Anasayfa / Kanser / Radyoterapi Öncesi Araştırılacak Noktalar!

Radyoterapi Öncesi Araştırılacak Noktalar!

Paylaş

Meme kanseri tedavisinin son basamağı radyoterapidir. Tedavinin en korkulan ancak en kolay kısmının başarısında teknolojik cihazlar kadar bu cihazları kullanması bilen uzman ekip de önemlidir. Çünkü radyoterapi ile kanserin tekrarlamaması için gereken ortamın oluşmasını sağlanır. Bu aşamada hasta bilinçli, araştırmacı olmalı; “Radyasyon onkologunun bölgesel uzmanlığını, kanser sol memede ise özelikle kalp ve komşu organların nasıl korunacağını, tedavi sonrası takiplerin nasıl yapılacağını” sorgulamalıdır.

Prof. Dr. Yasemin Bölükbaşı

Radyasyon Onkolojisi Uzmanı

Dünya Sağlık Örgütü kadın menopoz yaşını ortalama 51 olarak açıklasa da ailedeki diğer kadınların sürece giriş yaşı önemlidir. Risk yaşla orantılı olarak arttığı için östrojen hormonuna daha uzun süre maruz kalmak meme kanseri riskini artırır.

Östrojen Kadın İçin Dost mu Düşmanı mı?

Östrojen hormonu dosttur çünkü kadını kardiyolojik hastalıklardan korur, daha dinç görünmesi hatta daha zeki olmasında etkilidir. Düşmandır çünkü meme kanserine sebep olur. Farkındalık ve tarama sıklığı artışı erken evrede yakalanması için büyük şans oluşturur. Meme diğer kanser türlerinden farklı olarak tedavide bütünlük gerektirir. Ameliyat, kemoterapi, radyoterapi süreci önemlidir.

Her meme kanseri birbiriyle aynı değildir; günümüzde 4 alt tipi olduğu kabul edilir. Meme kanseri hücresi üzerinde farklı kapılar vardır. Bu kapılar östrojene mi progestrona mı bağımlı, CLIP-2 adı verilen özel bir kapıya sahip mi, bu kapıların dışındaki key- 67 değeri nedir, vs. gibi bilgilerle kanserin alt tipine sonrasında tedavide öncelik ‘kemoterapi mi, radyoterapi mi, ameliyat mı’ kararı verilir. Hiç kapısı olmayan hücre tipi ise sırasıyla kemoterapi, ameliyat, radyoterapi yapılabilir.

Erken evrede tespit edilen meme kanseri uzman ekiple yapılacak tedavi ile yaşam süresini olumsuz etkilemeyen bir hastalıktır. Bunun içinde 40 yaş öncesi 5 yılda bir, 40 yaş sonrasında yılda bir düzenli meme muayenesi, 2 yılda bir mamografi çekilmesi erken tanı için en önemli kurallardır.

Riski artıran sebepler:                 

*Adet başlama yaşının erken olması (vücut daha uzun süre östrojene maruz kalır)

*Hiç doğurmamış olmak

*30 yaş sonrası doğum

*Az emzirmek

*Geç menopoza girmek (bir anlamda iyidir çünkü kemik erimesi geç başlar, ten daha parlak görünür, sıcak basması semptomu olmaz çünkü östrojen burada koruyucudur. Ancak vücutta östrojen dengesizliği oluştuğu için kanser hız kazanır)

Tedavinin en korkulan ancak en kolay kısmı: Radyoterapi

Radyoterapi büyük ve uzman ekip gerektiren bir tedavi yöntemidir. Bu ekip tekniker, fizik mühendisi, hemşirelerden oluşur. Cihaz çok önemli ama onu kullanmayı bilen ekip daha önemlidir. Meme kanserinin tedavisinin son basamağı olan ve hastanın ameliyat, kemoterapi sonrası yorulmuş şekilde geldiği radyoterapi süreci tedavinin en korkulan ancak en kolay kısımdır. En zor kısmı her gün gidip-gelmek olabilir. En kolay kısmı çünkü ağrı, acı, iğne yoktur. Hasta üzerinde radyasyon taşınmadığı için çevresindekilere bulaştırmaz. Kan değerlerini etkilerini etkilemez.

Radyoterapi seanslarının kaç tane ve hangi bölgeye-nasıl verileceği; hastalığın evresi, patoloji raporları, tedavi-tanı zamanı, PET-CT ve mamografi sonuçları bir arada değerlendirilerek karar verilir. Hastanın sadece memesine mi, lenfler dahil edilerek mi, komşu lenf modlarına da ışın tedavisi yapılacak mı?

Karar verildikten sonra güçlendirilmiş X ışınları vücudun odaklanmış- hedeflenen kısmına ya da organa yönlendirilir. Işık, organın içinden geçerken gözle görülmeyen kanser olabilecek hücrelerini sterilize eder. Yapması gerekenleri yaptıktan sonra da vücutta kalmayıp, gider. Böylece kanserin tekrarlamaması için gereken ortamın oluşmasını sağlanır.

Hastanın mutlaka doktoruna bunu sorması gerekir.

*Radyasyon onkologunun bölgesel uzmanlığı var mı?

*Kanser sol memede ise kalp ve komşu organlar nasıl korunacak

*Tedavi sonrasında takipler nasıl olacak?

Tekonolojik gelişmeler özellikle kalp koruma alanında avantaj sağladı. Kalp tedavi sırasında hasar alırsa hemen değil ancak 15-20 yıl sonra kalp damarlarında kireçlenme, kalp krizi gibi sorunlarla karşılaşma riski oluşur. Tedavi yapılırken nefes tutulması ile kalbin doz alması önlenebilir.

Radyoterapi süresi kısalacak

Tedavi sürecinin en büyük sorunu; seansların 20-30 arasında değişmesi ve merkeze ulaşım ya da tedavi için şehir dışından gelmek zorunda kalınmasıdır. Avrupa kaynaklı çalışmalarda seçilmiş hastalarda yapılan -henüz deneme aşamasında olan- Hipofraksiyone Radyoterapi ile tedavinin 5-15 seansa indirilmesi yakın gelecekte mümkün olacak. Bizde de denemeler başladı.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla