Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Salgınlar Niçin Devam Edecek?

Salgınlar Niçin Devam Edecek?

Paylaş

Dünya tarihinde bugüne kadar bilinen 20 salgın hastalık karşısında insanlık niçin çaresiz kalmıştır? Dünya Sağlık Örgütü 2009-2010 yıllarında 200 bin kişinin hayatına mal olan pandemik virüs H1N1 sonrasında; hayvanlardan insanlara bulaşabilecek yeni tür bir gribin daha vahim sonuçlara yol açacağını, ulusal salgın planı hazırlanması uyarısında bulunmuştu. Covid19 virüsü 2019 yılında yine insanlığı çaresiz kıldı. İstanbul Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Selim Badur, salgınlar ve piyasaları özel teşebbüs ekonomisinin yönetmesine dikkat çekerek, “Bir çalışmada, 400 kadar mikroorganizmanın “bir fırsat bulsam da insanlara bulaşsam” diye bekledikleri belirtilmiştir. Modern-ileri teknolojilerin devreye girmesi, temel hekimliğin kenara itilmesi, doğaya, ekolojik dengelere saldırı salgınların sebebi. Bu sorunlar küresel çözüme kavuşturulmazsa salgınlar niye devam etmesin?” dedi.

Haber-Röportaj: Nilay Akgün

Teknolojinin baş döndürücü hızla geliştiği günümüz dünyasında, gözle görülmeyen ama karşısında çaresiz kalınan virüs savaşını insanlık kazanabilir mi? İstanbul Tıp Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Selim Badur salgınların ancak küresel ortak hareketle son bulacağını, en kısa zamanda Neoliberal politikaların bırakılarak, doğa ve ekolojik dengelerin tekrar sağlanmasının şart olduğunu vurguladı.

Teknoloji gelişiyor, salgınlar karşısındaki çaresizlik devam ediyor.

Piyasayı özel teşebbüs ekonomisinin yönetmesine dikkat çeken Prof. Dr. Selim Badur, sözlerine şöyle devam etti: “Neoliberal politikaların sağlık alanına yansıması ve özelleştirme sadece ülkemizde değil tüm dünyada koruyucu hekimlik programlarının dışlanması, tedavi edici yöntemlerin ağırlık kazanmasını beraberinde getirdi. Modern-ileri teknolojilerin devreye girmesi temel sağlık sorunlarının ötelenmesine neden oldu. Bu durum gelişmiş ülkelerde bile küresel bir salgın sürecinde sağlık kurumlarının yetersizliğini gösterdi. Tek hedef “daha çok kazanç”, tek başarı “verim” olarak değerlendirilen küresel çağda elbette doğaya, ekolojik dengelere fütursuzca saldırı yaşadığımız sorunların temelini oluşturmaktadır. Daha çok yol, daha fazla konut inşa etmek için ormanların katledilmesi, bu bölgelerde yaşayan ve mikroorganizmaları bünyelerinde barındıran rezervuarların (yarasa gibi), vektörlerin (sivrisinek, keneler gibi) insanlar ile tema olasılığını arttırdı. Farklı hayvan türlerinin doğal ortamlarından koparılıp kaçak yollardan besin maddesi olarak kullanımı (pangolinler gibi) yine bizlerin farklı etkenlerle temasını kolaylaştırdı. Öte yandan aşırı seyahat olanakları özellikle havayolları kullanarak yapılan seyahatler mikropların kolaylıkla dünyaya yayılmasına neden oldu. Tüm bu gelişmeler sonucu, dünyanın teknolojik gelişiminin doğa karşısında insanlığın nedenli yetersiz kaldığının göstergesi olarak 2020 yılında karşımıza çıktı.”

Çözüm toplumsal bağışıklık mı?

Covid19’un çözümü toplumsal bağışıklığın sağlanmasında mı? Prof. Badur bu sorunun cevabını şöyle açıkladı: “Birinci olasılık önlem alınmaz, etkenin toplumun yüzde 50-70’inin etken ile teması beklenir; ki bu yaklaşım güçlü bir toplumsal bağışıklık sağlar ancak geçen sürede ölümler 100 binlere ulaşır. İkinci olasılık etkili bir aşıyı yaygın olarak topluma uygular, toplumda bağışıklama ile benzer oranda bağışıklık sağlanır. Bugün için hedeflenen ikinci yolu, yani etkili aşıları devreye sokarak salgını durdurmayı öngörmektedir. Elbette bu süreç yaşanırken, etken virüsün beklenmedik şekilde hastalık yapma veya bulaşma gücünü azaltacak mutasyona uğraması salgının hızını kesecek diğer bir olasılıktır. Ancak 9 ayı aşkın süredir yapılan incelemeler, SARS-CoV-2 virüsünün, major davranış değişikliğine yol açacak bir farklılaşmaya uğramadığını göstermektedir.

Aşı sorunun çözümünü sağlayacak mı?

Aşının yararı, salgının hızının azaltılması nihayetinde salgının ortadan kalkması olarak açıklansa bile burada da sorun var. Prof. Dr. Selim Badur, “Modern teknoloji kullanılarak uygun bir aşı hazırlansa da bu aşının tüm ülkelere özellikle yoksul toplumlara eşit oranda dağıtımı, o bölgelerde gerektiği gibi kullanımının sağlanması gerekir. Ancak aşının yeterli toplumsal bağışıklığı sağlayabilmesi için belirli bir yüzdenin üzerinde kullanılması gerekli olduğundan, özellikle gelişmiş ülkelerde aşı-karşıtlığı bir sorun olacak gibi gözükmektedir.” dedi. 

Vücut bağışıklığı serbest bırakılmalı!

Aynı etkenle temas eden iki kişide hastalığın farklı biçimde seyretmesinin çeşitli nedenleri vardır. Bunlardan bir tanesi kişinin bağışık sisteminin uygun biçimde, yeterli düzeyde çalışmasıdır. Ancak “immün sistemini” güçlendirmek için pazarlanmaya çalışılan çeşitli ürün, ilaç, besin maddelerinin immün sistem üzerine doğrudan bir etkisi olduğu henüz bilimsel yöntemlerle gösterilmediğine dikkat çeken Prof. Badur, şunları söyledi; “ Ağır COVID-19 olgularında gözlenen olumsuzlukların nedeni, abartılı yanıt veren immün sistemin yarattığı hasardan kaynaklanmaktadır. Sağlıklı beslenme ilkeleri doğrultusunda beslenen, bilinen sağlıklı yaşam kurallarına uyan kişilerin “immün sistemlerini güçlendirmeye” çalışmaları gereksiz hatta bazı durumlarda tehlikeli olabilecek yaklaşımlardır. İmmün sistemini rahat bırakalım, ‘O’ ne yapacağını bilir. İmmünoloji alanı dinamik bir bilim dalıdır. Konu ile ilgili en sağlıklı bilgileri Türk İmmünoloji Derneği çalışanları-yayınlarından öğrenmek mümkündür.

Farklı hastalarda enfeksiyonun farklı biçimlerde seyretmesinde, immün sistemlerinde bir yetmezlik, kişiye bulaşan virüsün miktarı, uygun zamanda yapılacak müdahaleler gibi çok değişik parametreler etkili olmaktadır.”

Salgınlar devam edecek…

Prof. Dr. Selim Badur, salgınların neden devam edeceğini şöyle açıkladı: “Aşırı kalabalık bir dünya, çok yakın insan teması, çok sayıda seyahat, … En önemlisi de doğanın katledilmesi sonucu oluşan iklim krizi çözümünde etkin mücadele stratejileri geliştirip-uygulamaya koyulmazsa, daha sık aralıklarla farklı etkenlerin neden olacağı salgınları görmek olasıdır. Bir çalışmada, yarasa ve kemiricilerde salgına neden olabilecek 400 kadar mikroorganizmanın “bir fırsat bulsam da insanlara bulaşsam” diye bekledikleri belirtilmiştir. Biz “küçülmeyi” başaramaz, bu tip uyarıları “fantazi, uçuk” fikirler diye eleştirip dikkate almazsak, “neden yeni salgınlar olmasın?”

Yeni Normalin Şartı: Maske, Mesafe, Temizlik!

*Aşının devreye girmesini beklerken, basit gibi görünen ancak elimizdeki tek silah olan önlemleri (maske kullanımı, fiziksel mesafeye uyma, genel anlamı ile hijyen) ihmal etmemiz gerekiyor.

*Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre 2020 yılında dünyada sağlık harcamalarının yıllık maliyeti 7,3 trilyon doları aşacak. Ülkemizde ise 2020 yılı için Merkezi Yönetim Bütçesi TBMM tarafından toplam bütçeden 17,2’lik pay alan sağlık harcamaları 188 milyar 6 milyon lira olarak belirlendi.

Yaşanan salgınlardan ders almayan, ulusal salgın planı yerine yanlış politikaları hayata geçiren insanlık şimdi Covid19 gelecekte ise şimdi ismi henüz bilinmeyen salgınlarla mücadele etmek zorunda kalacak.

*Oysa tüm ulusal hükümetler üzerlerine düşen görevi yerine getirip; detaylı ve kapsamlı ulusal salgın planı, daha iyi gözlem ve önlem araçları, daha etkili aşı ve ilaç geliştirilmesi için araştırma geliştirme bütçeleri ayırdığında salgınların sona ermesi gerçeğe dönüşecek bir dilek.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla