Anasayfa / Kanser / Kanserde Yeni İki Umut: Kişiye Özel Tedavi& İmmünoterapi

Kanserde Yeni İki Umut: Kişiye Özel Tedavi& İmmünoterapi

Her yıl dünyada 14 milyon kişinin yakalandığı bir hastalık olan kanser 8,2 milyon kişinin ölümüne neden oluyor. Türkiye kanser istatistiklerine göre ülkemizde 103 bin erkek ve 71 bin kadın olmak üzere bir yıl içerisinde 174 bin kişi kansere yakalanıyor. Bilim dünyası bu ürkütücü rakamlar karşısında kanserin tanı ve tedavisindeki araştırmalara daha da önem verdi. Kanser tedavisinde yeni umut: Kişiye Özel Tedavi ve İmmünoterapi yöntemleri… Kişiye özel kanser tedavisinde; tümörünün taşıdığı genetik farklara, moleküllere yönelik tedavi, İmmünoterapi de ise bağışıklık sistemi desteklenir…

Prof. Dr. Gökhan Demir

Tıbbi Onkoloji Uzmanı

Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan araştırma sonuçlarına göre ülkemizde kanser sıklığı birkaç nedenden ötürü hızla artıyor. Öncelikle toplum olarak gittikçe yaşlanırken, tarama yöntemlerinin yaygın kullanılmaya başlanması hastalığın erken dönemde yakalanmasını sağladı. Hastalık erken yakalanıyor olsa da sıklığı görece olarak daha çok arttı. Bunun nedeni; kent yaşamı, stres, özensiz beslenme, hareketsizlik, vs. batılı toplumlar gibi yaşamaya başlamış olmamız.

Toplum sağlığı ve devlet bütçesi açısından ciddi bir sorun teşkil eden kanser hastalığının tedavisine yönelik bilim dünyası çalışmalarına titizlikle devam ediyor. İki yeni yöntem umut veriyor: Kişiye Özel Tedavi ve İmmunoterapi…

Kişiye Özel Kanser Tedavisi

Kanser tanı ve tedavisinde çok önemli değişiklikler oldu. Tanısındaki en önemli değişiklik; eskiden kanser dokusundan alınan örneğin mikroskoptaki görüntüsüne göre karar verilirdi. Son yıllarda bu mikroskobik görüntünün yeterli olmadığı ortaya çıktı. İki akciğer kanserinin birinden çok farklı davranabileceğini bilirken neden farklı davranabileceğini bilmiyorduk. Şimdi mikroskobik görüntüsü aynı olan iki akciğer kanserinin moleküler genetik yapılarının birbirinden çok farklı olabileceğini öğrendik. Her tümör kendine has bir takım farklı mutasyonlar, birtakım farklılar taşıyor. Bu da tedaviye yeni bir yaklaşım getirdi. Kişiye özel tedavi aslında tümöre özel tedavidir. İki akciğer ya da meme kanserli hastada tümörün genetik yapıları, bozukları, mutasyonları birbirinden çok farklıdır. Bu bilgiyi öğrenmekle beraber yeni bir araştırma alanı ortaya çıktı. Bu mutasyonları, genetik bozuklukları hedefleyen birtakım ilaçlar üretilmeye başlandı. Bu kemoterapi döneminin sonrası bir dönem. Kısa bir süre öncesine kadar tek silah vardı tedavide: Kemoterapi. Tümörler arasında tümörlerin genetik moleküler ayrımına bakmadan sadece kaba gruplar olarak akciğer tümörlerine A tedavisi, meme tümörlerine B tedavisi yapılırdı. Aynı grup tümör içerisinde faklı genetik yapıların genetik bozuklukların olduğunu görmek ve bu farklı genetik bozukluklara yönelik bir takım akıllı ilaçların geliştirilmesi yeni bir dönemi başlattı. Kişiye özel kanser tedavisinde; kişinin tümörünün taşıdığı genetik farklara, moleküllere yönelik tedavi yapılır. Bu onkolojik tedavilerde çığır aşan bir gelişmedir.

Moleküler genetik şifrenin çözülmesinde alınması gereken çok yol var…

Özellikle melonom denilen cilt kanserinde, akciğer kanserinin bazı türlerinde, böbrek kanserlerinde, daha önce hiç tedavisi olmayan gastroenstromal tümör denilen bir takım nadir görülen sindirim sistemi kanserlerinde birdenbire çok güçlü bir cephanelik oluştu. Bu hastalar kemoterapiden önce akıllı ilaçlarla tedavi edilmeye başlandı. Ama bu konuda tabi son noktaya gelinmedi. Aynı genetik bozukluğu olan ve hedefli tedavi alan bir hasta dramatik faydalanırken diğer hastada istenilen fayda sağlanmıyor. Demek ki daha bu moleküler genetik şifrenin çözülmesinde alınması gereken çok yol var. Ama bu onkolojinin geleceği olan alanlardan bir tanesi. Tümörlerin genetik moleküller yapıları görünümdeki bozuklukları daha iyi tanıdıkça daha hedefli tedaviler, daha akıllı moleküller geliştirdikçe daha etkin olarak tedavide kontrol sağlanacak. Bu yeni dönemin kemoterapi sonrası tedavi dönemi olarak adlandırılabilir. Henüz ilk aşamasında olunsa da bir süre sonra çok fazla sayıda ajanla çok fazla sayıda tedavi seçeneği ile hiç kemoterapi kullanılmadan sadece bu hedefli tedavilerle akıllı moleküllerle kanseri tedavi edebilen döneme girildi.

Akıllı ilaçlar bugüne kadar sadece hastanın en ileri döneminde dördüncü evresinde kullanılıyordu ama bugün ameliyat edilmiş hastalarda hastalığın nüks etmesini engellemek amacıyla koruyucu olarak kullanılabilir mi diye yapılan çalışmalar var. Ve bazı tümör grupları artık koruyucu olarak da kullanmaya başlandı. Örneğin böbrek kanserli hastalarda bu akıllı moleküller hastalığın nüks etmesini engellemek amacıyla kullanılıyor. Ya da nadir GİST tümörlerinde bu akıllı ilaçları koruyucu olarak kullanılabilir. Daha sık görülen tümörler için yani akciğer, meme kanseri bugün henüz koruyucu olarak kullanılması klinik araştırma aşamasında ama çok yakın bir gelecekte bu ilaçları hastalığın daha erken devrelerinde de kullanılacak. Ama bugün bu ilaçların yüzde 80 -90 oranında kullanımı genellikle metastaz yapmış ileri evre hastalar için geçerli.

Kemoterapi ve Akıllı İlaç birlikte kullanılabilir…

Bazı tümörlerde kemoterapi ve akıllı ilaç beraber kullanılması tedavinin başarı şansını artıyor. Örneğin; meme kanserinde kemoterapi ile beraber meme kanserinin yüzeyinde bulunan bir molekül de hedeflenebilir. Bir akıllı ilaç ile kemoterapi birlikte verildiğinde bu kemoterapinin etkinliğini yüzde 35-40 artırır. Aynı şekilde kolon, kalın bağırsak kemoterapi ile akıllı ilacı birlikte verildiğinde tedavinin etkinliği artar. Özel mutasyonu olan ve ona karşı hedefli bir tedavisi olan akciğer kanserinde kemoterapi ile akıllı ilacı birlikte verildiğinde ise etkiyi azaltır. Orada ya kemoterapi ya da akıllı ilacı seçmek gerekir. Yani her türlü tümörde bu yaklaşım birbirinden farklı. Bunu genellemek mümkün değil. Şu andaki bilgiler doğrultusunda bazı tümörlerde ya akıllı ilaç ya da kemoterapi seçimini yapmak gerekir. Ama bazı tümörlerde kemoterapi ile akıllı ilacı birlikte vermek bize önemli bir katkı sağlayabilir. Akıllı ilaçların gelişmesi hızla devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda onlarca akıllı ilaç olacak ve ileri evredeki hastalar daha uzun süre daha konforlu yaşayabilecek.

