Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Toplumun Yüzde Beşi Ayakta Uyuyor…

Toplumun Yüzde Beşi Ayakta Uyuyor…

Her yüz kişiden beşinin uykululuk hali yaşadığını, 5 trafik kazasından bu nedenle meydana geldiğini, uyku bozukluğunun bağışıklık sistemini etkilediği için kalp, damar, psikolojik çok sayıda rahatsızlığa sebep olduğunu biliyor musunuz? Tüm bunların ekonomiye yıllık kaybı ise 50 milyar dolar… ‘Uyku apnesi’ ve buna bağlı görülen ‘gündüz aşırı uykululuğu’ çoğu zaman kabullenilmeyen ya da görmezden gelinen önemli bir sorun. ‘Uyku Günü’ nedeni ile düzenlenen basın toplantısında Prof. Dr. Derya Karadeniz ve Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu tüm bu sorunlara dikkat çekerek toplumun bu konuda bilinçlendirilmesini istedi.

———————-

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nöroloji ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Derya Karadeniz ve Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi, Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu Dünya Uyku Günü’nde sosyal yaşamdan, iş yaşamına günlük hayatı olumsuz yönde etkileyen ‘Uyku apnesi’ ve buna bağlı görülen ‘gündüz aşırı uykululuğu’ hakkında bilgi verdi.

Prof. Dr. Derya Karadeniz, ‘Tıkayıcı Uyku Apnesi’ ve buna bağlı ‘Gündüz Aşırı Uykululuk Hali’ hakkında şunları söyledi:

Uykuda nefesiniz 10 saniyeden daha uzun süre kesiliyorsa…

Obstrüktif (Tıkayıcı) Uyku Apne Sendromu, uyku sırasında tekrarlayan ve nefes yolundaki daralmalar veya tıkanmalar nedeniyle soluk almada kesintiler yaratan bir hastalıktır. Uykuda nefesin kısmi kesilmesi “horlama” olarak ortaya çıkar, nefesin 10 saniye ve daha uzun süreyle kesilmesi “apne” olarak adlandırılır. Uykuda nefes kesilmelerinin sayısı saatte 5’in üstünde ise, tıkayıcı tipte uyku apnesi sendromu söz konusudur. Uyku apnesinin 3 temel bulgusu: Horlama, hastanın eşi tarafından teyit edilen apne ve gündüz aşırı uyku halidir.

Türkiye’de toplumun yaklaşık yüzde 5’inde görülmektedir ve bir milyondan fazla insanın etkilendiği bilinmektedir; ancak hastaların bu durumu bir hastalık olarak değerlendirmemesi nedeniyle tanı konma süresi 8-10 yılı bulmaktadır. Uyku apnesi en sık 40-65 yaşları arasında ve daha sıklıkla kilolu erkeklerde görülmektedir. Erkeklerde kadınlara göre 2-3 kat daha sık saptanmasına karşın menopoz sonrasında menopoz öncesi döneme göre 4 kat fazla izlenmektedir. Çocuklarda ise uyku apnesi yüzde 1-4 oranında görülür.

Uyku apnesi için risk altında mıyım?

  • Boynun kısa ve kalın oluşu ve boyun çevresinin erkeklerde 43 cm, kadınlarda 40 cm üzerinde ölçülmesi riski artıran bir faktördür.
  • Obeziteye bağlı olarak bel çevresinin erkeklerde >94 cm, kadınlarda >80 cm ölçülmesi artmış uyku apnesi riskinin göstergesidir. Uyku apnesi riski Boy Kilo Endeksi>29 olanlarda 8-12 kat artmıştır.

Gündüz uykululuk hali önemli bir belirti!

Uyku apnesi hastalarının en sık şikayeti “gündüz aşırı uyku halidir”, benzer şekilde gündüz aşırı uykululuğuna en sık sebep olan hastalık uyku apnesidir. Bu nedenle gündüz uykululuk çeken hastalar uyku apnesi açısından uzman bir hekim gözüyle değerlendirilmelidir.

Hastalar, trafik kazası açısından 6 kat, iş kazası açısından yüzde 60’dan fazla artmış risk altında yaşıyor!

Uyku sırasında tekrarlayan uyku bölünmeleri nedeniyle hastalar derin uyku evresine geçemediği için yataktan yorgun kalkar, gün boyu aşırı uyku ihtiyacı hisseder.  Oluşan aşırı uykululuk kişilerin günlük aktivitelerini de olumsuz yönde etkiler. Hastaların öğrenme becerileri, dikkatleri azalır, hafızaları ve refleksleri zayıflar. Hastalar, başlangıçta televizyon seyretmek, gazete okumak gibi pasif bir iş esnasında uyuklarken ilerleyen dönemlerde araba kullanırken bile uyuyakalıyor. Bu hastalar, trafik kazası açısından 6 kattan fazla, iş kazası açısından yüzde 60’dan fazla artmış risk altında yaşıyor. Özellikle ticari araç ve otobüs sürücülerinin uyku apnesi açısından sorgulanması ve tanı konulursa tedavi edilene kadar araç kullanmamaları önerilmelidir. Gündüz aşırı uykuluğu ülkemizde işten çıkarmalara yasal zemin oluşturabilmektedir.

Uyku apnesi hastalarında Epworth uykululuk skalası ile ‘gündüz aşırı uykululuk’ değerlendirilebilir. Maksimum skoru 24’tür ve 10 puan ve üzeri gündüz aşırı uykululuk olarak kabul edilir.

Uyku apnesi hastalarının tümünde horlama yakınması var!

Gece belirtilerinin başında horlama gelir. Horlama, nefes yollarında daralmanın bir göstergesidir. Hasta, başlangıçta zaman zaman horlarken giderek daha şiddetli ve sürekli horlamaya başlar. Uyku apnesi hastalarının hemen tümünde horlama yakınması vardır. Uykuda az sayıda hava yolu obstrüksiyonunun meydana geldiği horlama durumları basit horlama olarak tanımlanmaktadır. Hemen her gece olan horlamaya ise horlama alışkanlığı denmektedir.

Kadınlarda uyku apnesi fark edilemeyebilir!

Normal erişkin insanların yaklaşık yarısında zaman zaman, yüzde25’inde ise sürekli olarak horlama görülür. Kadınlarda uyku apnesi horlama, tanıklı apne ve gündüz uyku hali gibi klasik semptomlarının yerine uykusuzluk, kronik yorgunluk veya depresyon gibi yakınmalar ön plandadır. Bu nedenle kadınlarda uyku apnesi fark edilemeyebilir.

Hastaların doktora başvurmasındaki en önemli neden hastaların eşleri tarafından fark edilen apnedir. Gece boyunca bazen yüzlerce kez tekrarlayan apneler nedeniyle uyku bölündüğü için hasta kalitesiz bir uyku uyur.

 Başka hangi şikayetler uyku apnesini akla getirmeli?

Uyku apnesi hastalarında yukarıdaki klasik yakınmalar dışında sabah baş ağrısı, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, sinirlilik, gece terlemesi (özellikle baş ve boyun bölgesinde), gece susama, sabah ağız kuruluğu ile uyanma, gece ortaya çıkan reflü ve buna bağlı öksürük, cinsel istek azalması, iktidarsızlık, gece ortaya çıkan göğüs ağrısı, kalp ritminde bozulma, gece idrara çıkma veya altına kaçırma ve kötü rüyalar görme gibi birçok başka yakınma ve bulgu da görülebilir. Sonuç olarak, hastanın yaşam kalitesi çok bozulmuştur.  Ayrıca koroner arter hastalığı, hipertansiyon, kalp yetmezliği, kalp ritim bozukluğu, inme, hipertansiyon, diyabet, insülin direnci, metabolik sendrom gibi birçok hastalıkta uyku apnesinin sık görüldüğü, benzer şekilde uyku apneli bireylerde bu hastalıkların riskinin 2-3 kat arttığı bilinmektedir. Bu nedenle, hastalarda uyku apnesi klinik bulgularının yanı sıra eşlik eden hastalıklara ait belirtiler de gözlenebilir.

Göğüs Hastalıkları ve Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Çağlar Çuhadaroğlu da uyku apnesi tedavi yöntemlerine ve uyku apnesinin sonuçları hakkında şu bilgileri verdi:

Hastalığın şiddetinden bağımsız olarak hemen her hastaya önerilen temel yaklaşım; kilo verdirmek, alkol, sigara ve sedatif ilaç kullanımının kısıtlanması, reflüyü önleyici tedbirler ve uyku pozisyonunun ayarlanmasıdır. Şayet nefes yolunu tıkayıcı bir sorun var ise, cerrahi yöntemler ile tıkanıklığın ortadan kaldırılması da bir kısım hasta grubunda faydalıdır.

Orta ve ağır derecede uyku apneli hastalarda kullanılan PAP (pozitif hava yolu basıncı), kapalı bir yüz veya burun maskesine bağlanan bir hortum ve hava pompası ile uyku sırasında, hafif ve devamlı basınçla nefes yolunun açık kalmasını sağlayan bir cihazdır. Bu cihaz sayesinde solunum çabası azalır, apne ortadan kalkar, kandaki oksijen düzeyi artar ve eşlik eden kalp hastalıkları riski azalır. Uyku yapısındaki bu düzelmeye bağlı olarak gün içi şikayetler büyük ölçüde düzelir.

En yüksek başarı şansına sahip tedavi pozitif hava yolu basıncı (PAP) denilen yöntemdir. Hastalarda rahatlama cihaz kullanıldığı sürece devam etmektedir, cihaz kullanılmadığında hasta kendisini eski durumunda, yani horlayan, uykuda nefesi duran ve ertesi gün yorgun bir halde bulmaktadır. En etkili tedavi yöntemi olmasına karşın, PAP cihazını hastaların ancak yüzde 50’si uzun süre kullanabilmektedir. PAP cihazı önerilen hastaların ilk tepkisi “bu hastalık için ilaç tedavisi yok mudur?” olmaktadır. Hastaların bir kısmı burunda bir hortumla uyuma fikrini benimseyemediği ya da eşlerinin bunu kabul etmeyeceğini düşündüğü için PAP cihazını kullanmamaktadır. Bunun dışında bugüne dek uyku apnesi tedavisi için kabul görmüş bir ilaç tedavisi yoktur, ancak hastalığın gün içi semptomlarını ortadan kaldırmaya yönelik ilaç tedavisi seçenekleri mevcuttur.

Uyku apnesi hastasında gündüz uykululuğu var ise, araç kullanması sakıncalı değil mi?

Resmi Gazete’de yayınlanan tebliğe göre uyku apnesi şüphesi olan sürücülerden polisomnografi raporu istenmektedir. Orta veya ağır düzeyli uyku apnesi olan sürücülerin ehliyet alabilmeleri için medikal ve/veya cerrahi müdahaleler ile hastalıkları kontrol altında tutulmalı veya sürekli PAP cihazı kullanmalıdır. Bu hastalar yıllık kontrol edilmelidir ve koşulları sağlamadıkları takdirde ‘sürücü olur raporu’ verilmemekte veya verilmiş olan sürücü belgesi geri alınmaktadır.

Uyku apnesi maluliyet sebebi midir?

Özürlülük oranı üç bölümde ele alınır: hafif özürlülük yüzde 5, orta özürlülük yüzde 10, ağır özürlülük yüzde 35’dir. Özür oranı yüzde 40 ve üzeri olgular, özürlülere ait haklardan yararlanabilir.

Uluslararası uyku bozuklukları sınıflamasına göre özürlülük oranı uykuda solunum bozukluklarında yüzde 35 olarak değerlendirilir. Ülkemizde ise ileri derecede uyku apnesi olup PAP tedavisini tolere edemeyen veya yeterli uyumu sağlayamadığı tıbben gösterilmiş hastalar, yüzde 35’e kadar maluliyet alabilmektedir.

Uyku apnesi için hangi hekime başvurulmalı?

Türkiye’de uyku apnesi tanısı, polisomnografi tetkiki yapılmasını gerektiriyor ve bu tetkik yalnızca uyku laboratuvarlarında yapılıyor. Nöroloji, göğüs hastalıkları ve psikiyatri uyku bozuklukları için başvurulması gereken temel branşlardır.

*Yatağında uykuya dalamama

*Sık uyanma

*Erken uyanma

*Gece terleme

*Gece tuvalete kalkma

*Sabah yorgun kalkma

*Gündüz uykulu olma

*Konsantre bozukluğu

*Kilo alma

*Cinsel isteksizlik

Yukarıda belirtilen durumlar haftanın üç günü ve üç ay devam ederse uyku sorunu nedeniyle uzmana başvurmak gereklidir.

 

Sağlıklı uyku için yapılması gerekenler;

* Yer ve mekan önemlidir.

* Ergenlikten itibaren 6-8 saat uyumak

* Uykusu geldiğinde yatağa gidilmeli çünkü yatak sadece uyku içindir…

* Yatmadan üç saat önce yemek işi bitmelidir…

* Aynı saatte uyanmak önemlidir

* Gündüz yeterli zihinsel ve bedensel aktivite yapılmalıdır

* Demir eksikliği uyku kalitesini bozar…

Uykusuzluk şişmanlık ve cinsel aktivite bozukluğuna sebep olur. Uykuda iken seks ve büyüme hormonun yüzde 80’i salgılanır. Uykusuzluk hormonel dengesizliği oluşturduğu için yağlanma ve şişmanlık oluşur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*