıması nedeniyle üroloji uzmanı tarafından görülerek uygun tedavilerin planlanması gerekir.

Aşağıdaki durumlar böbrek taşlarının erken bulguları olabilir. Mutlaka bir üroloji uzmanıyla görüşülmesi gerekir:

•      Ağrı :İdrar yolu taşhastalığının en önemli bulgularından olan ağrı taşın idrar yolunu tıkadığı durumlarda ortaya çıkar. Tıkanmanın ani ve tama yakın olması şiddetli taşsancısına neden olur. Ağrının nedeni taşın gerisindeki idrar yolu içinde basıncın artmasıdır. Doğum sancısından bile kötü olduğu şeklinde tariflenebilen ağrı sırasında sıklıkla bulantı, kusma gözlenir. Ağrı, taşböbrek çıkışını tıkıyorsa ya da üretere (böbrekle mesane arasındaki kanal) yeni girmişse, genellikle böbrek üzerinde veya sırtın yan tarafında hissedilir. Taşın aşağıya doğru inmesiyle birlikte ağrı da kasıklara doğru yer değiştirir. 



•      Bulantı-kusma:

•      İdrarda kanama:İdrar yollarında taşı olan hastalarda görülebilen diğer bir bulgu ise genellikle idrar renginin hafif pembeleşmesi şeklinde tarif edilen idrarda kanamadır. Ayrıca idrarın bulanık ve tortulu gelmesi, kokulu idrar yapma gibi bulgular da olabilir. 



•      Enfeksiyon:İdrar yolu taşhastalığına sıklıkla enfeksiyon eşlik eder. Enfeksiyon varlığında; yüksek ateş, üşüme, titreme gibi belirtiler olabilir. Bu durum daha çok enfeksiyonun böbreği etkilediği durumlarda ortaya çıkar.

•      İdrar yapmada bozukluklar:İdrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, idrarını boşaltamama hissi, tamamen idrar yapamama vs.

İdrar yollarını tıkamayan veya kısmi tıkayan taşlar hiç rahatsızlık vermeyebilir ve tanı konamadan çok iri boyutlara ulaşabilir. Böbrek içinde yerleşmişolan taşlar eğer idrar akışını engellemiyorsa şiddetli ağrıya neden olmaz. Bel ve sırt bölgelerinde hafif adale ağrısı benzeri yakınmalar olabilir. Böbreğin tamamı taşla dolu olduğu halde hasta hiç rahatsızlık hissetmeyebilir. 


Günümüzde artık idrar yolu taşları uygun tedavi yöntemleri planlanarak – açık cerrahilere gerek kalmadan – hızlı ve emniyetli bir şekilde tedavi edilebilmektedir.

Geçirilen girişimsel tedaviler sonrası böbrek ve aşağı idrar yolları mümkün olduğunca taşsız hale gelmelidir. Kalan taş parçaları yeni taş oluşumları için nüve oluştururlar.

Taşların büyük bir kısmı kalsiyum içerikli olmasına rağmen çoğu zaman idrar içindeki kalsiyum ve diğer bazı kimyasalların düzeyleri normal sınırlardadır. Aşırı egzersiz yapan, sıcak iklimlerde yaşayan, sıcak ortamlarda çalışmak zorunda olan kişiler daha çok terleme ile sıvı kaybettiklerinden idrar miktarları azalır. Konsantre hale gelen idrar içinde taşların oluşma olasılığı çok yükselir. 

Kalsiyum, oksalat, ürat, sistin gibi kimyasalların idrarda aşırı düzeylerde bulunması taş oluşumunu kolaylaştırır. 

İdrar yollarında enfeksiyon varlığında, normal yapıda olmayan böbreklerde ve ailesinde taş hastalığı öyküsü olanlarda taş oluşumu daha fazla görülür. 

Ayrıca, kullanılmakta olan mide asidini azaltıcı ilaçlar (antasidler), kalsiyum, D vitamini, C vitamini, kortizon, bazı antibiyotik ve idrar söktürücü ilaçlar da taş oluşumuna zemin hazırlayabilir.


Böbrek taşlarında tanı nasıl konur ?

Bazı böbrek taşları genel sağlık muayeneleri sırasında çekilen filmlerde tesadüfen saptanır. Daha sıklıkla şiddetli ağrı ve idrarda renk değişikliği olan hastalarda yapılan idrar tahlili ve ultrasonografik görüntüleme ile tanı konur. Böbrek ve mesane arasındaki kanal (üreter) içine girmiştaşların tanısında ultrasonografik inceleme yetersiz kalmakta, bilgisayarlı tomografi ile net tanı konması mümkün olmaktadır. Kontrast vererek çekilen görüntüleme yöntemlerinde ise böbrek fonksiyonları yanında idrar yolları anatomisinin değerlendirilebilmesi de mümkün olmaktadır.

Böbrek veya idrar kanalı taşlarında tedavi planlamasında dikkate alınacak durumlar nelerdir?

·         Taşın boyutu

·         Sayısı

·         Yapısı

·         Şekli

·         Yerleşim yeri

·         Belirti verip-vermemesi

·         Düşebilme potansiyeli

·         Enfeksiyon olup-olmaması

·         Tıkanıklık olup-olmaması

·         Ek hastalıklarının varlığı

·         Yaşı

·         Mesleği

·         Tedavi seçimi

Böbrek veya idrar kanalı taşları kendi kendine düşebilir mi?

Bir taşın düşme kendi kendine düşebilme potansiyeli; özellikle taşın boyutuna, şekline, sayısına, böbrek ve idrar kanalındaki yerleşimine bağlıdır. Çok iri olmayan bazı taşlarböbrekten çıkıp böbrek-mesane arasındaki üreter denilen yaklaşık 4 mm çapındaki iç idrar kanalı içinden “fazla ağrı yapmadan” mesaneye inebilir ve oradan da idrar yaparken üretra denilen mesaneden sonraki dış idrar kanalı içinden geçerek dışarı atılır. Zaman zaman ağrı yapsa da, taş hastalarının % 85’inde taşlar genellikle rahat düşebilecek boyuttadır ve 2-3 günlük süre içinde idrarla atılırlar. Bunlar genellikle 4-5 mm ve altındaki taşlardır. 6-7 mm ve üzerindeki daha irice olan taşlarındüşürülme olasılığı çok düşüktür. 5 mmçapındaki taşın düşme olasılığı yaklaşık % 50‘dir. 8-10 mm ve daha üzerindeki büyük taşlar ise düşmez kabul edilir.

Taş düşürme sırasında ağrı olur mu?

Hastalar taşlarını düşürmeye çalışırken zaman zaman çok şiddetli ağrılar yaşarlar. Bu dönemde bol su içmek (günde 2-3 litre) ve hareketli olmak gerekir. Hasta ağrıyı tolere edebiliyorsa, idrarında belirgin kanama, enfeksiyon yoksa ve bu süreçte böbrek fonksiyonları fazla etkilenmiyorsa taşın düşmesi için bir süre beklenebilir. Bu dönemde, taşın düşmesine yardım edecek ve ağrının hafifletilmesini sağlayacak tedaviler bulunmaktadır. Bunların kullanımı sırasında böbrek fonksiyonu dikkate alınır.

Aktif olarak taşın tedavisi / vücut dışına alınma gerekliliği ne zaman doğar?

1.    Ağrının ilk başladığı günden itibaren 3-4 haftalık bir süre geçmişve taşhala düşürülememişise

2.    6-7 mm ve üzerindeki taşlar

3.    Ağrı yeterince giderilememişse

4.    İdrar kanalı ve böbrekte belirgin tıkanıklık bulguları veya genişleme varsa

5.    Enfeksiyon riski mevcutsa

6.    Hasta tek böbrekli ise ve bunda da tıkanıklık varsa

7.    İki taraflı taş hastağında

Böbrek içindeki taşları bazen çok iri boyutlarda görebiliriz. Taşbüyüdüğü dönemde tıkanıklık yapmaz ise farkına varılmadan çok büyüyüp böbreğin tamamını doldurabilir. Bu taşlara girintili çıkıntılı yapılarından dolayı staghorn (geyik boynuzu) veya koraliform (mercan biçiminde) taşlar denir. Mutlaka ameliyatla taşların temizlenmesi gerekir. 

İlaç tedavisiTaşsancısının çok şiddetli olduğu durumlarda hasta genellikle acil serviste görüldüğünden tedavi amacıyla güçlü ağrı kesicilerin kullanılması gerekir. Ancak böyle bir tedavinin verilebilmesi için taşdışı olabilecek sebepler kesin ekarte edilmelidir. 

Bunun dışında taşhastalarında koruyucu amaçla bazı ilaç tedavileri verilmektedir. Taşın cinsi biliniyorsa ve bazı kan-idrar tahlilleri ile altta yatan problemin ne olduğu saptanabiliyorsa nedene yönelik risk azaltıcı ilaç tedavileri verilebilir.

Böbrek Taşlarında Tedavi Seçenekleri Nelerdir ?

Önceki yıllarda açık ameliyatlarla taşhastalığının tedavisi yapılmakta iken, gelişen teknolojiyle birlikte kapalı ameliyatlar giderek yaygınlaşmaktadır.

İdrar yollarında taşsaptandığında eğer hastanın çok şiddetli ağrısı var ise öncelikle ağrının kesilmesi ve hastanın rahatlatılmasıgerekir. Daha sonra taşya da taşlarla ilgili ayrıntılı değerlendirme sonucuna göre tedavi planlanır. 




Hangi durumlarda girişim gerekir?

3-4 haftalık bir süre içinde hasta taşını düşüremediyse ya da tanı konduğunda 10 mm.den iri bir taşın olduğu saptanmışsa girişimsel tedaviler planlanır. İdrar yolunu tıkamayan, hastaya herhangi bir rahatsızlık vermeyen, böbrek içindeki kaliks denilen küçük odacıklar içinde yerleşmiştaşlar bir süre takip edilebilir ancak genel kanı bu tür taşların da hasta için en az riskli yöntemlerden birini seçerek tedavi etmenin daha doğru olduğu yönündedir. 

Böbreğin tamamını ya da büyük kısmını dolduran taşlar bir rahatsızlık vermese de zaman içinde enfeksiyon, böbrek fonksiyonlarını ciddi bozma ve kansere yol açma gibi riskleri nedeniyle mutlaka ameliyatla çıkarılmaları gerekir. “Böbreklerin girişim sonrası taşsız hale gelmeleri çok önemlidir.” 

Girişim yöntemine nasıl karar verilir? Böbreklerin genel görünümü birbirleri ile benzerlik gösterse de oluşan idrarın döküldüğü küçük odacıklar (kaliks) ve buradan gelen idrarın toplandığı ana havuz (renal pelvis) çok farklı yapılarda olabilir. Bunun gibi daha birçok faktör girişim gereken hastaların tedavisinde önem taşımaktadır. Hastanın genel durumu, taşya da taşların yeri, büyüklükleri, sayısı, ne yapıda taşolduğu, tıkanıklık yapıyorsa derecesi, böbrekte yarattığı değişim, beraberinde enfeksiyon varlığı, kanama-pıhtılaşma bozuklukları, hastanın tek böbrekli olması, daha önce geçirdiği ameliyatlar, rahatsızlığını toleransı, tedaviden beklentisi gibi hasta ile ilgili faktörler yanında tedaviyi uygulayacak cerrahın deneyimi, sahip olduğu cihaz, enstrüman ve sarf malzemelerinin çeşitliliği ve yeterliliği gibi teknik faktörler tedavi yönteminin kararında belirleyici olmaktadır.

Endoürolojik Girişimler

1980’li yıllara kadar tamamı açık ameliyatlarla yapılmakta olan idrar yolu taşları cerrahisi sonrasında hastaların normal yaşantıya dönmeleri 4-6 haftayı bulmaktaydı. 

1980’li yıllarda başlayan, vücut dışından gönderilen ses dalgaları ile taşın kırılmasına yönelik şok dalga (SWL), idrar yolundan girilerek yapılan, önceleri yalnızca üreter taşları için uygulanmakta olan üreteroskopik (URS), gelişen teknolojilerin yardımı ile gövdesi kıvrılıp bükülebilen, ucu yönlendirilebilir çok ince cihazlarla böbrek içindeki fazla iri olmayan taşlara müdahalede kullanılan fleksıbl üreteroskopik(F-URS) ya da daha iri böbrek taşlarında artık ideal tedavi olara kabul edilen sırtın yan tarafından yaklaşık1,5 cm.lik bir kesi yapılarak yerleştirilen 1cm.lik borunun içinden böbreğin tamamı taşla dolu bile olsa temizleme şansının olduğu perkütan (PNL) taştedavileri günümüzde taşhastalığındaki endoürolojik girişimleri oluşturmaktadır. Vücut içinden taşa ulaşılarak yapılan endoskopik tedavilerde küçük boyuttaki taşlar bütün olarak, bütün çıkarılması mümkün olmayan iri taşlar ise lazer, pnömatik, ultrasonik gibi değişik sistemlerle çalışan taşkırma jeneratörlerinin yardımı ile kırıldıktan sonra özel taşyakalayıcı kateterler yardımı ile çıkarılır.URS tedavisinde hastalar aynı gün veya bir gün sonra taburcu edilirken PNL uygulamaları sonrasında genellikle 2 gün hastanede kalmaları yeterli olmaktadır.

Endoürolojik taşcerrahisi gelişmişcihazların kullanıldığı, yeterli teknolojik alt yapının olduğu merkezlerde belirli bir deneyim ile uygulandığında, günümüzde artık küçük boyutlu taşlarda uygulanması önerilen şok dalga tedavilerine karşı önemli bir alternatif oluşturmaktadır. 

– Perkütan böbrek cerrahisi (PNL) 2 cm.den büyük böbrek taşlarında, şok dalga tedavisinin başarısız olduğu ya da olacağı düşünülen diğer tüm taşlarda, her yaşgrubunda uygulanabilen, sırtın yan tarafından böbrek üzerine yakın uygun bir yerden yapılan 1.5cm.lik kesi yerinden böbrek içine yaklaşık 1cm.lik boru yerleştirilerek yapılan ameliyatlardır. Bu borunun içinden yerleştirilen özel endoskoplarla (nefroskop) ulaşılan taşlar bütün olarak ya da kırılarak çıkarılır. Ameliyat sonu genellikle böbrek içine bir kateter yerleştirilir (nefrostomi). Sıklıkla ertesi gün çekilen kontrol grafileri sonrası kateter çekilir ve yara yerinden gelen idrarın kesilmesi ile hastalar bir sonraki gün taburcu edilir. Hastalar taburcu olurken 1.5 cm.lik yara yerindeki dikişalınmış, pansumana gerek olmaksızın banyo yapabilecek, normal yiyip-içip, gezebilecek durumdadırlar. Taburcu olduktan 7-10 gün sonra normal yaşantıya dönülür. Ameliyat öncesi ve sonrası erken dönemde Aspirin ve benzeri kan sulandırıcı ilaçlar mutlaka kesilmelidir. Çocuk hastalar, çok büyük böbrek taşları, tek böbrekli, daha önce aynı böbrekten geçirilmişameliyatı olan hastalar, böbreğin üst kısmında yerleşen taşlar, doğuştan bazı yapısal farklılığı olan böbrekler (atnalı böbrek, kaliks divertikülü), taşla beraber aynı ameliyat sırasında düzeltilmesi gereken idrar yolu darlığı benzeri ek problemi olan hastalar, aynı ameliyatta her iki böbreğe müdahalenin düşünüldüğü durumlarda ameliyatlar daha riskli olduğundan belli bir deneyim ile uygulanmaları gerekir.

– Üreteroskopik girişimler (URS, F-URS) Böbrekten çıkmışancak mesaneye inemeden üreter içinde takılarak kalmıştaşlara endoskopik yolla (herhangi bir kesi yapmadan , idrar yolunun dışarıya açıldığı delikten girilerek) yapılan girişimlere üreteroskopik girişimler (URS) denir. Bu yöntemde üretra denilen mesaneden sonraki yol içinden geriye doğru gidilerek önce mesaneye ulaşılır (eğer mesanede taşlar varsa bu şekilde alınır) daha sonra üreterlerin mesaneye açıldığı deliklerden taşın olduğu taraftakinin içinden yukarı böbreğe doğru devam edilerek taşa sıkıştığı yerde ulaşılır. Endoskopi aletlerinin taşa ulaşabilmesi için genellikle idrar yollarını en az incitecek şekilde bazı yerlerde balon ve benzeri kateterlerle genişletme yapmak gerekir. Ulaşılan taşbütün çıkabilecek boyutta ise özel taşyakalayıcı kateterler yardımı ile yakalanarak çıkarılır. Daha iri taşlar ise ulaşıldıktan sonra vücut içinde lazer ya da pnömatik sistemlerle çalışan litotriptör (taşkırıcı) bazı jeneratörlerin yardımı ile görerek kırılıp çıkarılır. İşlem sonrasında böbrekle mesane arasında kalacak şekilde üreterin içine belli bir süre vücut içinde kalabilen ancak cerrahın belirleyeceği süre sonunda mutlaka çıkarılması gereken, ince, plastik benzeri yapıda bir borucuk (DJ kateter) drenaj ve idrar yolunun dinlendirilmesi amaçlı bırakılabilir. Gelişen teknolojinin katkılarıyla günümüzde artık aşağı idrar yolundan girilerek üreterden daha yukarılara böbreğin içine girmek, böbrek içindeki ana havuz dışında çevresindeki idrarın böbrekten süzüldükten sonraki ilk döküldüğü küçük odacıklar (kaliks) içine bile ulaşıp buralarda yerleşmiştaşları yakalayıp çıkarmak veya bulundukları yerde lazer taşkırıcılar yardımı ile kırmak mümkün olmaktadır. Bu tür ameliyatlar çok ince yapıda, bu amaçla üretilmişçok özel, gövdesi kıvrılıp bükülebilen ucunun yönü cerrah tarafından cihazın arkasından kumanda edilerek yönlendirilebilen cihazlar kullanılarak yapılmaktadır (fleksıbl üreteropyeloskopi, F-URS).

Şok dalga tedavisi (SWL) nedir?

Günümüzde sıklıkla uygulanan tedavilerdir. 1-2cm.e kadar olan böbrek taşlarındaveüreter taşlarındaX-ray ya da ultrasonografik görüntüleme kılavuzluğunda uygulanır. Kuvvetli ağrı kesiciler ya da anestezi altında vücut dışından gönderilen ses dalgaları taşın üzerine odaklanarak taşların kırılması amaçlanır. Seans sonrası hastalar bol su içip hareket ederek kırılan taşlarını dökmeye çalışır. Nadiren, irice taşların tedavilerinde taşların rahat dökülmeleri ve bu süreçte tıkanıklığa yol açmamaları için tamamı idrar yollarının içinde kalan özel bazı kateterler yerleştirmek gerekebilir (DJ kateter). Böbrek taşlarının tedavilerinde şok dalgaları kaçınılmaz şekilde böbreğin parankim denen etli kısmına da gelir ve genellikle tedavi sonrası birkaç gün devam eden kanlı idrar yapma gözlenir. Bu nedenle bu tür tedaviler öncesinde kan sulandırıcı ilaçlar mutlaka kesilir. Tedavi seansı sonrasında taşkırılmamışya da kısmi kırılmışise tekrar seans uygulamaya gerek olup olmadığı, uygulanacaksa zamanı ve tahmini sayısı iyi değerlendirilmeli, tedaviler mutlaka makul süre içinde ve makul sayıda seansla sonlandırılmalıdır.

