Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Okula Başlarken!

Okula Başlarken!

Paylaş

Anaokuluna başlamak aile ve çocuk için büyük bir değişimdir. Yaşamın ilk yıllarında çocuğun en önemli rol modeli ebeveynleridir. Zaman içerisinde çocuğun model aldığı kişiler içine aile yakınları, akranları ve öğretmenleri dahil olur. Çocuğun fiziksel, sosyal duygusal, dil bilişsel becerilerinin gelişimine göre aile çocuğa çeşitli fırsatlar tanır ve çocuk kendini geliştirmeye başlar.

Dilara Çalışkan

Kültür Koleji Anaokulu Uzm. Psk.

Çocuk 2,5-3 yaşından sonra ebeveynlerinin yanı sıra, kendi akranlarıyla birlikte olma isteği içerisinde olur. İşte bu evre de okul öncesi eğitim devreye girer ve çocuğun sosyal duygusal, dil, bilişsel, akademik, motor becerileri gibi farklı alanların gelişimiyle ilgili çeşitli destekleyici çalışmalar yapar.

Sosyalleşmenin ilk basamağı anaokuludur…

Anaokuluna başlama süreci çocuk için sosyalleşme sürecinin ilk basamağıdır. Okul öncesi eğitim diğer açıdan bakıldığında çocuğun aile dışında sosyal olarak var olduğu ilk yerdir.

Çocuk, anaokuluna başladığı zaman tüm kuralları bildiği bir aile ortamından, henüz hiçbir kuralı bilmediği ve tanımadığı birçok yetişkin ve çocuğun bulunduğu bir ortama başlangıç yapar. Bu yeni durum karşısında çocuğun uyum sürecinde bir takım duygusal zorluklar yaşaması beklenen bir durumdur.

Anaokuluna yeni başlayan bir çocuğun genel olarak belirsizlik ve ayrılık kaygısı yaşaması normal olarak karşılanmaktadır. Genel tutumları koruyucu ve aşırı hoşgörüye sahip olan ailelerde çocukların kaygı düzeyi çok daha yoğun olmaktadır. Bu süreçte çocuğun ortama alışması, öğretmenlerini ve arkadaşlarını tanıması kaygılarının zaman içerisinde azalmasına yardımcı olacaktır.

Ebeveynler de kaygı yaşar…

Tabi bu kaygı durumunu sadece çocuklar değil ebeveynler de yaşamaktadır. Bazen ebeveynler çocuklarından ayrıldıkları için kendileriyle ilgili suçluluk duyguları yaşarlar. Yaşanan suçluluk duygusunu ebeveynler çocuklarına yansıtmak istemese de çocuk bunu hisseder. Çünkü bizler nasıl ki çocuğumuzun tedirgin, kaygılı, mutlu, neşeli ya da endişeli halini jest-mimik- ses tonu gibi beden dili mesajlarından anlayabiliyorsak onlarda ebeveynlerin kaygı sinyallerini alır. Bu nedenle ebeveynlerin ya da bakım veren kişinin kararlılığı ve iç rahatlığı çocuğun uyum sürecini hızlandıracaktır. Çocuğun anaokuluna başlama sürecinde ebeveynlerin de duygusal olarak hazır olması önemli faktörlerdendir. Çocuk ebeveyninden ayrılırken duygusal olarak ebeveyninin üzüntü, endişe veya kaygısını hissederse uyum süreci zorlaşacaktır.

Uyum süreci zor olabilir…

Uyum sürecinde ki güven duygusu çocuktan çocuğa farklılık gösterebilir. Bazı çocuklar okula başladığı ilk günler de ilgili ve istek dolu olabilir. Anaokulu onun için park gibidir. Ancak zamanla ebeveyni ile birlikte olmak isteyebilir. Sürekli okula gelmenin ne anlama geldiğini zamanla kavrar ve tepki gösterebilir. Bazı çocuklar ise başlangıçta ebeveyninden ayrılmak istemez. Ebeveyninin sürekli sınıfa gelmesini yanında olmasını, yemek yedirmesini isteyebilir. Bunlar gerçekleşmeyince beklenen sonuç olarak ağlama davranışı gösterebilir.

Anaokuluna uyum sağlama durumunda yaşanan zorluk yalnızca ebeveynden ayrılma sorunu değildir. Evlerinde bakıcı bulunan çocuklar daha önce zaten anne-babasından ayrılmıştır. Fakat buradaki önemli nokta ayrılığı güvenli ve tanıdık bir ortamda kendi oyuncakları ile beraber kendi evinde yaşamıştır. Fakat okula başladığında bu güvenli ve tanıdık ortamı bulamaz. Birçok yeni çocuğun bulunduğu farklı bir ortamdadır. Özellikle de benmerkezci olduğu bir dönemde, eşyalarını başkalarıyla paylaşabilmek onun için zordur.

Aileler Ne Yapmalı?

*Ailenin göstereceği kararlılık, sabır, okul öncesi eğitime ve kuruma duyduğu güven, inanç çocuğun uyum sürecinde çok önemli bir rol oynar.

*Anaokulu hakkında çocuğa açıklama yapmak ve anaokulunu tanıtmak uyumu kolaylaştıracaktır. Çocuğun okulu sevmesi için ailede çocukla birlikte okula gitmelidir.

*Anaokulunda sadece çocukların bulunduğu, anne ve babaların bulunmadığı açıklanmalıdır.

*Çocukla okula geliş ve gidiş saatleri hakkında konuşulmalı ve belirli bir zaman diliminde anaokulunda kalacağı söylenmelidir. Tabi ki bu açıklamalar onun anlayabileceği terimlerle anlatılmalı ve verilen sözde durulmalıdır.

*Anaokulunun her gün gidilmesi gereken bir oyun, arkadaş ve eğitim kurumu olduğu anlatılmalıdır. Ancak çocuğa bu bilgiler verilirken abartılmadan ve yanlış bilgi verilmeden anlatılmalıdır. Aksi durumlarda çocuk kendisine anlatılanları bulamadığında okula ve size olan güveni sarsılacaktır.

*Okulun ilerleyen günlerinde çocuğunuzu kapıdan teslim edip teslim almalısınız. Vedalaşma süresi mümkün olduğu kadar kısa tutulmalıdır. Vedalaşma sürecinde çocuğunuz ağlamaya başlasa bile siz ayrılma konusunda kararlı davranmalısınız. Çocuğunuzu öpüp ‘ben şimdi gidiyorum’ diyerek geri geleceğinizi ve onu okuldan ne zaman alacağınızı somut bir dille örneğin ’öğle yemeğinden sonra’ diyerek açıklayabilirsiniz.

*Çocuk anaokuluna birlikte geldiği kişiden ayrılamıyor ve sürekli ağlıyorsa o zaman başka bir kişi tarafından okula getirilmelidir. Okula düzenli gelmesi gerektiği konusunda kararlı olunmalıdır.

*İlk günlerde çocuğa fazla soru sormak, kurumu övmek, ne yediğini sorgulamak çocuğun uyumunu bozabilir. Sadece ‘günün nasıl geçti?’ diyerek kendisinin anlatması beklenmelidir. Çocuğunuzun durumuyla ilgili öğretmeninden bilgi alabilirsiniz.

*Aile, çocuğa okulda mutlu ve güvenli bir ortamda olacağını bir öğretmeninim olacağını, isteklerini öğretmeniyle paylaşabileceğini söyleyerek çocuğun öğretmenine karşı güven duygusunu geliştirmesini sağlayabilirsiniz. Çocuğun okula gidişi tüm aile tarafından desteklenmeli ve aile içindeki bireyler uyum içinde olmalıdır.

*Uyum sorunları hafta başından hafta sonuna doğru azalacaktır. Ancak hafta sonundan sonra bu ivme tekrar artış gösterebilir. Bu normal bir süreçtir. Sabır-sakinlik ve kararlılık ile bu süreç kısalacaktır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*