Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Parkinson Yaşlanmayı Beklemiyor!

Parkinson Yaşlanmayı Beklemiyor!

Paylaş

Dr. Ali Zırh‘Yaşlılık hastalığı’ olarak bilinen Parkinson çok erken yaşlarda (20 yaş altında), genç adölesanlarda ve hatta çocuklarda bile görülebilir. Bu hastalar, beyin pili takılmasından sonra gayet normal bir hayat sürdürebilirler.

Dr. Ali Zırh
Beyin Cerrahisi Uzmanı

Yaşlılık hastalığı olarak bilinen ve halk arasında ‘titreme’ olarak tanımlanan Parkinson hastalığı genç yaşlarda da görülebilir.

Parkinson neden olur ve ne sıklıkla görülür?
Parkinson Hastalığı (PH) beyinde “substansiya nigra” denilen bir alanda yer alan ve “dopamin” üreten nöronların kaybedilmesi ve buna bağlı olarak bu maddenin azalması sonucunda ortaya çıkan bir hastalık. Beyin bu hücrelerin yüzde 50-80’ini kaybettiğinde hastalık bulguları ortaya çıkmaya başlamakta. Parkinson hastalığı toplumda binde 2-3 oranında görülmekte. Ancak bu oran 70 yaş üzerine çıkıldığında yüzde 0.5-2 arasına ulaşmakta.

Genç yaşta görülen Parkinson hastalığı nedir?
Parkinson hastalığının ortalama tanı konulma yaşı 62-65 yaş civarındadır. Bir kişiye 40 yaşından önce Parkinson hastalığı tanısı konulursa “Genç yaşta görülen Parkinson hastalığı” (GYGPH) diye anılır.

Çocukta Bile Olabilir!

GYGPH’da genetiğin rolü var mı?
Evet. GYGPH olgularına neden olabildiği bilinen gen alt tipleri mevcut (LRRK-2 geni ve Parkin 9 geni başta olmak üzere). GYGPH olgularının yüzde 50’ye yakınında bu genler başta olmak üzere bazı genlerin varlığı gösterilmiş.

Juvenil Parkinson diye bir şey var mı?
Çok erken yaşlarda (20 yaş altında) başlayan gruba ‘Juvenil Parkinson’ diyoruz. Çok nadir olgularda, Parkinson benzeri bulgular çocuklarda ve genç adölesanlarda da görülebilir.

Türkiye’de gençlerde ne kadar görülüyor, yaygın mı?
Yurt dışında yapılan çalışmalar PH tanısı alan kişilerin yüzde 10-20’sinin 50 yaş altında olduğunu, bunların da yarısının 40 yaş altında tanı aldığını göstermekte. Ancak yurdumuzda bu oranları ortaya koyabilecek yayımlanmış bir çalışma henüz yok. Gene Avrupa’da yapılmış bir çalışmada 40 yaş altındaki PH bulgularının yüzde 50’sinde, 20 yaş altındaki olguların yüzde 80’inde genetik mutasyon varlığı gösterilmiş.

Ailede Varsa Dikkat!

Genetik çalışma kolay mı?
Hayır, bakılması gereken birçok gen var ve her birinin çalışılması uzun zaman alabilmekte. Bu nedenle genetik çalışmalar klinik uygulamadan çok akademik düzeyde, bilimsel çalışmalara ışık tutmak üzere yapılmakta.

Hangi gençler risk altında?
Ailesinde GYGPH bulunan bireyler, eğer hasta olmuş kişi genetik problem taşıyorsa, kalıtsal risk altındalar demektir. Bu genlerin çoğunluğu çekinik (resesif) kalıtsal geçici özellik göstermektedir (çekinik genlerle taşınan kalıtsal hastalıklarda hastalık görülme riski, dominant genlerle taşınan kalıtsal hastalıklara göre daha azdır). Demin de bahsettiğimiz gibi, genetik çalışmalar ayrıntılı ve uzun süreli olduğundan, risk analizi açısından bu tip çalışmalar pek uygulanmamakta.

Nasıl belirtiler veriyor?
Bulgular hemen tamamen ileri yaşta ortaya çıkan PH bulguları ile aynı. Hareketlerde yavaşlama, yüz mimiklerinde donuklaşma ve “maske yüz” diye ifade edilen görünüm, vücudun bir yanında istirahat halinde ön planda ortaya çıkan “para sayar” tarzda titreme, küçük adımlarla ve öne eğik olarak yürüme ilk göze çarpan belirtiler olmakta. Titreme genellikle ilk bulgu olarak ortaya çıkmakta; el ve ayakta, bazen de çenede gözlemlenebilmekte.

Tanıda Geç Kalınıyor

Erken fark etmek mümkün mü?
Erken yaşta veya geç yaşta ortaya çıkan PH’da tedavinin gecikmesinin bir iltihap veya kanser hastalığı gibi ilave yarattığı riskler bulunmamakta. Ancak hastalar ne kadar erken tedaviye başlarlar ise yaşam kaliteleri de o oranda erken olarak daha iyi koşullara dönüyor. Ancak genelde PH ileri yaş hastalığı olarak bilindiğinden, bu tanı muayene eden hekimlerin aklına ilk planda gelmeyebiliyor; dolayısıyla bu hastalara tanı konulması gecikebiliyor. Bu da tedaviye başlamadan geçen zamandaki yaşam kalitesini olumsuz etkilemiş oluyor.

Gençlerde daha hızlı mı ilerler, yaşlılarda görülen Parkinsondan farkı var mı?

GYGPH genelde ileri yaşlarda ortaya çıkan PH’a göre daha ılımlı ve yavaş olarak ilerlemekte. Bu hastalarda, yaşlılarda görülen PH bulgularından farklı olarak bunama, hafıza bozukluğu ve denge bozukluğu görülme oranları daha az.

İlaç Yetersizse Beyin Pili

Bu hastaların ilaçla tedavisinde dikkat edilmesi gereken noktalar var mı?
Bu hastalarda ilaç tedavisindeki en önemli husus; tedavi süresinin hastanın yaşına bağlı olarak çok uzun süreli olması. Bu da uzun süreli dopamin kullanımına bağlı, başta istenmeyen hareketler tarzındaki motor yan etkilerin ve sık açılıp kapanmaların erken dönemde karşımıza gelme ihtimalini artırıyor. Bu nedenle bu hastalarda esas; eksik madde olan dopaminin tedaviye mümkün olduğunca geç dahil edilmesinin (bir çeşit savaş alanına en son sürülecek en güçlü kolordu gibi düşünebiliriz) daha uygun olacağıdır. İşte bu yüzden; bu hastalarda öncelikle “sempomatik tedavi ilaçları” diyebileceğimiz hastanın mevcut bulgularını daha az hissetmesini sağlayacak ilaçların ve “dopamimetik ilaçlar” diyebileceğimiz, vücudun kalan dopamini daha etkili kullanmasını sağlayabilecek veya dopamin benzeri etki yaparak hastalık bulgularını azaltabilecek ilaçların öncelikle başlanması daha uygun olacaktır. Ancak bu ilaçların yeterince etki etmediği durumlarda dopamin tedavisine başlanılması uygun olacaktır.

Verilen ilaçlar yetersiz kalırsa?
Unutulmamalıdır ki; bu genç hastaların hastalıklarının başındaki bu ilk yılları; aktif yaşamlarını yaşadıkları, çalıştıkları ve üretken oldukları yıllarıdır. Bu kaliteli yaşam düzeyini kazanmak ve korumak için eğer hasta yüksek doz ilaç tedavisine ihtiyaç duyuyor ve yaşı da çok genç ise beyin pili tedavisinin de erken dönemde göz önünde bulundurulması gerekebilir.

Beyin Pilinden Sonra Evlilik

Beyin pili nedir?
Beyin pilleri; başta Parkinson hastalığı olmak üzere, pek çok hareket bozukluğunun cerrahi tedavisinde son yıllarda giderek yaygın olarak kullanılan karmaşık elektronik cihazlardır. Beyin pili, özellikle Parkinson hastalığının tedavisinde kullanılıyor. İlaç tedavisine yanıt vermeyen ve şiddetli titreme nöbetleri geçiren Parkinson hastalarında, beyin pili başarılı sonuçlar veriyor. Çatalını bile tutamayan, iğneye ipliği geçiremeyen hastalar ameliyat masasından kalkar kalkmaz titremeleri geçiyor.

Gençlere de beyin pili takılıyor mu?
Evet genç hastalara da beyin pili takıyoruz. Bu hastalarda özellikle yüksek doz dopamin kullanımına ihtiyaç varsa, bu durum kısa sürede yoğun ilaç yan etkileriyle karşılaşma olasılığını da arttırıyor. Bu durumdaki hastalarda beyin pili uygulaması ilaç benzeri etki yaptığından, hastaların kullandıkları ilaç dozlarının önemli derecede azalmasını sağlıyor ve uzun dönemde ilaç yan etkilerinin görülme riskini de önemli derecede azaltıyor. Bu şekilde ameliyat ettiğimiz ve sağlığına kavuşturduğumuz birçok hastamız mevcut.

Sizin de GYGPH var mı? Hastalıkları kaç yaşlarında başlamış?
Evet benim de görmüş olduğum birçok GYGPH var. Yaş belirtmek gerekirse;

muayene ederek görmüş olduklarımı hatırlayamam ama beyin pili takmış olduğum hastalar hakkında bilgi verebilirim. Benim de 40 yaştan önce hastalığı başlamış ve beyin pili takmış olduğum 8-10 tane hastam var. Hatırladığım en genç hastam 23 yaşında parkinsonu başlamış olan bir hastamdı. 14 yıl bu hastalıkla yaşadıktan sonra 2008’de beyin pili ameliyatı oldu şimdi ise 7 aylık bebeği olan bir baba. Benim beyin pili taktığım diğer genç hastalarım ise hastalıkları 27 ve 28 yaşlarında başlamış olanlar. 7 ve 8 yıl önce beyin pili taktığım bu hastalar şu anda da hastalıklarının 26. ve 24. yıllarındalar ve oldukça kaliteli bir biçimde halen yaşamlarını sürdürebilmekteler.

KONUŞA KONUŞA  AMELİYAT

Beyin pilini nasıl takıyorsunuz?
Parkinson tedavisinde önemli bir alternatif kabul edilen beyin pili, tıpkı kalp pili gibi yerleştiriliyor. Beynin içinde tespit edilen sorunlu bölgelere iki tane elektrot yerleştiriyoruz. Göğüste cilt altına kalp pili gibi bir pil yerleştiriliyor ve cilt altından geçirilen uzatma bağlantılarıyla elektrotlar pile bağlanıyor. Daha sonra bilgisayar aracılığıyla hastaya iyi gelecek frekansları ve uyarı parametrelerini ayarlıyoruz. Ameliyatın büyük bir kısmında hasta uyanık ve bizimle konuşuyor. Ameliyatta hastalar doktorla sohbet ediyor, maç kritikleri yapıyorlar. Bu yöntemde amacımız; hastalıktan sorumlu hücreleri ve etrafındaki anatomik oluşumların yerini bulmak. Bunun için de ameliyatı, hastayı uyanık tutarak, konuşa konuşa yapıyoruz. Çünkü bu sayede hastanın tepkilerini ölçerek sorunlu bölgeye ulaşmamız daha kolay oluyor.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*