Anasayfa / Manşet / Sonbaharda Hastalıklara Karşı Gardınızı Alın

Sonbaharda Hastalıklara Karşı Gardınızı Alın

Paylaş

Yaz mevsimiyle vedalaştığımız günlerde vücut sıcak-soğuk geçişine alışmaya çalışır. Serinleyen havalara rağmen yazlık kıyafetlerini raflara kaldıramayan ve sonbaharın gerektirdiği beslenme düzenine geçemeyen kişilerde gribal hastalıklara karşı vücut direncinde zayıflama yaşanır. Bu hastalıkları önleyebilmek için sağlam bir bağışıklık sistemi gerekir. Güçlü bir vücut direncine sahip olmanın yolu da mevsime uygun beslenmekten geçer.

Diyetisyen Buket Yavuz Koçoğlu

Beslenme ve Diyet Uzmanı

Sonbaharda vücut bağışıklık sisteminin gribal hastalıklara karşı güçlendirilmesi büyük önem taşır. Bunun için de vitamin ve mineral değerleri yüksek yiyeceklerle beslenilmesine özen gösterilmesi gerekir. Ayrıca antioksidanlar da vücut direncini güçlendirmede büyük pay sahibidir.

Mevsim geçişlerinin şüphesiz en zorlu yanı da beraberinde getirdiği grip, bronşit ve soğuk algınlığı gibi hastalıklardır. Bu geçişi sağlıklı bir şekilde atlatabilmenin ve bütün kışı zinde geçirebilmenin en önemli yolu da doğru beslenmekten geçer. Çünkü özenli ve doğru beslenme, bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalık ihtimalini azaltırken, mevcut rahatsızlıkların iyileşme hızını da arttırır.

Mevsimsel mutsuzluk yanlış beslenmeye çözülebilir

Sonbaharda hâkim olan yağmurlu ve kapalı havalar bazı insanlar için mutsuzluk sebebidir. Bu kişilerin genellikle sonbahar aylarında şeker oranı yüksek gıdalarına tüketimine yöneldiğini gözlemlenir. Bununla orantılı olarak doğru beslenmeden uzaklaşanların vücut direncinde de düşüş yaşanır. Sonbahar mutsuzluğunu kontrol altına alabilmek için özellikle B vitamini bakımından zengin tam tahıllar, kuru baklagiller, yeşil yapraklı sebzeler, et ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerekir.

Sonbaharda su içmeyi unutmayın

Sonbaharda beslenmeyle ilgili dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan biri de su tüketimidir. Çünkü artan yağışlar ve soğuyan havayla birlikte kişiler sıcak içeceklere rağbet eder. Bu durum da su tüketiminin unutulmasına neden olabilir. Ayrıca havaların serinlemesiyle yaşanılan susuzluk fark edilemeyebilir. Çay, kahve gibi sıcak içecekler suyun yerini tutmadığı gibi, aksine vücuttan su atılmasına yol açarak daha fazla su ihtiyacı oluşturur. Eğer bu gibi içeceklerin tüketiminden uzak durulamıyorsa, daha fazla su içmeye dikkat edilmesi gerekir. Günde en az 1,5 litre su içilmesi uygundur. Fakat çay, kahve gibi içeceklerin tüketimi fazla ise bu miktar arttırılmalıdır.

Güne taze portakal veya greyfurt suyu ile başlayabilirsiniz

Sonbahara geçerken insanların vücut direncinde ciddi bir düşüş görülür. Vücut ise halsizlik, yorgunluk ve baş ağrısının yanı sıra soğuk algınlığı, nezle, grip, bronşit gibi gribal hastalıklara karşı daha açık hale gelir. Bu sebeple, bağışıklık sisteminin de gribal hastalıklara karşı güçlendirilmesi büyük önem taşır. Bunun için de vitamin ve mineral değerleri yüksek yiyeceklerle beslenmeye özen gösterilmelidir. Bilhassa et, süt, sebze, meyve ve tahıllardan oluşan besin grupları yenmelidir. C vitamini vücutta bulunan zararlı maddelerin atılmasını sağladığı için sonbaharda bol bol C vitamini içeren meyve ve sebzeler tüketilmelidir. C vitamini kaybını önlemek için de taze sıkılmış meyve suları içilmelidir. Örneğin; güne taze portakal veya greyfurt suyu ile başlanabilir. Ayrıca antioksidanlar da vücudun direncinin yükseltilmesinde büyük pay sahibidir.

Antioksidan kaynağı besinler sofradan eksik edilmemeli

Antioksidan özelliği taşıyan yiyecekler, bazı ciddi hastalıkların önüne geçebildiği gibi vücuda serbest radikallerin girişini de önler. Bu yiyecekler ayrıca, vücutta mevcut olan radikallerin vereceği zararların önüne geçerek, onların vücuttan atılmasını sağlar. Sonbaharın en önemli antioksidan kaynakları ise şu şekildedir.

*A vitamini: yeşil yapraklı sebzeler, havuç, bal kabağı, yumurta ve balık,

*C vitamini: kuşburnu, maydanoz, yeşilbiber, karalahana, karnabahar, limon, mandalina ve greyfurt,

*E vitamini: badem, ceviz, fındık gibi yağlı tohumlar ve bitkisel yağlar,

*Magnezyum: badem, ceviz, fındık, fıstık, muz, kuru baklagiller, tahıllar, yeşil yapraklı sebzeler,

*Selenyum: deniz ürünleri, et ürünleri ve sarımsak,

*Çinko: badem, ceviz, kuru baklagiller, bulgur, süt, yumurta, balık ve et.

Bu antioksidan kaynağı gıdaların mutlaka beslenme alışkanlıkları arasına katılmasını sağlamak gerekir. Örneğin; sabah kahvaltısında yumurtanın yanında maydanoz, yeşilbiber ve tam tahıllı ekmek bulunmalıdır. Ara öğünlerde ise meyvenin yanında küçük bir avuç badem ya da ceviz tüketilmelidir. Ayrıca tüketilen meyvenin yanı sıra sebzelerin de mevsimine ait olmasına özen gösterilmelidir. Çünkü her meyve ve sebze insanları içinde bulundukları mevsimin hastalıklarına karşı koruyucu içeriklere sahiptir.

Vücut performansını arttırmak için balık ve kuru baklagil yenmeli

Sonbaharda aşırı üşümelerin önüne geçebilmek ve bağışıklık sistemine destek sağlayabilmek için zencefil, zerdeçal, kekik ve karabiber gibi baharatların da kullanımına özen gösterilmelidir. Eğer bu baharatlar yemeklerde tüketilemiyorsa mutlaka çaylara eklenmelidir. Sonbaharda özellikle ara öğünlerde küçük bir avuç badem, fındık, mandalina gibi meyveler de tercih edilmelidir. Haftada 2 kere balık, 1 kere de kuru baklagil tüketerek vücut performansı arttırılabilir.

Probiyotik gıdalar beslenme alışkanlığına eklenmeli

Probiyotikler, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde büyük öneme sahiptir. Bu nedenle mevsim geçişine ve beslenmeye bağlı olarak oluşan bağırsak problemlerini en aza indirebilmek için beslenme alışkanlığı içinde muhakkak probiyotik gıdalara yer açılmalıdır. Yoğurt, kefir ve turşu önemli probiyotik kaynaklarındandır. Sütten daha fazla probiyotik içeren kefir sindirim sisteminde bulunan bakteri ve mikropların temizlenmesine katkı sağlar. Kefir ayrıca antibiyotik özelliği taşırken, yüksek kalsiyum ve magnezyum içeriği ile kemik sağlığının korunmasına destek olur.

Dikkat için düzenli beslenme ve yeterli uyku önemli

Sonbahar ayına girerken vücutta yorgunluk, halsizlik ve stres gibi çeşitli belirtiler ortaya çıkabilir. Bu dönemde yeterli uyku alınmadığında konsantrasyon ve performans düşüklüğü gibi durumlarla karşılaşılabilir. Ayrıca vücut, mevsim değişikliği döneminde enerji gereksinimi duyar. Bu enerji ihtiyacını da yiyeceklerle karşılamaya yönlenir. Fakat enerji ihtiyacını kapatmak amacıyla genellikle karbonhidratlı yiyecekler tüketilir. Böylece dengeli beslenemeyen vücudun bağışıklık sistemi zayıflar.

15-20 dakika güneşte durulmalı

Sonbahar ayı her zaman yağmurlu ve kasvetli olmuyor elbette. Güneşin yüzünü gösterdiği günlerde yazın vücudun depoladığı D vitamini seviyesini dengede tutabilmek için mutlaka güneş ışınlarından faydalanılmalıdır. Bu dönemde yalnızca yüz ve kolların ön kısımlarının en az 15-20 dakika kadar güneşlenmesi yeterli olacaktır. Küçük ama etkili bu uyarılar dikkate alınarak kontrol elden bırakılmadığında keyifli ve zinde bir mevsim geçişi sağlanabilir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*