Anasayfa / Manşet / Psikolojimizi Korumanın Yolları…

Psikolojimizi Korumanın Yolları…

Paylaş

Coronavirus salgınının dünya üzerinde yarattığı kriz insanlar üzerindeki stresin yükselmesine, kaygıya (anksiyeteye) ve korkuya neden oluyor. Dolayısıyla hastalık haberleri aldığımızda, yeni tanı-vakalar duyduğumuzda, sürekli internet üzerinden, televizyondan ve diğer medya araçlarından yeni haberler alındığında kaygı artabilir.

Uzman Psikolog Selin Karabulut

Şu anda herkes standart olmayan bir gündelik yaşam, bir ruh hali içerisinde. Hastalık kapma kaygısı, ölüm kaygısına kadar bizi götürebilecek bir kaygı. Alınan önlemler sebebi ile gündelik rutinden uzaklaşmışsak, sosyal çevremizle görüşemiyor, mecburen eve kapanmış ve kısıtlı imkanlarla yaşamaya devam ediyorsak, kaygı seviyesi yükselir. Kaygı yükseldiğinde uykusuzluk, kâbus görme, içe kapanma ve keyifsizlik gibi yaşanan bütün semptomlar şu dönemde görülür. Bir sosyal izolasyon süreci ve gündelik rutinden farklı bir yaşam sürüyoruz. Haliyle beden de buna tepki verebilir. İştah olmayabilir ya da daha fazla yemek yeme ihtiyacında bulunabilir. Keyifsizlik ve endişeler arttığı için de daha şüpheci olabilir. Örneğin, ‘Acaba annemi ziyarete gitmesem mi, çocuğum hastalanır mı, hastalanırsa ne yaparım’ gibi konularla zihin çok fazla meşgul olmaya başlayabilir. Bu da bizim aslında hem bağışıklık sistemi hem zihinsel kapasite, ruh sağlığın normal dengesini bozmaya başlar.

Şüpheci ve suçlayıcı olunmamalı

Yaşanan krizle birlikte daha şüpheci ve insanları suçlama eğiliminde olmaya başlanabilir. Alınan haberler karşısında daha fazla şüpheci olup ‘Bizden saklıyor, söylemiyor, hastalık bulaştı ama bu testler yanlış’ gibi şüpheci davranışlar sergilenebilir. Bunun dışında etrafta enfekte olan, hastalanan ve hastalanma şüphesi olan kişilere karşı suçlayıcı tavır, davranış ya da düşünceler bulunabilir. Bunlar krizin bizde yarattığı etkilerden birkaçıdır.

Geçmişte yaşanan psikolojik durumlar bu süreçte tetiklenebilir

Coronavirus’ün bu sosyal izolasyon süreci ve hastalık haberleri, geçmişte yaşanan psikolojik durumları ya da klinik tanıları tetikleyebilir. Örneğin; ben anksiyete bozukluğu yaşamışsam ve bir süredir bunu yaşamıyorsam, salgın haberlerine bağlı olarak tekrar bu sorunları yaşayabilirim, psikolojik sorunlar tetiklenebilir. Bunun dışında evde sevdiklerinden uzak, yalnız başına kalmak, yeterince sosyalleşememek, yeterince uyuyamamak özelikle stresi ve stresin reaksiyonlarını arttıracağından anksiyete bozukluğu, panik atak, depresyon gibi birçok rahatsızlıkla karşı karşıya kalmak mümkündür.

Kaygıyı önlemenin en önemli unsuru önlem almak

Kaygıyı önlemek için ilk başta yapılması gereken önlem almaktır. Hem kendimiz hem sevdiklerimiz için ilk önce bize doğru kaynaklardan gelen önlemleri almak düşüyor. Bunun dışında eğer evdeysek, çalışmak zorunda değilsek evde yapabileceğimiz şeyler var. Günlük rutin mümkün olduğunca bozulmadan devam ettirmelidir. Yani iyi beslenmek, iyi uyumak, sevdiklerimizle yüz yüze görüşemiyorsak telefonlaşmak, mesajlaşmak, görüntülü konuşmak önemli. Evde birlikte etkinlikler yapıp birlikte vakit geçirilebilir. Evde olmanın avantajlarından yararlanıp uzun süredir akılda olan ev işlerini yapılabilir. Ayrıca müzik dinlemek, meditasyon yapmak, cilt bakımı yapmak, dans etmek, egzersiz yapmak, yemek yapmak, müzikal bir enstrümanla uğraşmak gibi sayısız şey var. Kaygıyla ilgili duygu ve düşünceleri birbirimizle paylaşmak bu noktada iyi gelecektir. Korkular olabilir. Özellikle çocukların bu noktada kaygı ve korkuları yüksek olabilir. Doğru edindiğiniz bilgileri paylaşmak, yanlışları düzeltmek, doğru bilgileri teyit etmek ve farkındalığı arttırmak iyi gelecektir.

Zamanı verimli kullanmak iyi hissettirir

Bunun dışında kendimiz iyi durumdaysak bizden daha zor durumda olan kişilere destek olmak, yardım etmek, onlar için korunarak örneğin gidip ekmek almak, halini hatırını sormak, yani işe yaramak da bize iyi gelecektir. Bunun dışında çocukların evde kaliteli vakit geçirmesine yardımcı olmak yine bizim için şifa olacaktır. Çünkü evde yapacak bir şey olmadığında ya da dışarı çıkılmadığında zaman da geçmiyor. Zamanı verimli kullanmak bu noktada iyi gelecektir.

Toplu taşıma araçlarında tedirginlik olabilir

Toplu taşıma araçlarında daha ürkek, korkak ve tedirgin olabiliriz. İnsanlara yaklaşmaktan ve onlarla konuşmaktan çekiniriz. Hem alacağımız/aldığımız önlemler gereği hem de kaygı davranışları abartabilir. Bu noktada sakin ve sükunetli davranmaya çalışmak gerekir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla