Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Probiyotik Deposu: Boza ve Şalgam

Probiyotik Deposu: Boza ve Şalgam

Paylaş

Kış aylarının simgesi olan boza, kebapların vazgeçilmezi şalgam ve soframızdan eksik olmayan yoğurt, turşu ve tarhana çok zengin birer probiyotik kaynağı. Uzmanlar, sindirim sisteminin düzenlenmesinde etkili olan probiyotiklerin  düzenli olarak tüketilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Yrd. Doç. Dr. Gizem Köse

Beslenme ve Diyet Uzmanı

Ülkemiz probiyotiklerden oluşan beslenmeye çok yatkın; boza ve şalgam gibi içeceklerin yanı sıra yoğurt da iyi bir probiyotik kaynağıdır. Probiyotikler doğal olarak besinlerin içinde bulunan canlı, dost bakterilerdir. Probiyotiklerin bulunduğu besinler genellikle mayalanan besinlerdir. Fermente edilen gıdalardan yoğurt, kefir, sirke, şalgam, boza ve tarhana iyi birer probiyotik kaynağıdır.

Özellikle eski zamanlarda kış aylarında bozanın tüketilmesinin en önemli sebeplerinden birinin enerji kaynağı olmasının yanı sıra hareketsizliğe bağlı kabızlığın önlenmesidir. Et içeren yemeklerin yanında ayran, yoğurt, şalgam gibi probiyotik besinlerin tüketimi ile proteinlerin sindirimi de kolaylaşmaktadır.

Mevsim geçişlerinde tüketilmeli

Mevsim geçişlerinde bağışıklık sistemi  dengesini korumak için özellikle bahar aylarında probiyotiklerin günlük ve düzenli olarak tüketilmesi gerekir.

Toz ya da tablet formunda kullanacaklar için de 3 ay boyunca düzenli kullanım önemlidir.

Sindirim sitemini düzenliyor

Probiyotik beslenmenin en önemli faydası bağırsak sistemini düzenlemesidir. Probiyotikler sindirim sistemini düzenlemeye yardımcı olmaktadır. Ayrıca enfeksiyon riskini azaltır, vücut pH seviyesini dengeler, kolesterolün düşürülmesine yardımcı olur. Bunun yanında da karaciğerin yenilenmesinde de etkili olduğu görülmüştür.

Düzenli çalışmayan sindirim sistemi psikolojiyi etkiler

Sindirim sistemi günlük hayatı etkileyen en önemli sistemlerden biridir. Bağırsaklarımız gün içerisinde birçok besin artığıyla karşılaşmakta olup kimyasal atıkların atılmasında yardıma ihtiyaç duyabilmektedir. Bağırsaklardaki bakteriler özellikle yoğun antibiyotik kullanımına bağlı olarak zamanla azalabilmektedir. Son yapılan çalışmalar nesilden nesile bağırsak yapısındaki bakterilerin yoğunluk ve çeşitlilik bakımından farklılaştığını göstermektedir.

Sindirim sisteminin düzenli çalışmaması psikiyatrik bozukluklara zemin oluşturabilir. Ayrıca dolaylı yoldan dolaşım sistemini etkileyerek kalp-damar sistemine bile etki edebilmektedir.

Probiyotikte miktar değil, süreklilik önemli

Bağırsak florasının oluşması 3 yaş itibariyle tamamlandığından probiyotik kullanımının miktarından çok düzeni önemlidir. Probiyotikler canlı bakterilerdir ve bağırsak florasını düzenler. Dolayısıyla düzenli olarak kullanımında yararı görülebilir. Fazla kullanımında diyareye yol açmasının dışında başka bir soruna yol açmayacaktır. Ancak diyare de zaman içerisinde bağırsaktaki bakterilerin yok olmasına yol açacağından dozunda probiyotik kullanımı en etkin tedavi olacaktır.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*