Hangi durumlarda şok dalga tedavisi yapılmaz?

·         Gebelikte

·         Kontrol edilemeyen idrar yolu enfeksiyonunda

·         Kontrol edilmesi zor pıhtılaşma bozukluğu olanlarda

·         Taşa yakın damarlarda anevrizma varlığında

·         Pozisyon vermeyi zorlaştıran iskelet anomalisi olanlarda

·         Ciddi derecede şişman olanlarda

Şok dalga tedavisinin başarısını etkileyen faktörler nelerdir?

·         Cihazın tipi

·         Taşın yerleşimi (böbrek alt kısmında ve iç idrar kanalının alt kısmında zor)

·         Taşın büyüklüğü (2 cm altı)

·         Taşın yapısı (ürik asit ve kalsiyum okzalat monohidratta daha kolayca; sistin ve kalsiyum okzalat monohidratta daha zorca; BT ile taşın kırılıp-kırılamayacağı konusunda kaba bir fikir edinilebilir)

·         Hastaya uygun pozisyon verilip-verilememesi

·         Şişmanlık (VKİ 30’un üzerinde röntgen cihazı ve US’la odaklamada zorluk nedeniyle daha zor)

·         Kullanıcının deneyimi

Şok dalgayla kırılan taşların düşmesi kolay mı?

·         Taşın ne kadar küçük parçaya ayrılabildiği önemli

·         Daha büyükçe taşlarda düşme sırasında ağrının azaltılması ve böbreğin korunması için koruyucu bir kateter uygulanabilir

Şok dalga tedavisi hangi aralıkla ve kaç seans yapılabilir?

·         Bir-iki seansta kırılmayan taşlarda cerrahi tedaviye geçilmeli

·         Her seans arasına 1-2 hafta süre konmalı

Şok dalga tedavisinin komplikasyonları nelerdir?

·         Ağrı

·         Taş yolu oluşması

·         Hidronefroz gelişimi

·         Ateş

Açık ameliyatlarne sıklıkla ve hangi durumlarda tercih edilir?

·         Açık ameliyatlara artık günümüzde çok nadir ve özel durumlar dışında gerek olmamaktadır (% 1-5).

·         Taşla birlikte mutlaka açık cerrahi yöntemle düzeltilmesi düşünülen bir patolojinin varlığında ya da endoskopik yöntemlerin uygulanmasının riskli olabileceği ciddi yapısal böbrek bozukluklarında açık cerrahi düşünülebilir.

·         Bazı çok iri taşlarda da (5-6 cm’den büyük) nadiren ameliyat ve anestezi süresini çok uzatmamak için endoskopik cerrahi yöntemlerde çok deneyimli olmayan cerrahlar açık ameliyat kararı verebilir.

·         Açık cerrahi ameliyatların gerekebildiği bir hasta grubu da çok aşırı şişman hastalardır.

·         Şok dalgayla kırılamayan veya kapalı ameliyatların yapılamayacağı durumlarda da açık ameliyat yapılabilir

·         Taş tedavisiyle birlikte böbrek veya idrar kanalında düzeltilmesi gereken bazı durumlar söz konusuysa da açık ameliyat yapılabilir.

Böbrek taşları tedavi edilmezse ne gibi sakıncaları olabilir?

·         Böbrek taşları rahat düşürülebiliyorsa genellikle ciddi bir problem oluşturmazlar.

·         Taşa bağlı tıkanıklık çok uzun süreli olmadığı sürece kalıcı bir hasar yaratmaz.

·         Ancak farkına varılmadan tıkanıklık devam ederse enfeksiyon ve kalıcı böbrek hasarları gözlenebilir.

·         Çok sık nüks eden taşlarda, tıkamayla birlikte enfeksiyon varlığında, iri taşlı, sık ameliyat geçiren hastalarda zaman içinde böbrek fonksiyonlarında değişim gözlenebilir.

Böbrek Taşları Önlenebilir mi ?

·         Taşrahatsızlığı yaşayanların yaklaşık yarısı sonraki 10 yıl içinde tekrar taşoluşumuyla ilgili problem yaşamaktadır.

