Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Sağlık Muhabiri olarak ‘Kadın Olmak’…

Sağlık Muhabiri olarak ‘Kadın Olmak’…

Paylaş

Kadının rolü, statüsü, sorumluluğu ve toplumdaki yeri her geçen gün zorlaşıyor.

Öte yandan yasama, yürütme, yargıdan sonra basının da toplumsal işleyişte ve kamuoyu oluşturmada önemli bir etken olarak düşünüldüğünü varsayarsak, hem kadın hem de gazeteci bir kadın olmanın çok daha zor olduğunu söyleyebiliriz.

Dünyayı yöneten iki ekonomik gücün; silah ve sağlık endüstrisinin sorumluluğu da ‘Kadın Sağlık Editörlerinin ve Muhabirleri’nin üzerindeki yükü daha da ağırlaştırıyor.

Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde ntv.com.tr Sağlık Editörü-Muhabiri Tülay Karabağ, Sağlık Yaşam Dergisi okurları için duygu ve düşüncelerini paylaştı.

—————————–

İşte Tülay Karabağ’ın kaleminde “Kadın ve ‘Sağlık Muhabiri’ Olmak”…

Bu dünyadaki yolculuğu, kadın olarak yapmak güzel olmakla birlikte bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Kadın ruhuna ve kadın beynine sahip olmak bana göre, daha duyarlı, daha sağduyulu, daha özverili ve daha duygusal olmak anlamına geliyor. Öyle ki dünyada kadınlar egemen güç olsaydı savaşlar ve şiddet olmazdı diye düşünüyorum. Çünkü kadınlar genel olarak, insanı, canlıyı, sevgiyi, yaşamı, yardımı, iyiliği ve güzelliği yüceltiyor.

Bir kadın olarak sağlık haberciliği yapmamda da bu bakış açısının etkili olduğu görüşündeyim. Yaptığım haberlerle insanların hayatına yararlı bir dokunuşta bulunmak için çalışıyorum. İşimi, kişisel hikayemin de etkisiyle, dertlerine derman bulmak isteyenlerin sağlık haberlerine ne kadar önem verdiklerinin bilinciyle yapmaya çalışıyorum.

Ancak tıpkı kadın olmanın güzellikleri yanında zorlukları bulunduğu gibi sağlık haberciliğinin de zorlukları olduğunu kabul etmek gerekiyor. İnsan işini ne kadar severek yapsa da bazı sorunlarla karşılaşabiliyor ve bu sorunların yarattığı negatif motivasyona maruz kalabiliyor.

Doğru haber kaynaklarına ulaşmak, haberi etkili olacak şekilde yayınlatmak, bilgileri umut tacirliği yapmadan ulaştırmak ve haber yaparken kimsenin özelini ihlal etmemek gibi genel mesleki sorumlulukları yerine getirmeye çalışırken, engellemelerle, zorluklarla ve negatif etki yaratan mesleki rekabetle karşılaşabiliyoruz. Zaman zaman da özveri, sabır, bilgi ve dikkat gerektiren sağlık haberciliğini önemsizleştirmeye ve değersizleştirmeye çalışanlarla mücadele etmek zorunda kalabiliyoruz.

Kadın olarak yaşamın zorluklarına gelirsek, başta fiziksel eşitsizliklerin çeşitli sıkıntılar yaşattığını belirtmem gerekir. Fiziksel güç gerektiren işlerde zorlayan ve doğuştan gelen anatomik eşitsizliğin (fiziki güç, fiziki dayanıklılık gibi) yanı sıra insan eliyle yaratılan eşitsizlikler de kadın hayatını ciddi anlamda zorlaştırıyor. Çünkü yasalar önündeki kadın-erkek eşitliği, Türkiye’nin de içinde bulunduğu çok sayıda ülkede sadece kâğıt üzerinde kalıyor ve o şekilde de yaşanıyor. Bir kadın olarak ben de bu durumda nasibimi aldım ve alıyorum. Yasayla tanınan eşitlik pratiğe yansıtılmıyor, kadın, aile içinde, okulda, sosyal hayatta, iş yerinde kısacası her yerde eşitsizliğe maruz kalıyor. Ancak ne yazık ki kadınların toplumsal ve özel hayatlarında maruz kaldıkları tek şey haksızlık ve eşitsizlik olmuyor. İnsanoğlu bir taraftan Mars’ta yaşamın şifrelerini çözüyor ama diğer taraftan kadına yönelik şiddet olanca hızıyla devam edebiliyor. Yani bilimde, teknolojide gelinen noktaya rağmen kadına yönelik ayrımcılıkta, şiddette, eşitsizlikte insanoğlunun yeterince eğitilemediği, kadına istediği her şeyi yapabileceğini düşünen ve hatta bunu bir hak olarak gören erkek beyinlerinin henüz eğitilip ehlileştirilemediği görüşündeyim.

Bu nedenle bir sağlık habercisi ve kadın olarak, çok uzak bir ihtimal olsa dahi, bu yılki 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününün, kadınlara yönelik haksızlıkları, negatif ayrımcılığı, tacizi, dayağı, şiddeti ve ölümü son kez konuştuğumuz bir tarih olmasını diliyorum.

 

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*