Anasayfa / Kanser / Meme Kanseri Tedavisinde Onkoplastik Cerrahi

Meme Kanseri Tedavisinde Onkoplastik Cerrahi

Paylaş

Günümüzde genel meme kanseri tedavisi yerini bireyselleştirilmiş tedaviye bıraktı. Artık tümörün biyolojisinin tespiti ile agresifliği saptanarak, hangi tedavilere yanıt vereceği belirlenip, kişiye-tümöre özel tedavi yapılıyor. Tedavideki gelişmelerle hastaların yaşam kalitesi artırılırken; onkoplastik cerrahi ile meme ya da lenf alınmadan veya alındığında eş zamanlı yerine yeni meme veya meme koruyucu yapılıp, memeler ameliyat sırasında dikleştirilip, toplanıp, güzelleştiriliyor… Kadın meme kaybetmeden daha güzel bir meme ile ameliyattan çıkıyor.

Prof. Dr. Hasan Karanlık

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü Öğr. Üyesi

Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı

Meme kanseri kadın arasında en sık görülen kanserdir. Yolda yürürken gördüğünüz her sekiz kadından biri meme kanseri ya da ömrünün bir döneminde meme kanserine yakalanacak, kanser olan her 4 kadından biri meme kanseri olacaktır. Rakamlar ürkütücü olsa da bilimsel çalışmalar yaşam kalitesini yükseltecek yönde sonuç veriyor.

Meme kanseri ile savaşta eldeki en önemli silah; erken teşhisten önce farkındalıktır. Eğer kadın farkında olursa o zaman erken tanı şansı olur. 40 yaşından itibaren her kadının tarama yaptırması gerekir. Çünkü meme kanserinde en önemli risk faktörü; yaş ve cinsiyettir. Yaş artıkça meme kanseri sıklığı artar. Sekiz kadından biri meme kanseri olacağı için her kadının dikkatli ve farkında olması gerekir.

Tümor biyolojisi tedavide devrim sağladı…

Günümüzde meme kanseri tedavisi hem cerrahi hem de ilaçlar açısından değişti. Eskiden tümör erken teşhisi bilinir; tedavi sırasında ya tüm meme ya da tüm lenfler alınırdı. Tümör biyolojisi bilinmezdi. Oysa tümör biyolojisi en az evre kadar önemlidir.

Son yıllarda en önemli gelişmeler hedefe yönelik tedavi yönündedir çünkü her tümörün tedavisi farklıdır. Eskiden bu hastalarda kanser hemen yayılır, ilerler memenin tümü alınırdı. Artık günümüzde hedefe yönelik tedavilerle tümörü olan kadın hastanın önce imkân varsa kemoterapi başlanır. Tümörün cinsine göre sıfırlanabilir ve meme kurtarılabilir.

Meme kanserinin tedavisi iki kısımdan oluşur…

Bir memenin tedavisi, iki lenflere yönelik yapılacak müdahaleler. Lenflere yönelik tedavide dünyanın birçok yerinde -Amerika dahil- hastalık lenflere yayıldığında tüm lenfler alınırdı. Ama artık bu hastalara tümör biyolojisine de uygun ise önce kemotarepi başlanır. Kemoterapi ile bu hastaların yarısına yakınında lenflerdeki hastalık tamamen geriler. Dolayısıyla tüm lenflerin alınması durumu ortadan kalkar.

Bu yaşam kalitesini korumak adına çok önemlidir. Tüm lenfleri almak demek kolun şişmesi, hareket kısıtlığının oluşması, kolun ödem yapması, omuz hareket kısıtlığı oluşması demektir. Genç bir kadın için tüm bunlar yaşam kalitesinin bozulması anlamına gelir.

Tedavideki tüm bu gelişmelerle artık meme kanseri korkulan bir hastalık olmaktan çıktı. Hedefe yönelik tedavilerin gelişmesi ile tümörün biyolojisi öğrenildi. Bu sayede hasta metaztas ya da evre dört ya da başka organlara sıçramış bile olsa yıllarca sorunsuz yaşıyor.

Onkoplastik cerrahi ile yaşam kalitesi yükseldi…

Burada tedavi başarısını belirleyen en önemli faktörlerin başında hastanın yaşam kalitesi için yapılanlar gelir.

*Meme kurtarılır

*Meme kurtarılamıyor, alınması gerekiyorsa yeni bir meme yapmak gerekir

*Lenfleri kurtarmak gerekir

*Bunun bir basamak ötesi onkoplastik cerrahi yapmak gerekir.

Kadının memesinde tümör varsa eskiden tüm meme ve lenfler alınırdı. Şimdi artık meme ya da lenfler alınmıyor sadece tümör alınıp, üzerine onkoplastik cerrahi yapılır. Hasta 50-60 yaşlarında ise bu kadının memesi toplayıp, dikleştirilir, yeniden şekil verilir, karşı meme ile eşitliği yapılır. Kadın meme kaybetmez daha güzel bir meme ile ameliyattan çıkar. Eğer tümör izin vermiyorsa o zaman memenin içerisini boşaltılır, meme ucu da alınmaz, protez meme yapılır.

