Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Özgüven Yaşamın İlk İki Yılında Gelişir

Özgüven Yaşamın İlk İki Yılında Gelişir

Çocukta özgüvenin bebeklik döneminden itibaren gelişmeye başladığına dikkat çeken uzmanlar, “Özgüven çekirdeğinin gelişimi, yaşamın ilk yıllarında sağlanıyor. Çocuk kendinin değerli olduğunu hissetmeye 0-1 yaş arasındaki dönemde başlıyor” dedi. Okul öncesi dönemde eğitimin özgüveni güçlendirmede çok önemli katkıları olduğu vurgulandı.

Yrd. Doç. Dr. Emel Sarı Gökten

Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı

Özgüven, “kişinin kendine biçtiği değer” olarak tanımlanır. Bir çocuğun kendilik değerinin olumlu ilerlemesi için doğumdan itibaren konuşmak gerekir. “Kendilik değerinin çekirdeği, çocuğun ilk 2 yaşında belirlenir sonraki süreçte de belirlenmeye devam eder. Ergenlik hatta ergenlik sonrasındaki yıllarda da kendilik değeri gelişimi sürer. Ama temelde o çekirdeğin gelişimi yaşamın ilk yıllarında sağlanır. Çocuk doğduktan sonraki bir yıl temel güven duygusunun oluşması için en önemli dönem. Çocuğun kendisinin değerli olduğunu hissetmeye daha 0-1 yaş arasındaki dönemde başlar.

Bebek bu dönemde anneye ya da bakım veren kişiye çok bağımlı. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz, fiziksel birtakım ihtiyaçları var ve bu anne ya da bakım veren tarafından karşılanır. Kendini ifade etmesinin tek yolu da ağlamak. Ağladığı zaman anne onun ihtiyaçlarını hissetmeye çalışır. Karnı acıktığı için mi ağlıyor, altı kirli olduğu için mi ağlıyor bunu anlamaya çalışır. Bebeğin ihtiyaçlarının karşılanması çok önemli.

Önce anne mutlu olmalı

Bu dönemde annenin lohusalık ya da doğum sonrası depresyonu denilen sıkıntılar yaşadığını ve sosyal destek alamaz. Bu gibi sorunlar da ister istemez annenin bebeğe gösterdiği bakımı ve bakımın kalitesini etkileyebilir. O nedenle doğum sonrasındaki bir anneye ruhsal ve sosyal destek verilmesi çok çok önemli. Yani anneyi o dönemde yalnız bırakmamak özellikle büyüklerin anneyi bebeğin bakımı konusunda desteklemesi çok önemli. Biz her zaman deriz ki önce anne iyi hissedecek, mutlu olacak, keyifli olacak ondan sonra çocuğuna kaliteli bakımı verebilir. Ona gerçek sevgiyi ve ilgiyi verebilir.

1 yaşından sonra kural koymak gerekir

Bir yaşından sonra bebek motor gelişimi açısından ilerleme ve yürümeye başlar.

Çocuk ihtiyaçları konusunda yine anneye bağımlı ama bir yandan da kendi başına bir şeyler yapma özgürlüğünü de tatmaya başlar. 1 yaşından sonraki süreçte motor gelişim hızlanır, giderek anneden ayrı bir varlık olduğunu hissetmeye başlar. İlk bir yaşta bebek kendisinin ayrı bir varlık olduğunun farkında değildir. Sanki annenin bir uzantısı gibi hisseder kendini ama sonrasında ayrı ve bağımsız bir varlık olarak hareket etmeye başladıkça ‘Evet ben ayrı bir varlığım, o anne ben başka biriyim’ diye düşünür.

Bu önerilere kulak verin

Bu dönemde ufak ufak inatlaşmalar ve diretmeler başlar. Bu tamamen gelişimsel bir süreçtir. 1 yaşından itibaren kural konulmasını ancak burada bazı noktalara dikkat edilmesi gerekir.