Bağışıklık sistemi tedavileri: İmmünoterapi

Tüm bu akıllı ilaç ve kişiye özel tedaviler olurken bir başka alanda yine devrim niteliğinde bir şey oldu. İmmünoterapi… Bağışıklık sistemi tedavileri denilen bir tedavi modeli. Bu uzun yıllardır onkologların düşüydü. Bağışıklık sistemi insanın askerleridir ve dış çevreye karşı enfeksiyonları, yabancı cisimleri, yabancı dokuya karşı vücudu çok etkin bir şekilde korur. Bağışıklık sistemi olmayan bir canlı saatler içinde kaybeder hayatı. Halbuki bağışıklık sistemi etkin bir şekilde çalıştığında tüm tehlikelerden korur. Ama bugüne kadar en büyük sorun bağışıklık sisteminin kanseri yabancı doku olarak görmemesi idi. Yani kendi vücudunun bir parçası gibi algılayıp ona karşı reaksiyon vermiyordu onun içinde bağışıklık sistemi ne kadar uyarılsa da kanser tedavisinde etkisizdi. Ama son 3-4 yıl içinde bunun nedenleri mekanizmaları açıklandı yani kanser hücresi nasıl oluyor da karşısındaki bağışıklık sistemini düşman olmadan kamufle edebilir. Ya da kendini vücut hücresi gibi gösterebilir. Bunun şifresi çözüldü. Kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan bazı moleküller beyaz bir bayrak gibi ele alınırsa beyaz bayrağı sallandırır, beyaz bayrağı gören bağışıklık hücresi de ‘bu düşman değil, dost’ deyip ona saldırmaz. Şimdi tümör hücresinin yüzeyinde sallandırdığı beyaz bayrağı elinden alacak ya da onun üzerini örtecek birtakım ilaçlar geliştirildi. Bağışıklık sistemi tedavileri bunu yapıyor. Bu beyaz bayrağı gerçek olmadığını gören bağışıklık hücresi askerleri de gidip o hücrelere saldırır. Bu yüzyılın başından bu yana uğraşılan bir düş ilk defa gerçekliği kavuştu. Checkpointbloker denilen bir ilaç gelişti. Tümörün bağışıklık sisteminden kaçması engellendiğinde bağışıklık sisteminin tümör tedavisinde de etkin kullanılmaya başlandı. Örneğin bazı akciğer kanserleri türlerinde bugün kemoterapi ya da akıllı ilaç yerine direk bağışıklık sistemi tedavileri ile başlamak etkinliği çok fazla artırdı. Bugün melonom (cilt), böbrek, baş-boyun kanserlerinde bu tedavi bağışıklık sistemi tedavileri kemoterapi yerine uygulanması onaylandı. Bu tedaviler artık kılavuzlarda da yer aldığı için kullanılıyor. Birçok tümör gruplarında da beyin, meme, kalın bağırsak, mide, pankreas kanserlerinde bunların klinik çalışmaları sürüyor. Henüz şu noktaya gelinmedi: her kanserli hastada bağışıklık sistemini uyararak o kanseri tedavi etmek mümkün değil. O kanserin de alt tipleri var. Bağışıklık sisteminin uyarılması ile etkilenen tipler var. Onlar bulunmaya çalışılıyor.

Bazı tümörler bağışıklık hücrelerinin saldırmasına daha duyarlı bazıları bu saldırıya daha dirençli. Bu saldırıya daha duyarlı tümörler tespit edilmeye çalışılıyor. O yüzden tümör hücrelerinin yüzeyinde bulunan birtakım moleküllere bakarak PD-L1 molekülü denilen bir molekül var. Eğer bu PD-L1 molekülünü tümör hücresi yüksek oranda barındırıyorsa bu aslında çok sayıda beyaz bayrak barındırıyor demektir. Onlar elinden alındığında birdenbire çok büyük bir etki sağlanır. Ve bugün hedefli tedavilerde olduğu gibi bazı tümör gruplarında kemoterapi ile beraber bağışıklık sistemi tedavilerinin kullanılması etkiyi artırabilir. Şu anda bağışıklık sistemi ile ilgili tavsiye edilen tedaviler 4’üncü evrede uygulanıyor.

Kanser çaresiz bir hastalık değildir.  Kanser erken evrede yakalandığı takdirde tam olarak şifaya kavuşan bir hastalıktır. İleri evrede yakalandığında dahi hastaların önemli bir kısmında uzun süreli kontrolü sağlanabilir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*