Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Kalbinizi Dinleyin

Kalbinizi Dinleyin

Paylaş

kalbinizi-dinleyinGöğüste yanma, ağrı ve efor düşüklüğü olarak karşımıza çıkan kalp spazmı, çok önemli bir kalp hastalığı habercisi olarak dikkat çekiyor. Özellikle ailesinde klap hastalığı hikayesi olan kişilerle şeker hastalarının ve yüksek kolesterolü olan kişilerin kalp hastası adayı olduklarını idrak ederek tetkiklerini her yıl, düzenli olarak yaptırmaları gerekiyor.

Prof. Dr. Mustafa Sağlam

Kardiyoloji Uzmanı

Kalp Spazmı Nedir?

Kalp spazmı; kalbi besleyen herhangi bir damarın tıkanması veya büzüşmesi ile ortaya çıkan, göğüs ağrıları ve şikayetleriyle kendini gösteren bir kalp hastalığıdır.

Kalp Spazmı Belirtileri

Kalp spazmında görülen göğüs ağrıları, özellikle efor sarf ederken ya da kişi istirahattayken ortaya çıkabilir. Hasta göğüste baskı, yanma, ezilme, yumruk, ağırlık olduğunu hisseder. Bu hastalarda ağrı genelde mideye de yansıyabilir ve kişi bunu mide ağrısı gibi tarif edebilir. Bazen alt çeneye, genelde ise kollara ve bileklere kadar vurabilir. Parmaklarda uyuşma şeklinde ya da nefes darlığı şeklinde de hissedilebilir. Geceleri uyandıklarında veya yürürken nefes darlığı şeklinde belirtiler de görülebilir. Fakat bazı hastalarda hiç bir şikayet de olmayabilir. Örneğin şeker hastası olanlar, tanımlanan şikayetlerden farklı şikayetler söyleyebilir veya hiç söylemeyebilir. Bu kişilerde sessiz kalp dediğimiz durum söz konusu olabilir. Şeker hastaları bu rahatsızlığı fark etmeyebilir. Çünkü bu hastaların sinir sistemleri de etkilenmiştir.

Kalp Spazmı Ne Zaman Tehlikelidir?

Kalp spazmı, krizin bir önceki adımı veya kriz anıdır. Bu ağrılar başladığında yardım alınmalıdır. Genelde kriz dışı dediğimiz ağrılar 3-5 dakika kadar sürer. Gelmesi yavaş yavaş olurken geçmesi ani olmaz, yavaş yavaş azalır ve istirahatle düzelir. Eğer hastaların ağrıları 15-20 dakika süreye çıkmışsa yanında tansiyon düşüklüğü, çarpıntı, baş dönmesi, terleme, tansiyon yükselmesi, korku, endişe gibi durumlar da varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Kalp Spazmı En Çok Kimlerde Görülür?

Şeker hastası olan hastalarda spazm sık görülür. Erkeklerde damar tıkanıklığı ve kalp spazmı daha erken başlar. Kadınlarda genellikle menopozdan sonra görülür. Çünkü kadınların hormonları koruyucu olabilir. Tansiyonu, şeker hastalığı, genetik olarak yatkınlığı olan ve sigara kullanan kişilerde kalp spazmı erken dönemde görülebilir. Bu konuya mutlaka dikkat edilmelidir.

Kalp Spazmının Nedenleri

Doğumsal kolesterol yükseklikleri, kalp spazmının nedenlerden biridir. Genetik olarak yüksek kolesterolü olan insanlar kalp spazmı konusunda daha riskli gruptadır. Doğumsal olarak kalp kasında problem olan hastaların da dikkatli olması gerekir.

Kalp Spazmı Tedavisi

Kalp spazmında, hastanın ağrı şiddetine göre tedavi yapılır. Tansiyon problemi yaşayan, ritm sorunları olan kişilerin mutlaka tedavileri yapılmalıdır. Şekerleri istenilen düzeyde olmalı, kolesterolleri normal bir insandan daha aşağı düzeye çekilmelidir. Hastanın fazla kilosu varsa kilo vermesi sağlanmalıdır. Hastalara bu konuda yardımcı olması için, egzersiz önerilir. Daha ileriki aşamalarda hastaya anjiyo yapılıp, sonuca göre hastanın damar tıkanıklığı gerekirse balon ya da stendleme yöntemi ile giderilir. Bunun uygun olmayacağı durumlarda ameliyat önerildiği gibi, damar tıkanıklığı çok ciddi değilse ilaç tedavisi de uygulanabilir.

Kalp Krizi Nedir?

Kalp krizi kısaca, kalbin damarının tamamen tıkanmasıyla ortaya çıkan tablodur.

En Çok Kimlerde Görülür?

Damar tıkanıklığı riski fazla olan kişilerde, kalp krizi geçirme riski de fazladır. Erkek hastalar kadınlardan daha fazla risk grubundadır. Kadında risk ise, menopoz sonrasında başlar. Sigara içenler, kan kolesterolü değerleri yüksek olanlar, şeker hastaları, yüksek tansiyonu olanlar ve ailesinde genetik olarak ani ölüm, sebepsiz ölüm olan kişiler de riskli gruba girer.

Sebepleri Nelerdir?

Damar tıkanıklığını yaratan sebepler kalp krizine de neden olabilir. Normalde damarda çok düşük miktarda, %20-30 oranında bir darlık vardır. Bazen stres, gerginlik, tansiyon yükselmesi gibi durumlarda plak dediğimiz bir kısım damarın içinden ayrılır ve aniden damar tıkanabilir. Bu durum da kişinin kriz geçirmesine sebep olur. Bazen de damar büzüşür ve bu da kalp krizine neden teşkil eder.

Kalp Krizinin Belirtileri

Kalp krizinde hastalar göğüs ağrısı hisseder. Bu ağrı, mide bölgesinde ya da kravat bölgesinde görülebilir. Genelde yavaş yavaş başlar ve birden şiddetlenir. Her iki kola, alt çeneye veya sırta vurabilir ve genelde baskı şeklinde olabilir. Yanma da görülebilir. Hastalar bazen sadece nefes darlığı hissedebilir, aşırı terleyebilir, yüzleri soluk görünebilir ve endişe söz konusu olabilir.

Kalp Krizinde İlk Olarak Ne Yapılması Gerekir?

Kalp krizi durumunda, öncelikle hastayı fazla hareket ettirmemek gerekir. Hasta rahat ettirildikten sonra tansiyonu ölçülmelidir. Hastaya varsa Coraspin içirilebilir. Eğer hastanın tansiyonu yüksekse, kalp problemi olduğu biliniyorsa dil altı verilebilir ama tansiyon yüksek değilse dil altı verilmesi durumu daha da zora sokabilir.

Tansiyonda Yükseklik mi Düşüklük mü Olur?

Tansiyonda düşüklük de yükseklik de olabilir, bazen de birden ritmi düşer ve hasta bayılabilir. Kalp krizi hastane dışında meydana gelebildiğinden, kriz anında hasta şok geçirerek ölebilir, yani kalbin elektrik sisteminde bir problem meydana gelip birden ritim bozulabilir. Eğer o anda şoklanmazsa hasta kaybedilebilir. Gerekli tedbirler alındıktan sonra, mutlaka şok cihazlı ve doktorlu bir ambulansla gönderilmesinde fayda vardır.

Kalp Krizini Tetikleyen Hastalıklar Nelerdir?

Kalp krizini tetikleyen hastalıkların başında tansiyon, kansızlık, şeker hastalığı ve stres gelir.

Bir Kişi Kalp Krizi Riski Taşıyıp Taşımadığını Nasıl Öğrenebilir?

Hasta erkekse, sigara içiyorsa, damar tıkanıklığı varsa, ailesinde böyle yatkınlık mevcutsa kriz geçirme riski yüksektir. Erkeklerde genelde 35-40 yaşından, kadınlarda ise menopozdan sonra bu risk artar

Kişi Kendi Kontrolünü Nasıl Sağlamalı?

Hastaların her zaman kendi şikayetlerini dinlemeleri ve önemsemeleri gerekir. Kişinin göğsünde tarif edemediği bir yanma oluyorsa, artık en ufak bir eforda hemen yoruluyorsa, tansiyonları oynama gösteriyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır.

Stresli işlerde çalışanların da mutlaka yılda bir, gerekirse 6 ayda bir kontrollerini mutlaka yaptırmaları önerilir. Riskli mesleklere sahip kişilerin örneğin pilotlar, vinç operatörleri, şoförler gibi sürekli araç kullananların da bu konuda dikkatli olmaları önerilir.

Koroner Arter Hastalığı Nedir?

Kalbi besleyen damarların, ateroskleroz denen damar sertliği ile daralması veya tıkanması sonucunda oluşan hastalığa koroner arter hastalığı denir.

Kimler Bu Hastalığa Adaydır?

Koroner arter hastalığı 40 yaşın üzerindeki tüm bireylerde görülmekle beraber, cinsiyet olarak sıklıkla erkeklerde görülür. Ancak menopoz dönemine girmiş kadınlarda da görülebilir. Bu yaş ve cinsiyet özelliklerinin yanında; kişinin diğer aile üyeleri ve yakın akrabalarında koroner arter hastalığı olan veya kalp krizi geçirmiş biri varsa; kişinin kolesterol dediğimiz kan yağlarının seviyesi normalden yüksekse, şeker hastasıysa, hipertansiyonu yani kan basıncı yüksekse, sigara içiyor veya pasif içici olarak sigara dumanına maruz kalıyorsa, şişmanlık durumu mevcutsa, yoğun stres altındaysa, alkol tüketimi varsa da bu hastalığa adaydır.

Koroner Bypass Ameliyatı Nedir?

Koroner Bypass ameliyatında, kalbin içinde bulunduğu göğüs kafesi boşluğu açılır. Hastanın dolaşım ve solunum sisteminin görevlerini geçici olarak üstlenecek olan, kalp ve akciğer makinası adı verilen pompa desteğine bağlanarak kalp durdurulur. Daha sonra göğüs içerisinden alınan sol meme atar damarı ve bacaktan alınan toplardamarlar kullanılarak, tıkalı olan kalp damarlarına bu damarlar dikilir.  Bunları kalpten çıkan ana atar damara bağlayarak bir köprüleme şeklinde yapılan ameliyatlara koroner Bypass ameliyatı denir. Bazı özel durumlarda bu ameliyat, kalp durdurulmadan ve kalp akciğer makinası kullanılmadan yani kalp çalışırken de yapılabilir.

Koroner Bypass Ameliyatı Gerektiren Durumlar Nelerdir?

Kalp damarı veya damarları daralmış veya tıkanmış, girişimsel kardiyolojik yöntemler ile (balon, stent) bu damarları açılamayacak hastalara koroner Bypass ameliyatı önerilir.

Ameliyat Süreci Nasıldır?

Koroner Bypass ameliyatı önerilen hastalar ve diğer aile üyeleri ile yüz yüze görüşmeler yapılır. Gerekli bilgilendirmeler yapıldıktan sonra, ameliyattan bir gün önce kişi hastaneye yatırılır. Ayrıntılı kan tahlilleri, solunum fonksiyon testi, boyun şah damarı ultrason incelemesi, akciğer röntgeni,  kalp ultrasonu ve kan, kan ürünleri hazırlığı yapıldıktan sonra ameliyat hazırlıkları tamamlanır.

Ameliyat Sonrası Bakımda Yakından Takip Gerekiyor

Koroner Bypass ameliyatları büyük ameliyatlardır. Dolayısıyla verilen narkoz derin olduğu için, hastalar ameliyathaneden Kalp ve Damar Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesi’ne solunum cihazına bağlı olarak alınır. Başta kan basıncı ve nabız değerleri olmak üzere, tüm yaşamsal fonksiyonlar yakından izlenir.  Yaklaşık 6 veya 8 saat sonra hasta uyanır ve kendine gelir. Bundan sonra hasta kademeli olarak solunum cihazından ayrılır. Yakın takip yine devam eder. Ertesi gün hasta bu ünitedeyken ayağa kaldırılarak yürütülür. Ayrıca tüm tedavisi ve bakımı detaylı olarak yapılan ve burada iki gece geçiren hastalar, normal odalarına alınır.  Burada da yakın tıbbi takip, bakım ve solunum fizyoterapisi devam eden hastalar, herhangi bir sorun yok ise, altıncı gün taburcu edilerek evlerine gönderilir.

İyileşmede, Dinlenme ve Kontrol Muayeneleri Önem Kazanıyor

Eve geçen hastalar, önerilen ilaç tedavilerine devam eder. Hastanın kendisine ve yakınlarına gösterilen solunum fizyoterapilerine, evin içindeki yürüyüş egzersizlerine devam edilir. Hastalar her gün duş alabilir. Bir hafta sonra hastanede ilk kontrol, muayene ve tetkikler yapılır ve tedavi ayarlanır. Bundan sonra parklarda veya bahçede yürüyüşlere izin verilir.

Aktif çalışma yaşamında olan hastalar için masa başı işi olanlara 45 gün sonra, fiziki efor gerektiren hastalara ise 60 gün sonra çalışma izni verilir. Kalp muayeneleri 3-6 ay aralar ile yapılır. Kan basıncı, kan şekeri, kan yağları düzeyleri izlenir ve uygun tedaviler düzenlenir. Daha sonra hastalar, takipleri ile ilgili olarak kardiyoloji uzmanlarına yönlendirilir.

Koroner Arter Hastalığından Korunmak İçin Alınabilecek Önlemler

Bu hastalığın önlenmesi veya en azından daha ileri yaşlara kadar bu hastalığa yakalanmamak için birtakım önlemler alınabilir. Özellikle 40 yaş civarında hastalık riski arttığı için, yüksek tansiyon varsa kontrol altına alınmalı, kan yağları yüksek ise uygun diyet ve/veya ilaç tedavisi düzenlenmeli, şişmanlık var ise diyet uzmanı kontrolünde kilo verilmeli, şeker hastalığı mevcut ise uygun diyet ve/veya ilaç-insülin tedavisi düzenlenmeli, sigara kesin olarak bırakılmalıdır. Ayrıca hareketsiz yaşamdan kurtulmak için, düzenli spor yapılmalıdır. Soy geçmişinde bu hastalık olanlar özellikle kendi durumlarını yakından izlemeli ve 40 yaşından sonra mutlaka düzenli olarak kardiyoloji uzmanları ile görüşmelidir.

Neden Sigarayı Bırakmak Gerekir?

Sigara, beyin hücrelerinin ölümüne ve hafıza zayıflığına sebep olur.

Sigaranın en büyük zararını, yüzde10-15 kilo eksikliği ve zeka geriliği ile anne karnındaki bebek görür.

Tütün içinde bulunan karbonmonoksit, nikotin, katran gibi zararlı maddeler akciğer kanseri başta olmak üzere, solunum sistemi hastalıklarından olan bronşit ve amfizemi gibi hastalıklara neden olur. İçilen her sigara kişiyi kansere bir adım daha yaklaştırır. Sigara içenlerde akciğerlerin doğal savunma sistemi bozulur ve bu da enfeksiyon kapma riskini artırır.

Sigarada bulunan karbonmonoksitin kandaki oksijeni yok etmesiyle, damarlarda kolesterol depolanır ve bunun neticesinde kalp krizi riski artar.

Yemek borusu ve midede ülser, kanama ve kanser oluşumu artar. Pankreas kanseri riski fazlalaşır. Sigara içen erkeklerin içmeyenlere oranla daha fazla mesane kanserine yakalandıkları bilinmektedir.

Sigara içenlerin ellerinde ve parmaklarında sararmalar, tırnaklarında kırılmalar görülür.

Sigara, kol ve bacak damarlarında çeşitli hastalıklara neden olur. Özellikle, damarlardaki tıkanıklık nedeniyle ancak organların kesilmesiyle tedavi edilebilen Burger hastalığı oluşur.

Ağız kokusu, diş ve diş eti hastalıkları, diş kaybı ve tat alma duyusunda bozulmalar oluşur.

Beyin hücrelerinin ölümü ve hafıza zayıflığı (Alzheimer) gelişir.

Koku alma duygusu azalır.

Sigara içen kadınlarda rahim ve yumurtalık kısırlığı, erken menopoz ve rahim kanseri gibi tehlikeler görülür.

Gözlerde katarakt ya da körlük oluşabilir.

Vücutta yorgunluk, ruhsal gerilim, aşırı stres ve uykusuzluk görülür.

Cinsel organlarda iktidarsızlık, ereksiyonda azalma ve döllenme yetersizliği meydana gelir.

Vücuttaki insülin salgılama yeteneğini azalır, şeker hastalığına oluşur.

Sigara, deri yapısının bozulmasına ve kırışıklıklara yol açar. Bunun yanında sigara içenlerin yaraları çok daha zor iyileşir. Hatta ameliyat sonrası bazı yaraların iyileşmediği görülür.

Sigara bağımlılarında kronik baş ağrılarına rastlanır.

Sigaranın sebep olduğu ölümler, uyuşturucu ölümlerinden 13 kat fazladır.

Sigara içenlerde ani ölüm, içmeyenlere oranlara 10 kat fazladır.

Bacak damarı tıkanıklarının yüzde 90’ı sigaradan kaynaklanır.

Sigara içen kadınlar, içmeyen kadınlardan 10 yaş fazla yaşlanır.

Sigara içen kadınlarda kısırlık 10 kat fazladır.

İnsan beynine en çok zarar veren 3 olumsuz etmenden birincisi sigara dumanıdır (diğerleri tansiyon ve şeker).

Günde iki paket sigara içen bir kişi Hiroşima’ya atılan atom bombasının öldürücü dozuna eş değer radyoaktivite etkisi altında kalır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*