Hastanın tedavisi nasıl planlanır?

*Yaş

*Evre

*Tümörün biyolojisine göre ya önce ameliyat yapılır veya ilaç tedavisine başlanır.

Eskiden tedaviye önce ameliyat ile başlanırdı ama günümüzde artık tüm yönleri ile multidisipliner yaklaşım ile hastaya en iyi tedavi şansı verilir. Son 5 yılda daha çok uygulanır hala geldi.

Kontrolden ziyade farkındalık önemli…

Farkındalık eğitimli olmaktan farklı bir konsepttir. Çok sayıda eğitimli, aktif yaşam içinde çalışan kadın kanser olduğunun farkında olmuyor. Meme kanserinin ne olduğunu, erken bulgularını, meme kontrolünü anlatmak gerekir. Sivil toplum kuruluşları ve kamu spotları bu konuda çok önemlidir.

‘Benim ailemde yok, ben meme kanseri olmam’ ‘Ben kendimi kontrol ediyorum’ yanlış bir düşünce tarzıdır. Rutin kontrolleri ve tarama yaptırmak gerekir. Çünkü evre bir de hasta yakalandığında bunun tedavisi hasta için yükü daha az meme alınmaz, lenfler alınmaz, yaşam kalitesi bozulmaz. İş üretiminde bir aksama olmaz.

Kadının toplumdaki katkısı ve yeri azalmaz bir özür durumu söz konusu olmaz tedavisi daha ucuz olur. Ama ileri evrede yakalandığında kadın mutsuz olur, üretimi bozuluyor, memesi kaybeder, lenf bezleri gider, hareket kısıtlanır, yaşam kalitesi bozulur. Tedavi sürecinde devlete yükü artar.

Ülkemizde ‘Fırsatçı Tarama’ var…

Avrupa adrese dayalı tarama sistemi uygulanmaktadır. Bu sistemde eve mektup gider, kadın tarama için bağlı olduğu birime çağrılır ve mamografisi çekilir. Ülkemizde ise fırsatçı tarama uygulanmaktadır. “Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi” olan KETEM’ler meme, serviks (rahimağzı) ve kolorektal kanserler ile ilgili tarama programları konusunda kadınları bilinçlendirir ve davet eder. Zorlayıcı değildir sadece fırsat sunar.

Erken teşhis için farkındalık önemlidir.

Tedavideki yenilikler ile özellikle de onkoplastik cerrahi ile artık yaşam kalitesi bozulmadan, lenflerin hepsi alınmadan hatta lenflere yayıldığında bile önce bu hastalara kemoterapi uygulanıp hastalık evresi geriletilir, hastaların lenflerinin kurtarılma imkânı oluşur. Meme kanserinde tek hedef artık hastanın yaşaması değil yaşam kalitesini yükseltmektir…

Onkoplastik cerrahi ile meme ya da lenf alınmadan veya alındığında eş zamanlı yerine yeni meme veya meme koruyucu yapılıp, memeler ameliyat sırasında dikleştirilip, toplanıp, güzelleştiriliyor… Kadın meme kaybetmeden daha güzel bir meme ile ameliyattan çıkar.

Meme kanserinde risk faktörleri;

*Erken adet görmek

*Geç menopoza girmek

*Çocuk doğurmamak

*Geç doğum yapmış olmak

*Emzirmemiş olmak

*Ailede meme kanseri olması

*Genetik birtakım bozukluklar ya da genetik mutasyonlar olması

*Fazla kilolu olmak

*Günde 2 kadehten fazla alkol tüketmek

Kendi kendini muayene…

20 yaşını geçen her kadının adetinin bittiği tarihten sonra ilk hafta içinde kendisini muayene etmesi önerilmektedir. Adet görmeyen kadınların da ayın belirli bir günü kendilerini muayene etmeleri önerilmektedir.

Kendi kendini muayene nasıl yapılır?

Kendi kendini muayene iki şekilde yapılır. Önce gözleyerek yapılır sonra elle yapılır.

Gözleyerek yapılan muayene

Belden yukarısı çıplak olacak şekilde bir aynanın karşısına geçilir

Her iki kol aşağı sarkacak şekilde bakılır.

Her iki kol yukarı kaldırılarak bakılır

Her iki el bele bastırılarak bakılır

Her iki el bele bastırılırken öne doğru eğilerek bakılır

Bu pozisyonlarda her iki meme için;

Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği

Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması

Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması

Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik

Memenin şeklinde değişiklik araştırılır.

Elle yapılan muayene bulguları

Elle yapılan muayene sırasında muayeneyi elin 2.3.4 parmakları ön yüzleri kullanılır. Düz bir yatağa uzanılır. Hangi taraftaki meme muayene edilecek ise o taraftaki el ense altına yerleştirilir. Diğer ile muayene yapılır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*