·         Bazı şeylere dikkat ederek taşoluşum riski en aza indirilebilir:

o    Günde yaklaşık 2 litre idrar çıkaracak kadar sıvı alınmalıdır (önemli kısmı su olarak). Taş oluşumuyla alınan sıvı miktarında ters bir ilişki söz konusudur.

o    Taşların büyük kısmı kalsiyum içerikli olduğundan önceleri kalsiyumlu gıdalar yasaklanırken günümüzde kalsiyumun taşoluşumunu önleyici etkisinin bile olduğu saptanmıştır. Ancak çok nadir durumlarda (barsaktan kalsiyum emilimi aşırı olan, çok yüksek dozda kalsiyum tabletleri alan hastalar gibi) kalsiyum, taşoluşum riskini arttırmaktadır.

İdeali günlük 1000 mg kalsiyum tüketilmesidir.

o    D vitamini takviyeli yiyecekler ve kalsiyum bazlı antasitlerden kaçınılmalıdır. 



o    Hayvansal gıdalar aşırı tüketilmemelidir. Bunlar idrardaki koruyucu madde olan sitratı azaltıp idrardaki okzalat ve ürik asiti artırabilir.

o    Dengeli bir beslenme önerilir. Diyetteki lifli besinler artırılabilir.

o    Okzalat taşı olanlarda okzalat içeren besinlerin diyetteki miktarı azaltılabilir. C vitamini kısıtlanabilir. Diyette 500-1000 mg’ı aşmamalı. Ispanak, tahıllar, kakao, kola, aşırı çay tüketimi, fındık-fıstık okzalat taşı oluşumunu kolaylaştırabilir.

o    Diyette tuz kısıtlanmalıdır. Diyette günlük 5 g üzerinde tuz alınması kalsiyum taşı riskini artırabilir.

o    Birden fazla taş düşüren veya bu nedenle ameliyat olanlarda kan ve idrarda taş oluşma riskini artıran bazı maddelerin fazlalığı ve taşa karşı koruyucu olan bazı maddelerin azlığı açısından kan ve 24 saatlik idrarda testler yapılmalıdır

o    Mümkünse elde edilen taş veya taş parçaları analiz edilerek taşın tipi belirlenmelidir. Bazı tip taşlarda koruyucu tedbirler almak mümkün olabilir.

o    Bazı idrar söktürücüler idrardaki kalsiyum atılımını azaltarak yararlı olabilir.

o    İdrardaki sitrat (koruyucu madde) miktarı az ise ağızdan ya sitrat içeren ilaçlar veya sitrat içeriği fazla olan meddeler (Ör. Limonata) yararlı olabilir.

o    Okzalat taşı olanlarda idrardaki okzalatı azaltan pridoksin besinlerle alınabilir (B6 vitamini).

o    Ürik asit taşlarında ağızdan alınan bazı ilaçlar koruyucu olabilir.

o    Fazla greyfurt suyu alınımı taş oluşumunu artırabilir.

o    Portakal suyu yüksek sitrat içeriği nedeniyle yararlı olabilir.

o    Cranberry juice önerilmez.

o    İdrarda magnezyum miktarını artırmak kalsiyum taşlarının oluşumunu azaltabilir.

Taşları ağızdan alınan bazı maddelerle eritmek mümkün mü?

·         Ürik asit taşlarında ağızdan taş eriten maddeler kullanılabilir.

·         Enfeksiyon taşlarında da böbreğe yerleştirilen bir tüpten taşı eritmek mümkün. Ancak hazır böbreğe girmişken, PCNL yöntemiyle de taşlardan arıtılabilir.

İdrar asitliği taş oluşumunda etken mi?

·         Taşların çoğunluğu idrarın alkaliye kayması durumunda ortaya çıkar. Bu yüzden idrarın asit hale getirilmesi koruyucu olabilir.

·         Ürik asit taşı söz konusuysa idrar pH’sının alkaliye kaydırılması bu tip taşların oluşumunu azaltabilir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla