Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / MS’in Dostları: Stres Travma Virüs

MS’in Dostları: Stres Travma Virüs

Paylaş

MS'in Dostları:Stres,Travma,VirüsÜlkemizde yaklaşık 35 bin Multipl Skleroz (MS) hastası olduğu ve üçte ikisinin 20-40 yaş arasındaki genç kişilerden oluştuğu tahmin edilmektedir.

Prof. Dr. Ayşe Sağduyu Kocaman
Nöroloji Uzmanı

Toplumda MS olarak bilinen Multipl Skleroz hastalığı, merkezi sinir sisteminde görülüyor. Bu hastalıkta, merkezi sinir sisteminin sinir hücrelerinden çıkan ve akson olarak isimlendirilen uzantılarının ve bu uzantıların çevresini saran miyelin olarak isimlendirilen yapılar etkiliyor. Başta bağışıklık sistemi hücreleri olmak üzere hasar gören bu yapılar, hastalığı ortaya çıkarıyor.

Hastalığın belli başlı belirtileri nelerdir?

Hastalık çok farklı ve kişiden kişiye değişken belirti ve bulgularla başlayabilir. Bu belirtiler hastalığın başlangıç dönemlerinde genellikle kendiliğinden de düzelebildiği için hastaların hekime başvurması ve tanı alması gecikebilir.

Başlıca belirtileri arasında şunlar yer alıyor:

*Vücudun değişikli bölgelerinde özellikle gövdede, yüzde, kollar ya da bacaklarda uyuşukluk, karıncalanma, güçsüzlük.

*Görme keskinliğinin azalması ya da çift görme, baş dönmesi, dengesizlik, beceriksizlik.

*İdrar kaçırma ya da idrar yapamama.

*Dışkılama sorunları.

*Yorgunluğun baş göstermesi

*Daha az sıklıkla bellek sorunları

*Duygu durum değişiklikleri

*Cinsel işlev bozuklukları

*Konuşma bozuklukları

*Baş ağrısı, uyku bozuklukları ya da epileptik nöbetler gözlenebilir

*MS’de yorgunluk, halsizlik, uyuşmalar, elektriklenmeler gibi belirtiler gün içerisinde aralıklarla olabileceği gibi günlerce, haftalarca da sürebilmektedir. Belirti ve bulguların 24 saatten uzun sürdüğü dönemler “atak dönemi” olarak tanımlanır.

MS hastalığının tipleri nelerdir?

Atak ve İyileşmelerle Giden MS (Relapsing – Remitting MS) : Bu tipte ataklar olur ve ataklar tam veya kısmen düzelir. MS’li kişilerin çoğu başlangıçta atak ve iyileşmeler ile giden seyir gösterir. Atakların ne sıklıkta geleceğini tahmin etmek mümkün değildir. Ancak bazen yılda birkaç kez bazen 2-3 yılda bir, hatta bazı hastalarda yıllar sonra bile atak olabilmektedir.

İkincil İlerleyici MS ( Sekonder Progresif MS) : Atak ve iyileşmeler ile giden MS hastalarının bir kısmında daha sonra ataklar azalır ya da görülmezken özürlülükte sinsi bir artışın olduğu ilerleyici forma geçiş olduğu süreçtir.

Birincil İlerleyici MS ( Primer Progresif MS ) : Hastalık sinsi başlar ve yıllar içerisinde gittikçe artan özürlülük ortaya çıkar. İlerleme hızı değişken olmakla birlikte genellikle yavaş seyirlidir. Bu gruptaki hastalar MS’li olguların daha az bir bölümünü oluşturur.

Yenileyici İlerleyici MS (Relapsing Progresif MS) : Bu tipte de hastalık başlangıçtan itibaren sinsi ve ilerleyici seyretmekle beraber arada ataklar görülebilmektedir.

Genetik Yatkınlık Var, Ama Yol Açan Gen Bulunamadı

MS doğrudan genetik geçişli bir hastalık olmamakla birlikte ortaya çıkmasında genetik yatkınlıktan söz edilmektedir. Hastaların yüzde 15-20’sinin ailesinde MS öyküsü tanımlanmaktadır. Son yıllarda MS’ in genetik ya da ailesel yönünü araştıran çok sayıda, çok merkezli çalışma yapılmış ancak henüz sorumlu tutulabilecek bir gen bulunamamıştır. Hastalığa yakalanma riskinin artışından sorumlu tutulan genlerin de ırksal farklılıklar gösterdiği gözlenmiştir. Genetik yatkınlığı olan bireylerde çevresel faktörlerin etkisiyle hastalık ortaya çıkabileceği düşünülmektedir.

Bu hastalığı hazırlayan bazı koşullar ve tetikleyen durumlar var mıdır?

Bağışıklık sistemiyle ilişkili hastalıklara yatkınlığın hastalığı hazırlayan koşulların başında geldiği düşünülmektedir. Tetikleyici faktörler arasında çeşitli viral enfeksiyonlar, bazı canlı virüs aşılamaları, stres, travma gibi çevresel faktörler sayılabilir.

Kadınlarda mı erkeklerde mi daha sıktır? ABD, Avrupa ve ülkemizde görülme sıklığı ile ilgili veri var mıdır?

Kırk yaş altı başlangıçlı, ataklar ve düzelmelerle giden tip MS kadınlarda erkeklere oranla yaklaşık 2 kat daha sık görülmektedir. Buna karşın 40 yaş ve üzeri başlangıçlı birincil ilerleyici MS’de kadın ve erkek oranı yaklaşık eşittir. Ülkemizde yeterli epidemiyolojik çalışma olmamakla birlikte her yüz bin kişide 30 ile 100 kişinin MS’li olduğunu bildiren iki çalışma bulunmaktadır ve yaklaşık 35 bin MS hastası olduğu düşünülmektedir.

MS sıklığı yıllara göre artan bir hastalık mıdır?

MS’ e yakalanma riski yaşlandıkça azalmaktadır. Hastaların üçte ikisi 20-40 yaş arasında iken üçte biri 40 yaş üstü ya da 20 yaş altıdır. 55 yaşın üzerinde risk belirgin olarak azalmaktadır.

Hastalığın nedenleri nelerdir?

Hastalığın nedenleri ne yazık ki henüz aydınlatılabilmiş değildir. Bunun belki de önemli bir nedeni hastalığın her kişide farklı şekillerde ortaya çıkması, seyrinin ya da tedaviye yanıtların kişiden kişiye farklılıklar göstermesi yani MS’ in çok farklı yüzünün olmasıdır. Bağışıklık sisteminin tüm hücrelerinin hastalığın ortaya çıkmasında payı olduğu düşünülecek olursa temelde MS bir bağışıklık sistemi hastalığı olarak görülebilir.

MS’ in tanısı nasıl konulur?

MS’ in tanısında hastada ortaya çıkan belirtileri çok iyi dinlemek, yani ayrıntılı öykü almak ve yine ayrıntılı bir nörolojik muayene yapmak en önemli kuraldır. MS konusunda deneyimli bir hekim ayrıntılı öykü ve muayene ile klinik olarak MS ön tanısını koyabilir. Tanıyı kesinleştirmede en önemli kural bu hastalıkla karışabilecek diğer hastalıkların dışlanmasıdır. Bu nedenle beyin ve omuriliğin manyetik rezonans görüntüleme ile değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Kimi olgularda kesin tanı için beyin omurilik sıvısının incelenmesi, kan testleri ve elektrofizyolojik çalışmalar gerekebilir.

Tedavisi mümkün müdür?

MS’ in kesin tedavisi henüz yok, ancak erken tanı ve tedavi ile hastalığı kontrol altına almak mümkündür. Özellikle ataklar ve düzelmelerle seyreden formunda atakları erken dönemde kontrol altına alınan hastaların uzun dönem klinik seyirlerinin belirgin olarak daha iyi olduğu klinik çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Yeni Tedaviler Yüksek Doz Kortizonu Önledi

MS’in temel olarak 3 tip tedavisi vardır; belirtilere yönelik tedavi, atak tedavisi ve atakları önleme tedavisi. MS tedavisi konusunda yapılan çalışmaların büyük bölümü atakları önlemeye ve hastalığı kontrol altına almaya yönelik tedavi alanında olmakla birlikte diğer alanlarda da gelişmeler vardır.

Hastalar düzenli tedavi aldığında yaşam konforları ne kadar artıyor?

Düzenli tedavi ile atak sıklıkları ve şiddetleri belirgin olarak azalır. Bu hastaların atak döneminde yaşadıkları sıkıntılardan ve atak nedeniyle yüksek doz kortizon almaktan kurtulması yaşam kalitesi açısından oldukça önemlidir. Ayrıca erken dönemde tedavi başlanan ve tedavilerini düzenli kullanan hastalarda başta zihinsel işlevler olmak üzere yürüme, denge gibi merkezi sinir sistemi etkilenmesine bağlı özürlülüğe neden olan bozuklukların da daha geç ya da daha az geliştiği görülmektedir.

MS hakkında hastaların bilmesi gerekenler nelerdir?

Son yıllarda MS’in beynin toplardamar sisteminde oluşan bir yetmezlik sonucu geliştiğini ve stent olarak isimlendirilen damar içine koyulan damar genişleticilerle hastalığın tedavi edilebileceğine dair fikirler ileri sürülmüştür. Ancak bu alanda yapılan çalışmaların henüz yetersizdir.

 

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*