Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Mutlu Cinselliğin Formülü!

Mutlu Cinselliğin Formülü!

Paylaş

Araştırmalara göre her üç kişiden biri, hayatının herhangi bir döneminde bir cinsel işlev bozukluğu yaşıyor. Psikolojik ve fiziksel etkenler cinsel işlev bozukluklarına neden olur. Oysa doğru adreslerde, doğru uzmanlar desteğinde yapılacak cinsel terapi tedavileri, mutlu ve sağlıklı bir cinsel yaşamın kapılarını açabilir. 

Dr. Esra Uğurlu Koçer

Psikiyatri Uzmanı/Cinsel Terapist

Sağlıklı bir cinsel yaşam için cinsel bilgilenmenin şart olduğunu unutmamak gerekir. Her üç kişiden birinin hayatının herhangi bir döneminde yaşadığı cinsel işlev bozukluğunun nedenlerini ve çözümleri:

  • İlişkinin temel taşlarından biri olan cinsellik, doğum öncesi başlar ve ömür boyu devam eder. Temelde duyuya dayalı olsa da sadece cinsel organları değil, bedeni ve aklı da içeren, pek çok faktörden etkilenen bir deneyimdir. Üremeyi, cinsel zevk almayı ve vermeyi içerir.
  • Cinsel sağlık dendiğinde, sadece üreme, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma ve tedavi akla gelmemeli. Kişinin cinsel yaşamını zarar görmeden, mutlu ve güvenli bir biçimde sürdürebilmesinin ve bundan mutlu olmasının sağlanması da cinsel sağlığın önemli bir parçasını oluşturur. Sağlıklı bir cinsellik yaşanabilmesi için doğru ve güvenilir cinsel bilgilenmenin şart olduğu unutulmamalı.
  • Cinsel işlev bozuklukları ile ilgili yapılan pek çok çalışma bulunuyor. Yapılan araştırmalar; her üç kişiden birinin, hayatının herhangi bir döneminde bir cinsel işlev bozukluğu yaşadığını gösteriyor.

 Kadında İsteksizlik Erkekte Boşalma

  • Kadınlarda ve erkeklerde cinsel işlev bozukluklarının görülme sıklığı aynı oranlarda olmuyor. Kadınların yüzde 30-60’ı hayatları boyunca en az bir cinsel problem yaşarken, erkeklerde bu oran yaşam boyu yüzde 40 gibi ortaya çıkıyor. Cinsel  işlev bozukluğu kadınlarda en sık “Cinsel İstek ve Uyarılma Bozukluğu”, erkeklerde ise “Erken Boşalma” olarak görülüyor.
  • Cinsel işlev bozuklukları, biyolojik ve psikolojik nedenlere bağlı olarak gelişebiliyor. Bazı hastalık ve kullanılan ilaçların yan etkileri cinsel işlevleri olumsuz yönde etkileyebilir. Kalp ve damar sistemi hastalıkları (hipertansiyon, kalp yetmezliği gibi), endokrin sistem hastalıkları (diyabet, tiroit vb.) sinir sistemi hastalıkları (multiple skleroz, parkinson, epilepsi), karaciğer, akciğer ve böbrek hastalıkları, gebelik ve menopoz gibi hormonal değişikliğe neden olan fizyolojik süreçler cinsel sorunlara neden olabilir.
  • Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçların da cinsel yan etkileri görülebilir. Bu ilaçlar şöyle sıralanabilir: Tansiyon, psikiyatri, alerji, epilepsi ilaçları ile kalp hastalıkları, ülser-gastrit ve kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar ile alkol ve psikoaktif maddeler.

 En Büyük Neden Yanlış ve Yetersiz Bilgilenme

  • Özellikle ülkemizde cinsel sorunların temelinde psikolojik ve sosyal faktörlerin çok etkili olduğu gözlemleniyor. Cinsel eğitimde ve bilgilenmedeki eksiklikler, en önemli nedenler olarak karşımıza çıkar. Özellikle cinsel yaşam, cinsel anatomi, kadın/erkek rolleri ve cinsellikteki davranışları ile ilgili yanlış inanışlar bunların başında geliyor.
  • Cinsel işlev bozukluklarına neden olan psikolojik faktörler şöyle sıralanabilir: Yetiştirilme biçimi ve geleneksel cinsel kadın-erkek rolü, bu rolün dışına çıkamamak, yetersiz-yanlış bilgilendirme (cinsel tabular, mitler), katı dini inanışlar, anne-baba ile olan ilişki, kişilik problemleri, çekingenlik, cinsel kimlik ve yönelim problemleri cinsel taciz ve travmalar.

 

Sadece Ten Değil Koku Uyumu da Lazım!

  • Sağlıklı bir cinsellik için cinsel uyum gerekir. Cinsel uyum ise çiftin sadece yaşadıkları cinsellikten haz almasını değil, aynı zaman ilişkiyi duygusal açıdan besler, çiftin birbirine güvenle bağlanmasını ve ilişki ile ilgili yaşadıkları zorlukları tolere etmelerini sağlar. Cinsel uyumsuzluk yaşayan kişiler doyumlu bir cinsellik yaşayamaz ve zamanla birbirlerinden uzaklaşır.
  • Ten uyumu, cinsel uyumu belirleyen ve tatmin edici bir cinselliği sağlayan en önemli faktör olarak kabul edilir. Ancak yapılan son araştırmalar, cinsel fonksiyonlar ve koku alma duyusu arasında anatomik bir bağlantı olduğunu gösterir. İnsan dışındaki diğer memelilerde, cinsel tepkileri uyaran “feromon” adında güzel kokulu maddeler salgılandığı biliniyordu. Son dönemlerde ise insanlarda da feromon salgılanmasının olduğuna dair teoriler öne sürülüyor. Bu da her ne kadar farkında olmasalar bile cinsel partnerden gelen kokuların, özelliklerine göre kışkırtıcı veya haz almayı engelleyen bir etkisinin olduğunu gösterir.

 Cinsel Terapi Şart Ama Doğru Adres ve Uzmandan!

  • Sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam için, sorunların yaşandığı noktalar kabul edilmeli ve cinsel terapi desteği alınmalı. Günümüzde cinsel sağlık ile ilgili danışmanlık, tanı ve tedavi arayışı daha ulaşılır bir hale gelmiş durumda. Ayrıca kişilerin cinsel sorunlarını daha kolay dile getirebilmesi de tedavinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.
  • Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde, uygun durumlarda, medikal tedavi ve cinsel terapi tek başına veya birlikte kullanılması gerekir. Gerekli durumlarda farklı uzmanlık alanlarının (ürologlar, psikiyatrlar, jinekologlar) ve bu konuda eğitim almış psikologların iyi bir iş birliği içerisinde çalışması oldukça verimli sonuçlar doğurabilir.
  • Sağlık ile ilgili her durumda olduğu gibi cinsel sağlık ile ilgili de doğru merkezlere başvuru ve detaylı değerlendirme önem taşır. Cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde kullanılan yöntemler yeterli bilgi ve deneyimi olmayan kişiler tarafından uygulandığında başarısızlıkla sonuçlanabilir ve kişilerin yeniden tedavi başvurularını, tedaviye güvenlerini belirgin azaltır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*