Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / İletişimin Önemi

İletişimin Önemi

Paylaş

İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen süreçte en önemli iletişim araçlarından biri sözcüklerdir. Yapılan araştırmalarda, bir bebeğin anne karnındaki bütün söylenilenleri duyduğunu ve duyduklarından da olumlu veya olumsuz olarak etkilenebildiğini göstermiştir. Bu bilgiler bize, bir çocuğun gelişiminde aslında sözcüklerin ne kadar önemli olduğunu gösterir.

Uzm. Psikolog Dilara Çalışkan

Kültür Koleji

Hayatımızda bu kadar büyük bir önem taşıyan sözcüklerin, çocuklar büyüdükçe de kullanım şekilleri ve alanları da değişiyor. Bebekken sıklıkla kullandığımız sevgi sözcüklerine ek olarak çocuklar büyüdükçe, kızma ve hatırlatma sözcükleri de girmeye başlar. Örneğin biz ebeveynler, genelde söylediklerimizin anında olmasını isteriz. Ancak söz konusu çocuklarımız olunca onları anlamakta zaman zaman zorlanabiliyoruz. Bunun en önemli nedenlerinden biri çocuklarımızın büyüdükçe seçim yapabilme yeteneklerinin arttığıdır.

Size nasıl davranılmasını istiyorsanız çocuğunuza da öyle davranın

Hepimizin deneyimleri, davranışlarımızı olumlu veya olumsuz yönde şekillendirir. Bir örnekle açıklamak gerekirse; çalışan bir anne ve babanın çocuğu olduğunuzu düşünün. Bütün gün annenizi ve babanızı özlemiş ve onların eve dönüp sizinle ilgilenmesini ve oyun oynamasını bekliyorsunuz.  Fakat anne ve babanızın eve geldiğinde ilk işi yemek yemek oluyor. Siz yemek yerken oyun oynamak için yerinizden kalkıyorsunuz ve evin içinde koşmaya başlıyorsunuz. Anneniz veya babanızda sizin peşinizden koşup, size yemek yedirmeye çalışıyor. Sonuç olarak siz oyun oynama isteğinizi gerçekleştirmiş ve ebeveynlerinizden görmek istediğiniz davranışı doğru olmayan bir şekilde elde etmiş oluyorsunuz. Bu da bu uygun olmayan davranışın tekrarlanmasına sebep oluyor.

Yine bir çocuk olduğunuzu hayal edin. Başarılı olduğunuz bir konuda, anne ve babanız sizi sürekli uyarıp ve ikaz ediyor. Örneğin; derslerinizi, çok rahat ettiğiniz, daha rahat çalıştığınız ve orada çok daha başarılı sonuçlar aldığınız yatağınızda çalışıyorsunuz. Fakat ebeveynleriniz, sizin masada derslerinizi çalışmanız konusunda ısrarcı. Sizde, anne ve babanızın uyarı ve baskılarına uyarak masada çalışmayı deniyor ve rahat edemediğinizi anlayıp, yine başarılı olduğunuz yerde, yani yatağınızda derslerinizi çalışmaya devam ediyorsunuz. Çünkü siz zaten derslerinizi en doğru şekilde çalışıyor ve başarılı sonuçlar alıyorsunuz. Bu durum sizin bir süre sonra annenizin ve babanızın uyarılarını duymamaya başlamanıza yani duyarsızlaşmanıza sebep olacaktır.

Biz yetişkinler bazen çocuklarımızın çocuk olduğunu unutuyor ve söylediklerimizi yapmadıklarında da öfkelenebiliyoruz. Bir örnekle daha açıklamak gerekirse; çocuk, odasında televizyon izlerken, annesi mutfakta yemeği hazırlıyor. Çocuğun en sevdiği program yayındayken, içeriden seslenen anne, çocuğunun televizyonu kapatmasını ve sofraya oturmasını söylüyor. Tabi çocuk bu uyarıyı gerçekleştirmeyip televizyon izlemeye devam ediyor. Sonuç olarak, böyle bir durumda anne sinirleniyor ve evde gerginlik meydana geliyor. İşte böyle bir durumda yapılması gereken, annenin çocuğun yanına giderek ve kumandayı uzatarak ‘televizyonu kapatmanı istiyorum’ demesi çok daha etkili bir uyarı olacaktır.

‘Ben sana demiştim’ yerine koşulsuz sevgi gösterin

Bir başka konu ise, ebeveynlerin çocukları yanlış davrandıkları zaman ben sana demiştim’ diyerek uyarıda bulunmasıdır. Bu uyarı biçimi çocukta suçluluk duygusu uyandırır. O anda çocuk anne babasının ‘ben sana demiştim’ hatırlatmasından çok, koşulsuz sevgisine ihtiyaç duyar. Nasıl mı? Çocuk merdivenlerden inerken, merdivenleri üç er üçer atlayarak iniyordur. Anne çocuğu yapma düşersin diye uyarır ve çocuk çok büyük bir ihtimalle merdivenlerden atlayarak inmeye devam eder ve çocuk düşer. Burada ebeveynlerin gösterdiği iki tutum vardır. Birinci tutum ‘ben sana söylemiştim düşeceğini’ olacaktır. Burada çocuğunuza verdiğiniz mesaj ‘senin canının acımasından çok, benim haklı çıkmam önemli’ olduğudur. İkincisi tutum ise canı acıyan çocuğunuza sarılıp, ihtiyacı olan sevgiyi gösterdikten sonra, uyarıda bulunmamız daha doğru ve çocuğunuzda güven yaratan bir davranış olacaktır.

Bir çocuğun yaşı ne olursa olsun, temel ihtiyacı koşulsuz sevgidir. Bu nedenle çocuğunuza yanlışlarını söylerken, onu ne kadar çok sevdiğinizi ve ne olursa olsun sevginizde asla değişiklik olmayacağını ona anlatmanız gereklidir. Yapmamız gereken şey, çocuğumuzun yapmasını istediğimiz şeyleri, önce kendimizin yapmasıdır.

 

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla