Anasayfa / Kanser / Ruhun Dengesi Sarsan Hastalık: KANSER

Ruhun Dengesi Sarsan Hastalık: KANSER

Kişi kanser tanısı aldığında hem kendi hem de yakın ailesinin hayatı sarsılır. İlk şokun atlatılmasının ardından önce inkâr sonrasında kabullenme süreci başlar. Kanserle savaşırken hasta belirsizlik ve sabırla ilgili bir sınava da girmiş olur. Ruhu sarsan bu hastalığın tedavi sürecinde hasta ve yakınlarının psikolojik destek alması bu sınavı daha rahat atlatmalarını sağlar.

Suzi Amado

Klinik Psikolog 

Kanser olduğunu öğrenen kişinin hayatı o ‘an’ değişir. Ölümle ilk kez bu kadar yakın hisseder kendini. Şokun atlatılmasının ardından inkar süreci başlar. İçinde bulunduğu durumun gerçek olmaması dilerken hastanın yakın çevresinin de hayatı sarsılır.

Hastanın yaşam şeklinin hastalık ve tedavi sürecine göre değişmesi hasta da yaşamı üzerindeki kontrolü kaybettiği hissinin ortaya çıkmasına sebep olur. Aynı anda ölümle yüzleşir, hayatı sarsılır ve ölebileceğini fark eder ve ölümle yakınlaşır.

Belirsizlik ve sabır sınavı…

İlk aşama en zor zamanlardır. Kişiden kişiye değişse de tanının konması, tedaviye başlanması, tedavide birinci aşamaya geçilmesine kadar ki süreç hasta için; belirsizlik ve sabırla sınavıdır.

Hasta iyileştikten sonra daha sağlıklı olduğu hayatın yasını yaşamaya başlar. İlk yıl her ay sonrasında ise 6 ayda bir doktora gitmem gerekir. Kişi ayda bir doktora gitmesi gerekmeyen korkması zamanları özler. Çünkü hayatına düzenli bir kaygı unsuru girmiştir.

Tedavi sürecinde ilk şokun atlatılması çok zordur. İşini, tüm sosyal aktivitelerini bırakıp kemoterapiye girmesi hastanın ruhu sarsar. Yol haritası çizildikten sonra önemli olan nokta; iyi bir destek sistemi kurmaktır. Hem kanser hastası hem de yakınları için. Hasta pek çok duyguyu birden hisseder. Korkar, üzülür, isyan eder, sorgular, umut ve umutsuzluk gibi bir yığın deneyim yaşar. Bu deneyimleri paylaşabileceği yol arkadaşlarına ihtiyaç duyar. Fakat yakın çevre çoğu zaman yol arkadaşı olamaz. Çünkü hasta yakın çevresini üzmemek için ne kadar zorlandığını göstermemeye çalışır. Bu nedenle hastanın hayatında birkaç kişi olursa gerçekten kendisi olmak için alan bulur.

Destek alınması önemlidir!

Bu zorlu hastalık ile savaşırken hasta ve yakınlarının psikolojik destek alması sürecin zorluklarının daha rahat aşılmasına yardımcı olur. Terapistin esas görevi; ‘Çok zor bir süreç yaşıyorsun. Ben senin yanındayım. Ağlayabilirsin, umutlanabilirsin, endişelenebilirsin, üzülebilirsin. Ben tüm bu sürece tanık ve destek olmak için yanındayım. Daha rahat nefes alabileceğin alanlar bulmalarını istiyorum.’

Kanser kiminle, ne kadar paylaşılmalı?

Hasta çoğu zaman hastalığını paylaşmak istemez, bu süreci yalnız geçirmek ister. Bu deneyimi yaşadıkları için hayatları elinden alınacakmış gibi hissedip -işe alınmayabilir, evlenemeyebilir, vs.- iç süreç olarak yaşamak isteyebilir. İnsanların gelip ‘nasılsın’ diye sormasını engellemek için paylaşmaz. Bazı hastalar herkesle paylaşabilir. Bunun doğrusu yoktur. Burada önemli olan nokta; hastanın istediği gibi olmasıdır. Hastanın şunu söylemesi önemlidir: ‘ben şu an bunu paylaşmak istiyorum ve paylaşıyorum. Yarın istemeyebilirim.’ Hastanın ihtiyacına göre olması ve ailenin hastaya baskı yapmaması gerekir. Kiminle neyi, ne kadar paylaşacağına hastanın karar vermesi önemlidir.

‘Kanser ve Sanat’ arkadaşlığı

Kanserle sanat anında tanışıp, sanatın iyileştirici güçten yararlanılabilir. İç huzur, ferahlık için mandala boyamak, müzik dinlemek kişiye iyi gelebilir.

Kişiye yaşam kıvılcımı veren her sanat önemlidir. Hastanın sanata yönlendirilmesi veya keyif aldığı uğraşıların keşfedilmesi moralini yüksek tutar, hayat kalitesini artırır, kendini daha mutlu hissetmesini sağlar. Çünkü iyi olmak, iyi düşünmek bu da iyileşmeye başlamak demektir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Yaşam Haberleri