Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Metabolik Sendrom

Metabolik Sendrom

Paylaş

Prof. Dr. Hüsrev Hatemi & Uzm. Dr. Güler Türker AteşPek çoğumuzun stres yüklü yoğun bir iş hayatı var, günün en önemli öğünü olan kahvaltıyı atlayarak işimize özel araçlarla gidiyor, yoğunluk nedeniyle öğle yemeğimizi fast-food gıdalarla geçiştiriyoruz.

Prof. Dr. Hüsrev Hatemi
Uzm. Dr. Güler Türker Ateş

Yine özel aracımızla eve dönüyor ve bu yoğun iş gününün sonunda hak ettiğimiz (!) ağır bir akşam yemeği sonrası kendimizi televizyon karşısındaki kanepede buluyoruz. Kır gezilerinin yerini sinemalar, yemeğin yerini fast-food gıdalar, suyun yerini meşrubatlar almaya başladı. Sonuç; hızla artan kilolar ve beraberinde erken ölümle sonuçlanabilen birçok hastalık.

Son zamanlarda adını sıkça duyuyor olduğumuz MS, 1960’lı yıllardan beri bilinen ve başlıca insülin direncinin sorumlu olduğu bir “ normalden sapmalar” kompleksidir. Bu kompleksin önemi, yıllar içinde diyabet , inme , infarktüs ve kalp kaynaklı ani ölüm ile sonuçlanabilmesinde yatmaktadır.

1988 yılında Reaven bu sendromun bileşenlerini ilk olarak tanımlamış ve bilinmeyen’i simgeleyen X harfi ile betimlemiştir. Zamanla hakında daha çok bilgi edinilmesi ile bilinmeyen’in simgesi olan X harfi yerine polimetabolik sendrom, ölümcül dörtlü, insülin direnci, sendromu gibi isimler de almıştır.

Bu özelliklerden ötürü bir hastalıklar bütünü olarak da kabul edebileceğimiz MS ne yazık ki ülkemizi de ciddi biçimde tehdit eden küresel bir sağlık sorunudur. Tip 2 diyabetin ( yetişkin tipi diyabet ) ve kalp nedenli ölümlerin giderek daha sık görülmekte olduğu çocuklar açısından da durum ne yazık ki farklı değil. Sabah erken kalkan, çoğunlukla kahvaltı etmeden özel servis araçlarıyla okula giden çocuklar yine aynı şekilde evlerine vardıktan sonra neredeyse tüm vakitlerini televizyon ve bilgisayar karşısında bolca çikolata-cips-kuruyemiş yiyerek / meşrubat içerek geçirmekteler.

Peki, nedir MS?

-Obezite ( özellikle elma tipi şişmanlık ) ,

-Hipertansiyon,

-Bozulmuş açlık şekeri / gizli şeker / aşikar diyabet,

-Dislipidemi ( kan yağlarının niceliksel / niteliksel bozukluğu )

MS ‘ u oluşturan öğeler olarak sayılan bu elemanların tamamı koroner kalp hastalığı için iyi bilinen risk faktörleridir ve ani ölüme yol açabilmektedirler.

MS tanısını basitleştirmiş olarak bizlere Amerikan Ulusal Kolesterol Eğitim Programı , Erişkin Tedavi Paneli ( NCEP / ATP III ) sunmuştur. Buna göre aşağıda sayılan beş kriterden üçünü taşıyan bir bireye MS tanısı konabilmektedir.

1)      Trigliserid (kolesterol dışı kan yağı) düzeyinin 150 mg/dl’nin üzerinde oluşu,

2)      HDL- Kolesterol (iyi huylu kolesterol) düzeyinin 50 mg/dl , erkeklerde 40 mg/dl’nin

altında oluşu

3)      Tansiyon değerinin 130 / 85 mmHg ( 13 / 8,5)’nin  üzerinde oluşu,

4)      Açlık kan şekeri düzeyinin 110 mg/dl üzerinde oluşu,

5)      Bel çevresinin kadınlarda 88 cm , erkeklerde 102 cm ‘ in üzerinde oluşu.

Son zamanlarda açlık kan şekeri sınırı 100 mg/dl’ye, bel çevresi kriteri de kadınlarda 80 cm, erkeklerde 94 cm’e indirilmiştir. Diğer bir deyişle , sınırlar giderek aşağıya çekilmektedir. Kısacası MS kriterleri; Dislipidemi, Hipertansiyon, Bozulmuş Karbonhidrat toleransı , Obezite başlıkları altında toplanabilir.

MS Kadınlarda Daha Sık Görülüyor

MS’un bileşenlerinin her biri ayrı bir hastalık gibi görünüyor olsa da topluca bir arada bulunmaları daha tehlikelidir. Bu durum ayrı ayrı neden oldukları hasarların ötesinde , bir arada olduklarında damar tıkanıklığı oluşumunda sinerjik etki göstermelerinden kaynaklanmaktadır. Erken ölümlerle sonuçlanabilen kalp ve damar hastalıklarının altta yatan sebebinin ise damar kireçlenmesi / tıkanıklığı olduğunu artık bilmekteyiz.

Ülkemizde bu konudaki verileri TEKHARF ( Türk Erişkinlerinde Kalp Hastalığı Ve Risk Faktörleri ) ve METSAR ( Metabolik Sendrom Araştırma Grubu) çalışmalarından almaktayız.: Söz konusu çalışmalarda sırasıyla MS görülme sıklığı kadınlarda %43 , erkeklerde %31 ve yine kadınlarda %40 erkeklerde %28 olarak saptanmıştır. İlerleyen yaşla birlikte MS sıklığının da arttığı bilinen bir gerçektir. Söz konusu rakamlar daha öncede belirttiğimiz gibi tüm dünya için tehlike oluşturan bu sorunun , ülkemizi de ciddi boyutta tehdit ettiği gerçeğini ortaya koymaktadır.

“MS tedavi edilmezse ne olur”

Altta yatan insülin direnci karbonhidrat metabolizmasını bozarak gizli şeker ve zamanla aşikar diyabet gelişimine sebep olurken , hızlanan damar kireçlenmesi süreci de  inme, infarktüs ve kalp kaynaklı ani ölümlere yol açmaktadır.

Önlenebilir bir sağlık sorunu olduğu konusunda, halkın bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Genel kural olan “önlemek tedavi etmekten daha kolay ve ucuzdur” prensibi burada da geçerlidir. Fazla kilolu bireylerin hipertansiyon, kan yağları, şeker hastalığı/ eğilimi açılarından ciddi risk taşıdıklarını bilmeleri ve bu hastalıkların –ve sonuçta da MS’un- gelişimini önlemek için gerekli yaşam tarzı değişikliklerini hayatlarına adapte etmeleri gerekmektedir.
MS tedavi edilebilir mi?

İlaç dışı tedavi ve ilaç tedavisi olmak üzere iki kısımda ele alabiliriz MS tedavisini : İlaç dışı tedaviye , yaşam tarzı değişikliği de denmektedir. Hastalar genel olarak MS bileşenlerinin tümü ile değil , iki-üç tanesi ile doktora başvururlar. Bu hastaların büyük çoğunluğunda elma tipi şişmanlık mevcuttur ve kilo vermek en önemli tedavi şeklidir. Egzersiz de en az zayıflama amacıyla uygulanan diyet tedavisi kadar önemlidir, fizik aktivitenin arttırılması ile hasta normal kilo da olsa dahi vücudun insülin hassasiyeti artmakta ve yine insülin direnci gerilemektedir.

İlaç tedavisinin temelini ise , MS bileşenlerinin her birine yönelik tedavi stratejilerinin belirlenmesi oluşturur. Diyabet veya gizli şeker varlığında metformin kullanımı tercih edilen ilaç olmaktadır. Böylece karbonhidrat metabolizması düzenlenmekte, hastanın kilo vermesi kolaylaştırmakta , altta yatan insülin direnci kırılmakta ve diğer bozuk metaboli değerlerin de olumlu yönde değişmeleri sağlanmaktadır. İleri derecede şişman (morbid obezlerde )’larda başta olmak üzere gerek görüldüğünde , anti-obezite ilaçları ( orlistat,sibutramin) da kullanılabilmektedir. Kısa bir süre önce yapılan bir takım çalışmalarda , bu ilaçların uzun vadede diyabet gelişimini önlediğine dair veriler elde edilmiştir. Bu arada eşlik eden hipertansiyonun tedavisi de büyük önem taşımakta , ilaç seçimi yapılırken kullanılacak ajanın aynı zamanda insülin hassasiyetini arttıran / direncini kıran gruptan (ACE inhibitörleri, anjiotensin reseptör blokerleri ) yapılması tercih edilmektedir. Kan yağı yüksekliği de gerekli hallerde ilaç tedavisi ile düşürülmelidir. Burada da hipertansiyon tedavisinde oluğu gibi ilaç seçimi, çok yönlü düşünülerek MS’un bir hastalıklar bütünü olduğu göz ardı edilmeden yapılmalıdır.

Sonuç; MS ülkemizde Tip 2 diyabet ve koroner kalp hastalığının önde gelen sebebini teşkil eden bir risk faktörleri topluluğudur. Dolayısıyla; kardiyoloji,endokrinoloji ve iç hastalıkları uzmanı ile bu konuda eğitilmiş pratisyen hekimlerden oluşan bir ekip tarafından izlenmesi uygun olacaktır. Bu bireylerin kilo verme, fizik aktiviteyi arttırma, sigarayı bırakma , yeme alışkanlıklarını iyileştirme gibi yaşam tarzı değişikliklerini benimsemeleri atacakları ilk ve en etkin adım olacaktır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla