Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Multipl Skleroz (MS)

Multipl Skleroz (MS)

Paylaş

MS, beyni, omuriliği ve optik (göz) sinirleri içeren merkezi sinir sisteminde (CNS) oluşan kronik ve tahmin edilemeyen bir hastalıktır. Otoimmun hastalığı olduğu düşünülmektedir, yani bireyin kendi bağışıklık sistemi sağlıklı hücre ve dokulara saldırmaktadır. Ortaya çıktığında, CNS’deki miyelin, yani sinir liflerini çevreleyen koruyucu izolasyon, ortadan kalkmaktadır.

En sonunda, bu zarar CNS’deki sinir hücreleri arasındaki sinir iletişimine de karışmakta da MS semptomlarının ortaya çıkmasına yol açmaktadır.
MS’e ne yol açar?
MS’in nedeni tam olarak bilinememekle birlikte, araştırmalar genetik ve çevresel faktörlerin bileşiminin ilgili olduğunu göstermektedir.
• Çevresel faktörler: MS, Avrupa ve Kuzey Amerika gibi, ekvatora uzak olan yerlerde yaygındır, oysa ekvatora yakın olan ülkelerde adı neredeyse hiç duyulmamıştır. Nedeni bilinmese de, bakteriler ve virüsler gibi belli çevresel faktörlerin insan ve hayvanlardaki miyelinin yol olmasına (demiyelinizasyon) neden olabileceği düşünülmektedir. MS’in nedenleri arasında farklı virüsler yer almaktadır; ancak, virüslerden herhangi birini hastalığa bağlayan kesin bir kanıt yoktur.
• Genetik: MS kalıtımsal bir hastalık olmasa ve bu hastalığa tek bir genin neden olduğu tespit edilmemiş olsa da, ebeveynlerinden biri hastalığa yakalanmış olan çocuğun ileride MS olma ihtimali % 2’dir.
 
MS Vakası ve Yaygınlığı
Dünya çapında 2,5 milyon insanın MS hastası olduğu tahmin edilmektedir. Kadınlarda bu hastalığın ortaya çıkma ihtimali erkeklere göre daha yüksektir (yani kadınların bu hastalığa yakalanma ihtimali erkeklere göre üç kat daha fazladır). Hastalığın başlama yaşı son derece geniştir, 10 ila 59 yaş arasında değişmektedir, fakat tipik olarak ortalama yaşı 29 ila 33 arasında olan genç yetişkinlerde gelişmektedir.

Ülke MSi hastalarının sayısı
İngiltere 85.000
Almanya 122.000
Fransa 80.000
İtalya 54.000
İspanya 40.000
MS türleri
Dört farklı tip MS vardır ve tiplerin hepsi eşit derecede tahmin edilemez nitelikte olsalar da her birinin özellikleri farklıdır.
• İyi Huylu MS: Bu tip MS hastaları ilk nöbetten sonra uzun yıllar boyunca göreceli olarak zarar görmeden kalmaktadır. İyi huylu MS sadece başlangıçtan sonraki 10 ila 15 yıl içinde çok az veya hiç sakatlık olmaması durumunda teşhis edilebilmektedir. Birçok hasta ilk etapta tekrarlayan-düzelen MS şeklinde kategorize edilmektedir. İyi huylu MS sıklıkla başlangıçta daha az ciddi semptomlarla ilişkilendirilmektedir.
• Tekrarlayan-Düzelen MS (RRMS): RRMS deneyimi yaşayan kişiler, hastalığın ne kadar ilerlemiş olduğuna bakmaksızın kısmen veya tamamen iyileşme dönemlerinin ardından nörolojik işlevlerin akut bir şekilde kötüleşmesine neden olan tekrarlamaları (aynı zamanda şiddetlenmeler, nöbetler veya eksaserbasyonlar da denilmektedir) açıkça tanımlamaktadır. Çoğu insana ilk etapta RRMS teşhisi konulmaktadır.
• Sekonder-progresif MS (SPMS): İlk teşhisten sonraki 10 yıl içinde, RRMS hastası birçok kişi SPMS olarak bilinen aşamalı disabiliteyi geliştirmeye başlamaktadır.
• Primer-progresif MS (PPMS): PPMS hastalarında hastalık başlangıçtan itibaren yavaş ve sürekli olarak ilerler, belirsin tekrarlamalar veya düzelmeler yoktur. Ancak, hastalar geçici küçük iyileşmeler yaşayabilir.
 
Semptomlar
MS’in semptomları kişiden kişiye değişmektedir ve tahmin edilemeyebilir. Bazı semptomlar şunlardır:
• Tükenmişlik veya yorgunluk • Boynun ileri doğru eğilmesinden kaynaklanan karıncalanma
• Gözlerden birinde veya her ikisinde de görüntüde bulanıklık  
• Bacakların birinde veya her ikisinde de zayıflık • Spastisite (kaslarda gerginlik)
• Yüzde, kollarda, bacaklarda ve gövdede (vücudun orta kısmı) uyuşukluk ve karıncalanma • Baş dönmesi
  • Çift görme
  • Geveleyerek konuşma
• Göğüs veya karın çevresinde “bant varmış gibi” karıncalanma • Mesanenin kontrolünü kaybetme
MS hastalarında bu semptomların biri veya hepsi görülmeyebilir. Semptomlar genellikle birkaç gün veya hafta sonra yok olmakta veya iyileşmektedir.
Teşhis
MS, semptomların karmaşıklığı ve değişebilir niteliği nedeniyle teşhis edilmesi zor bir durumdur. Öncelikle benzer semptomlara sahip diğer hastalıkların elenmesi gerekebilir. MS, hastanın ayrıntılı klinik geçmişi alındıktan ve kapsamlı bir nörolojik inceleme yapıldıktan sonra teşhis edilebilir. Sonrasında sıklıkla, miyelinin zarar görüp görmediğini anlamak için beynin resmini sağlayan manyetik rezonans görüntüleme (MRI) taraması yapılmaktadır. Demiyelinizasyonun oluşup oluşmadığını belirlemeye yardımcı olması için mesajların beyinden sinirlere hangi hızda geçtiğini ölçmekte kullanılanlar gibi ilave testler de yapılmaktadır.
MS’e işaret eden ilk nöbeti doktor teşhis edebilir ancak MS’i klinik olarak kesin bir şekilde teşhis etmek için iki belirgin işaret gerekmektedir:
• CNS’in farklı bölümlerinde hastalık (Manyetik Rezonans Görüntülemede Ölçüldüğü üzere)
• İki ayrı tekrarlama (en az bir ay arayla)
Klinik İzole Sendromu (CIS)
CIS, optik nörit gibi başka herhangi bir klinik belirtinin veya semptomun eşlik etmediği demiyelinizasyona işaret eden tek bir klinik olaydır.
CIS geçiren bireyler MS geçirebilir veya geçirmeyebilir. Çalışmalar, tek bir izole tekrar geçiren bireylerde, CIS’e MRI’de tespit edilen, MS’de görülenlerle tutarlı beyin lezyonlarının eşlik ettiği durumlarda MS gelişmesinin muhtemel olduğunu göstermiştir. Bu tür durumlarda, ikinci bir nörolojik olayın yaşanması riski yüksektir ve bu nedenle klinik olarak kesin MS birkaç yıl içinde teşhis edilir.
 
Yakın zamanda yapılan bir araştırma, ilk klinik olayı yaşadıktan sonra hemen hastalığı modifiye edici tedavi görmeyen insanların % 85’ine iki yıl içinde MS tanısı konulduğunu göstererek erken tedavinin önemini vurguladı. ii Sonuç olarak, CIS geçiren (MRI’de tespit edilen beyin lezyonlarının eşlik ettiği durumlarda) ve MS geliştirme ihtimali yüksek hastalarda klinik olarak kesin MS’in başlangıcını ertelemek için bir an önce tedaviye başlamak uygundur.
MS’in Tedavisi
MS’in tedavisi yoktur; ancak, semptomları rahatlatmaya yarayan mevcut birçok tedavi vardır. Ayrıca, yeni çıkan ilaçlar tekrarların sıklığını ve şiddetini azaltarak ve disabilitenin ilerlemesini yavaşlatarak hastalığın seyrini değiştirmeye yardımcı olmaktadır. Hastalığı modifiye eden maddeler olarak bilinen bu ilaçlar, semptom nöbeti geçiren kişinin aktif olarak hasta olduğu gün sayısını azaltmakta, CNS’de (zarar gören alanlarda) lezyonların birikmesini azaltmakta ve hatta yok etmekte ve disabilitenin birikmesini yavaşlatıyor gibi görünmektedir.
Hastalığı modifiye eden ilaçların kesin teşhisin hemen ardından, hastalık önemli miktarda zarar verme fırsatı bulmadan önce başlandığı takdirde en etkili oldukları düşünülmektedir. Araştırmalar, ilk klinik olaydan sonra tedaviye başlamanın ikinci bir nöbeti erteleyebileceğini veya engelleyebileceğini göstermektedir.ii MS’in ilk aşamalarında, görünürde herhangi bir kalıcı semptom veya disabilite olmadığı halde (akson denilen) sinir lifleri geri döndürülemez şekilde zarar görebilir. Ayrıca ilk başlarda beyinde küçülme de görülmektedir ve kişide nöbete dair hiçbir semptom yokken ve kişi kendisi iyi hissederken dahi zarar devam etmektedir. Bu nedenle, MS uzmanları bir ilacın erken kullanımının lezyon oluşumunu ve beyin atrofisini veya küçülmesini etkili bir şekilde sınırlandırdığını belirtmektedir.
Hastalığı modifiye eden birçok mevcut madde vardır ve başkaları da halen araştırılmaktadır. Bir hekim belli bir tedavi seçerken hastanın geçirdiği tekrarların sayısı gibi faktörleri, disabilite derecesini ve MS türünü, hastalığın sürecini ve MRI taramalarında bulunanları dikkate almaktadır. Tedaviyle ilgili kararlar her zaman hasta ile tedavi eden hekim arasında danışılarak alınmalıdır.
# # #
i Uluslararası Multipl Skleroz Derneği Web Sitesi – MS Haritası http://www.atlasofms.org/index.aspx
ii İlk klinik olaydan sonra erkene karşın gecikmeli interferon beta-1b tedavisi multipl skleroza işaret eder: disabilite üzerindeki etkisi Lancet. 2007;370:389-397.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla