Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Omurga Sorunları Psikolojinizi Bozuyor

Omurga Sorunları Psikolojinizi Bozuyor

Paylaş

Uzmanlar vücuttaki biyo-mekanik ve biyo-kimyasal bozulmanın, bağışıklık sistemini etkilediği ve stres yükü artan bedenin sinir sistemi üzerindeki etkisiyle, psikolojik sorunlar gelişebildiği belirtiyor.

Uzm. Dr. Kamil Teker

Kombine Tamamlayıcı Tıp Uzmanı 

Anksiyete bozukluğuna, panik atak ve depresyona, omurgada özellikle de boyun (servikal) bölümünde yaşanan sorunlar sebep oluyor.

Tanı süreci çok önemlidir!

Depresyon; çökmek, çöküntü durumunu ifade etmektedir. Majör depresif bozukluk, majör veya klinik depresyon; kişinin sosyal işlevlerini ve günlük yaşama dair etkinliklerini bozacak dereceye ulaşmış üzüntü, melankoli veya keder durumudur. Kişinin ilişki-etkinliklerini etkilemeyen, üzgün olma-moral bozukluğu çoğu zaman depresyon olarak anılır. Fakat klinik depresyon tıbbi bir teşhistir ve günlük kullanımdaki depresif olma durumundan çok daha farklıdır. Depresif kişi kendisini yorgun, üzgün, tembel, sinirli, motivasyonsuz ve apatik hissedebilir. Hastalık esnasında kişide ruhsal açıdan, ani sinir bozuklukları, deporsanalize olma, aşırı kaygı ve korku, öz saygı yitimi görülür. Fiziksel etkileri ruhsal semptomlara bağlı olarak, aşırı kilo kaybı, sinirsel mide bozuklukları, kusma, aşırı terlemedir. Hayattan zevk kaybı, ilgi azalması, konsantrasyon bozukluğu, dikkatte azalma ve buna bağlı unutkanlık, kararsızlık, değersizlik hissi, suçluluk hissetme, karamsarlık gibi bilişsel belirtilerin yanında uykuda artış-azalma ki bu durum daha çok uykuya dalmakta güçlük ve her zamanki uyanma saatinden 1-2 saat erken uyanma ile kendini gösterir- iştahta azalma-artış, enerji azlığı, yorgunluk, cinsel istekte azalma olarak kendini gösterir. Bu duyguların yanı sıra bazen huzursuzluk, endişe ve kaygı hislerinden de şikâyet söz konusudur. Bazen de çabuk rahatsız olma ve sinirlenme gibi duygusal değişikler gözlenebilir. Ancak bu belirtiler çok sık tekrarlamamak, derin olmamak ve uzun sürmemek koşulu ile her insanda, her canlıda dönem dönem görülebilir. Depresyonun, hastalık olarak kabul edilebilmesi için belirtilerin kişide en az 2 hafta görülüp kişinin işlevselliğini bozması gerekmektedir.

Şikâyet süresi dikkate alınmalıdır!

Depresyon sadece beynin kendi sorunundan kaynaklanan bir fonksiyon bozukluğu değildir, tek başına görülmez. Bunun yanında anksiyete, panik, obsesif kompulsif bozukluk vb. klinik tabloda olabilir. Omurga kaynaklı kronik stres nedeniyle de gelişebilir. Özellikle de servikal (boyun) alanda gelişen yapısal bozulmalar nedeniyle oluşur. Kronik stresin etkisiyle beyin işlevlerinde arızalar gelişir. Vücuttaki biyo -mekanik ve biyo-kimyasal bozulmanın mutlak sonucu olarak gelişen kronik stres immün, nöro-endokrin ve nöro-kimyasal işlevleri olumsuz etkiler. Doğal savunma sistemi var olan sorunu bertaraf etmek için mücadelesini verir. Tüm organlar ve sistemler bu mücadeleye katılır. Özellikle otonom sinir sistemi merkezi olan beyin sapı ile merkezi sinir sistemi arasındaki iletişim aracılığı ile var olan sıkıntılı kişinin duygu durumuna ve yaşamsal aktivitelerine yansır. Vücuttaki sürekli savaş ekonomisi kişide enerji azlığı, yorgunluk, halsizlik, haz alamamak gibi klinik belirtiler olarak algılanır. Söz konusu sebep kısa sürede bertaraf edilirse her şey geri dönüşümlü olarak normal sınırlara iner. Ancak sorun devam ettiği ve şiddetli veya yaygın olduğu oranda bütün vücudun fizyolojisi, biyokimyası mücadele hizmet etmek için değişir. Bunun başını da otonom sinir sistemi (OSS) çeker. OSS, vücutta hormonal ve immün yanıtı organize ettiği için algıladığı tehdide karşı verdiği sürekli mücadele nedeniyle bütün organların işlevlerini etkiler.

Tedavi sebebe yönelik olmalıdır!

Omurga rahatsızlıkları tedavi edilmediğinde depresyon ilaçları ile maskelenir, örtbas edilir. Klinik tablo doğru müdahale ve yöntem ile çözülmediği sürece mayalanarak çoğalır, içinden çıkılmaz hale ulaşır. İlaçlar da çok çeşitlidir. Ancak her birinin de kendine özel toksik (zararlı) etkileri var. İlaç yerinde ve bir süreliğine kullanılınca ilaç vazifesi görür. Ancak sebep ortada durdukça ilaç sorunu ortadan kaldırmaya yetmediği gibi kendisi de zarar vermeye başlar. İlaç sadece kriz dönemlerinin yardımcı aracıdır. İlaç kriz dönemleri dışında kullanılmamalıdır. Sebebe yönelik yaklaşım tarzı ile omurga kökenli biyo-mekanik arızalarda kombine tamamlayıcı tıp tekniğiyle sonuç almak mümkündür. Omurgadaki bozulmanın saptanması için postural ve kinezyolojik ardından elle muayene yapıldıktan sonra görüntüleme araçları grafi, MR ile olayın boyutu-ağırlığı saptanmalıdır. Sebebe yönelik yaklaşım esas alınmalıdır. Manuel terapi ile omurga ve ekstremitelerdeki eklem hareket açıklıkları restore edilmektedir. Egzersizlerle kas ve ligamentlerin uzunlukları-kuvvetleri geliştirilmektedir. Buna ek olarak yenileyici enjeksiyon terapisi ile kireçlenmiş-sertleşmiş yumuşak doku elemanlarının (kas, deri, ligament, fasya vb.) esnek-dayanıklı seviyeye gelmeleri için tekrarlayan kürler halinde enjeksiyonlar uygulanır. Boyun düzleşmesi, kireçlenme, fıtıklaşma vb., kafa-boyun bileşkesindeki sorunlarının çözümlenmesiyle depresyon, uyku veya anksiyete bozukluğu, panik atak gibi sorunlar tedavi edilir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla