Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Oruç Tutmak Diyabetliler İçin Tehlikeli Ve Sakıncalı

Oruç Tutmak Diyabetliler İçin Tehlikeli Ve Sakıncalı

Paylaş

Oruç Tutmak Diyabetliler İçin Tehlikeli Ve Sakıncalı,oruç,oruç tutmak,şeker hastalığı,insülin,banu büyükaydın,bereket marangozoğlu,rabia deniz göktürk,tip 1 diyabet,tip 2 diyabet,sağlıklı beslenme,egzersiz,kan şekeri,diyabet,metabolik dengeOruç tutmak sağlıklı insanın metabolik dengesini değiştirmez ama  diyabet hastaları için sakıncalı olabilir. Şeker hastası günde altı defa beslenmeli, ana ve ara öğünleri atlamamalı, hap ve insülin kullanıyor ise aynı saatlerde  hapını almalı, insülin iğnesini yapmalıdır. Aksi takdirde hasta, şeker azlığı ve şeker fazlalığı komasına girebilir.

Uzm. Dr.Banu Büyükaydın
Uzm. Dr.Bereket Marangozoğlu
Uzm. Dr.Rabia Deniz Göktürk
İç Hastalıkları Uzmanı

 

11 Ayın Sultanı Ramazan ayı geldi çattı. Ramazan hazırlıklarını tatlı bir heyecan tamamlandı. Peki ramazan ayında Diyabet ya da halk arasında bilinen adıyla Şeker Hastaları ne yapmalı, nasıl beslenmeli ve en önemlisi oruç tutmalı mı? Bu konu hakkında Kolan Hastanesi iç hastalıkları bölümü uzmanlarından aldığımız bilgileri sizlere aktarıyoruz. Diyabet hastalığı nedir ? Uzm Dr. Banu Büyükaydın Sağlık&Yaşam okuyucularına hastalık hakkında bilgi verdi.
Uzm Dr. Banu Büyükaydın: Diyabet (Şeker Hastalığı), vücudumuzda pankreas adlı salgı bezinin yeterli miktarda insülin hormonu üretmemesi ya da ürettiği insulin hormonunun etkili bir şekilde kullanılamaması durumunda gelişen ve ömür boyu süren bir hastalıktır. Kısacası kişi yediği besinlerden kana geçen şekeri yani glukozu kullanamaz, kan şekeri yükselir ve temel olarak iki tipi vardır.
Tip 1 Diyabet: Bu kişilerde yeterli insülin üretimi yoktur ya da çok azdır, yaşam için elzem olan ancak kendi vücutları tarafından üretilmeyen insülini, insülin enjeksiyonu, insülin kalemi veya insülin pompası yolu ile vücuda vermek zorundadırlar. Diyabetli kişilerin yüzde 5-10’u Tip 1 diyabetlidir. Tip 1 diyabet, çoğunlukla çocuklar ve ergenlik çağındakilerde gelişir fakat yetişkinlerde de görülebilir.
Tip 2 Diyabet: Bu kişilerin pankreası insülin üretir fakat üretilen insulin hedef dokularda etkili olarak kullanamazlar. Tip 2 diyabeti, Tip 1 diyabete kıyasla daha sık görülür. Diyabetli kişilerin yüzde 90’ı Tip 2 diyabetlidir.
Tip 2 diyabet, esas olarak yetişkinlerde görülmekteyse de dünyanın birçok yerinde ergenlik çağındaki grup için hızla büyük bir sorun olmaya başlamıştır. Tip 2 için risk faktörleri yaşın artışı, şişmanlık (obezite), ailede diyabet öyküsü, gebelikte iri bebek ya da diyabet öyküsü, fiziksel aktivite azlığı, bozulmuş glukoz toleransı ve ırk/etnik gruptur.
Diyabet hayat boyunca süren bir durumdur. Uygun medikal beslenme tedavisi, medikal tedavi, egzersiz ve eğitim olarak tanımlanan tedavi kriterleri olmazsa, kan şekeri kontrol altına alınamaz bunun sonucunda da komplikasyonlar (kalp ve böbrek hastalığı, körlük, iktidarsızlık ve bacakların amputasyonu) gelişir.
Hayat boyu süren hastalık Diyabetin tedavisi hakkında ise Uzm. Dr.Bereket Marangozoğlu bilgi verdi.
Uzm. Dr.Bereket Marangozoğlu:Diyabet tedavisinin amacı kan şekeri düzeyini normal sınırlar içerisinde tutarak, kısa veya uzun dönemde oluşabilecek sağlık sorunlarını önlemek veya geciktirmektir. Diyabetin tedavi prensiplerine gelince;
1-Sağlıklı beslenme ve egzersiz,
2-Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar ve egzersiz ,
3-Sağlıklı beslenme, insülin tedavisi ve egzersiz,
4-Sağlıklı beslenme, ağızdan alınacak antidiyabetik (OAD) ilaçlar, insülin ve egzersiz .
Diyabet,  başta beslenme alışkanlıkları olmak üzere yaşamda bazı değişikliklerin oluşmasını gerektirmektedir. Kan şekerini oluşturan asıl kaynak yiyeceklerdir ve bu nedenle sağlıklı beslenme diyabette tedavinin temelidir. Diyabette beslenme planlaması şu konuları içerir:
• Sağlıklı besinler seçmek,
• Gerekli miktarda besin almak,
• Uygun zamanda yemek.
Gün içinde yenmesi gereken öğün sayısı diyabetin tipine, alınan  medikal tedaviye, fiziksel aktivite düzeyine ve o andaki kan şekeri düzeyine bağlı olarak değişir. İnsülin kullanan tip 1 ve tip 2 diyabetlilerin sabah kahvaltısı, öğle yemeği ve akşam yemeği olarak üç ana öğün öğünler arasında ve gece yatmadan önce üç ara öğün olmak üzere altı öğün beslenmesi gerekir. Tip 2 diyabetlilerin iki – üç saat aralıklarla beslenmesi gerekir. Bir gün içinde yenilmesi gereken yiyecekleri gün boyunca yayarak sık ve az yemek yeme alınan öğünden sonra kan şekerinin daha az yükselmesini sağlar. Ayrıca kan kolesterol düzeyindeki yükselmeyi de azaltır.
Uzm. Dr.Rabia Deniz Göktürk ise oruç tutmanın diyabetliler için neden  sakıncalı olduğunu açıkladı. Bu bölümü oruç tutmak isteyen ama diyabetli olan hastaların dikkatlice okumaları tavsiye ediyoruz.
Uzm. Dr.Rabia Deniz Göktürk: Oruç tutmak sağlıklı insanın metabolik dengesini değiştirmez.  Diyabet hastaları için ise oruç tutmak sakıncalı olabilir. Şeker hastası günde altı defa beslenmeli, ana ve ara öğünleri atlamamalı, hap ve insülin kullanıyor ise aynı saatlerde  hapını almalı, insülin iğnesini yapmalıdır.  İnsülin bağımlısı bir diyabetik, enjeksiyondan 30 dakika sonra bir şeyler yemek zorundadır. Açlık kan şekeri  halk arasında çok iyi bilinirken, tokluk kan şekerinin önemi ve taşıdığı riskler halk tarafından pek fazla bilinmemektedir.  Bu nedenle öğünlerden sonra ortaya çıkan “tokluk kan şekeri” yükselmeleri özellikle Ramazan ayında gizli bir tehdit  oluşturmaktadır. Diyabet hastası olanlar oruç tutarken, tedavide olması gerekenin aksine akşama kadar aç kalıp , şekerleri düşmektedir. İftarda yenen yemeklerle de fazla miktarda glikoz kaynağı vücuda girdiği için şeker normal düzeyinin çok üstüne çıkmaktadır. Glikoz olması gerekenden fazla olunca yaklaşık iki-üç saat sonra kanda insülin yükselmekte ve fazla insülin de tansiyona, aşırı kilo alımına, kan yağlarının yükselmesine yol açarak damar sertliğini hızlandırabilmektedir. Kalp hastalıklarının ortaya çıkma ihtimali çok yüksek olan Tip 2 diyabetlilerde ise kalp damar hastalıkları genellikle belirti vermez. Yenilen fazla miktarda yemeğe bağlı olarak iftardan sonra ortaya çıkan kalp krizi ve tansiyon yükselmesine ise şeker hastalarında daha sık rastlanmaktadır. Bu nedenle şeker hastalarının oruç tutmaları sakıncalıdır.

 

 

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*