Bazen bu dönemde aileler çok endişe duyar ve şikâyet eder. Aslında bu tamamen beyin gelişiminin doğal bir yansımasıdır. Her çocukta bu dönemde az ya da çok benzer davranışları görürüz. Anne ve baba bu dönemde bilgili olmalı, bunun bir rahatsızlık olmadığını, çocuğun onları zora sokmak için yapmadığını bilmeli ve ona göre yaklaşmalı.

Bu dönemde çocuğa yavaş yavaş sınır koymanın da başlaması gerekir. İlk bir yaşta henüz sınır koymak gerekmez. O dönem ihtiyaçlarını karşılanır, ilgi ve sevgi gösterilir, vücut temasına dikkat edilir. 1 yaştan sonra yavaş yavaş hareketlenen çocuğa bir sınırın olduğunu göstermek gerekir. O nedenle bazı şeylere hayır demek de gerekir. Ama hayır denilen noktalarda da çocuğun inatlaşmaları başlar. Sınır koymak önemli ama her saniye de sınır koymamaktır. Nötr olunan zamanlarda oyun oynanır, sevgi gösterilir ama gerektiği zaman da hayır denir.

Israr ettiği zaman sözün arkasında da durmayı bilmek lazım, bunu da çok bağırarak değil, net durarak, sebebini açıklayarak ‘Bunun böyle olması gerekir’ diyerek geri adım atmayarak yapmak gerekir. Bu yaşlarda elbette çocuğa kural anlatmak kolay değil, uzun uzun anlatmaya gerek yok, zaten bu doğru da değil. Neyin doğru ya da yanlış olduğunu davranışlarla gösterilmelidir.

Olumlu yaptığı bir davranışta gülümsemek ona o davranışın olumlu davranış olduğunu öğretmeye yarar, pekiştirir. Olumsuz bir davranışta yüz ifadesinin daha net olması ve hayır demek onu sürdürmemesi gerektiğini öğretir.

Gülümsemek, onu öpmek, sarılmak, onu sevdiğimizi söylemek özgüveninin gelişmesine katkıda bulunur. Ama yanlış bir şey yaptığında da asla “seni sevmiyorum” gibi sözler söylememek gerekir. Yani çocuklara sevgi gösterirken bunun tamamen koşulsuz olduğunu hissettirmek çok önemli, “doğru davranırsan seni severim ama yanlış davranırsan sevmem” doğru bir yaklaşım değil. Aksine “ne olursa olsun ben seni çok seviyorum, sen benim çocuğumsun, her zaman senin yanındayım, arkandayım” hissini vermek çok önemli.

Çocuklar okul öncesi dönemde yavaş yavaş sosyalleşmeye başlar ve bu dönemde eğitim çok önemlidir. Okul öncesi dönemde kreşlerde eğitim alan çocukların kendini değerlendirmeleri çok daha olumlu olabilir, çünkü bu çocuklar erkenden sosyalleşmeye başlar. Farklı insanlarla farklı ilişkiler kurarak sosyal anlamda çok daha hızlı gelişir, bu da kendilik değerinin hep daha olumlu gelişmesine katkı sağlar.

Çocuğun güçlü olan yönleri desteklenmeli

Özgüvenin tek başına bir kavram değil, bir çocuğun birçok alandaki becerisi ile ilgilidir. Çocuklar büyüyünce yavaş yavaş birtakım özellikleri ortaya çıkar. Her çocuğun güçlü olduğu yanlar olduğu kadar zayıf olduğu yanlar da var. Hiçbir çocuk her konuda mükemmel olamaz. Her becerisi süper olamaz. Belli konularda becerikli olabilir ancak bazılarında da daha zayıf olabilir. Zayıf olduğu konularda eğer o istiyorsa geliştirmesi için fırsatlar vermek lazım ama onu değerlendirirken güçlü olduğu konuları daha fazla desteklemek gerekir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*