Anasayfa / Genel Sağlık Bilgileri / Uyku Apnesi Ciddi bir Hastalık!

Uyku Apnesi Ciddi bir Hastalık!

Paylaş

En sık görülen uyku bozukluklarından olan uyku apnesi ortalama olarak yetişkin erkeklerin yüzde 10-15’i, kadınların yüzde 5-10’nu etkilemektedir. Çocuklar dahil hemen her yaş grubunda gözükmekle birlikte özellikle 40 yaş üstünde artış gösterir. Tedavi edilmediği takdirde ölüme kadar gidebilen çok ciddi sağlık problemlerine yol açar.

Prof. Dr.Serhat Fındık

Gögüs Hastalıkları Uzmanı

Apne en az 10 saniye süre ile solunumun durmasıdır. Uyku apnesi de uyku sırasında solunumun durması anlamındadır. Uyku apnesi santral ve tıkayıcı (obstrüktif) olmak üzere iki tiptir. Özellikle obstrüktif uyku apnesi çok daha sık görülür. Santral tipte daha çok beyin ve beyin sapı, solunum merkezi, ile ilgili bozukluklar ön planda iken, obstrüktif tipte, ağız boşluğu-dil arkası-yutak başlangıcındaki  yumuşak damak, küçük dil, bademcikler, geniz eti ve dilin sarkarak nefes yolunu tıkaması söz konusudur. Risk erkeklerde kadınlardan iki-üç kat daha fazladır. Menapoz döneminde kadınlarda görülme sıklığı artar.

-Obezite; en önemli risk faktörüdür, özellikle vücut kitle indeksi 40’ın üzerinde olan insanlarda  risk çok yüksektir. Ancak obez olmayanlarda da uyku apnesinin görülebileceği unutulmamalıdır.

Fiziksel özellikler; kısa boyun, belirgin gıdı, çene kemiği ve yüze ait şekil bozukluklarında risk artar.

-Alışkanlıklar; alkol ve sigara kullanımı ile bire bir ilişkilidir.

Uyku apnesine neden olan hastalıklar nelerdir ?

Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, astım ve koah gibi kronik akciğer hastalıkları, guatr, felç ve polikistik over sendromu. Özellikle çocuklarda bademcik aşırı büyümesi ve geniz eti.

Uyku apnesinin belirtileri nelerdir ?

Şiddetli horlama, uykuda solunum durması (hasta kendisi hatırlamaz, yakınları fark eder), boğulma hissi ile sık sık uykudan uyanma, sabah yorgun kalkma, gece sık sık uyanma nedeni ile uykusuzluk, gün boyu uyuklama hali, sabah baş ağrısı, kabus görme, bilişsel işlevlerde azalma, konsantrasyon kaybı, iş performansında azalma belli başlı belirtilerdir.

Uyku apnesinin teşhisi nasıl konulur ?

Günümüzde en geçerli teşhis yöntemi polisomnografi’dir. Polisomnografi hastanın bir gece boyunca hastanede yatırılması ve bağlanan çeşitli elektrot ve aparatlarla uyku boyunca kamera altında gözlenmesi ve kayıt edilmesidir. Bu çalışma neticesinde beyin dalgaları, göz hareketleri, kalbin çalışması, ritmi ve hızı, göğüs, karın ve bacak hareketleri, solunum sayısı ve derinliği, kandaki oksijen düzeyi, ses kaydı, horlama için, uyku pozisyonu, uyanma sıklığı ve boyun kasları hakkında kesin bilgiler elde edilir. Uyku apnesinin varlığı, derecesi ortaya konduğunda ikinci gece uyku çalışmasına geçilir. Bu CiPAP titrasyon çalışması olarak adlandırılır. Bu çalışmada tedavinin ön bir denemesi yapılmış olunur ki tespit edilen tedavi yaklaşımı ve şekli ile yüz güldürücü sonuçlar alınsın.

Uyku apnesinin tedavisi nasıldır ?

CiPAP (“continious positive airway pressure”) tedavisi uyku apnesinin günümüzde en etkin tedavi şeklidir. Bu tedavide ağız/burun maskesi aracılığı ile ortam havası pozitif bir basınç ile uygulanır. Neticede bu hava akımı sarkarak hava geçişini önleyen dokuların (bademcik,geniz eti,yumuşak damak, küçük dil vb) dirileşip sağlıklı ve normal hale gelmesini sağlar. Bu tedavinin herhangi bir ciddi yan tesiri bulunmamaktadır. Hastalar ilk dönemde, yaklaşık ilk 10 gün, tedaviye adaptasyonda sıkıntı yaşayabilirler, ancak sonrasında bu sorun aşılır.

Tedavi süresi hayat boyu değildir. Tamamen hastanın tedaviye verdiği yanıt ile doğrudan ilişkilidir. Bununla birlikte ortalama 6 ay  minimum tedavi süresi vardır.

Obez hastalarda zayıflama da tedavinin etkinliği açısından oldukça önemlidir, uygulanan CiPAP tedavisi ile hastaların daha kolay kilo verdikleri de bilinmelidir.

Tedavi edilmezse hangi sağlık problemlerine yol açar ?

Uyku apnesi tedavi edilmediği takdirde ölüme kadar gidebilen çok ciddi sağlık problemlerine yol açar. Bunlar arasında yüksek tansiyon, kalp ritim bozuklukları, pulmoner hipertansiyon (akciğerlerin yüksek tansiyonu), kalp yetmezliği, inme/felç, insülin direnci, karaciğer yağlanması, obezite, metabolik sendrom ve şeker hastalığı sayılabilir. Bu hastalar vücut dirençleri de düşük olduğu için kolaylıkla mikrobik hastalıklara yakalanır ve diğer insanlara oranla daha sık doktora başvurup daha fazla süre ile hastaneye yatarlar.

Uyku apneli hastaların ameliyatları daha ağır geçebilmekte ve özellikle ameliyat sonrası erken dönemde solunum sistemi ve kalp ile ilgili ciddi sorunlar yaşayabilmektedir.

Gün içinde uyuklama, konsantrasyon güçlüğü, dalgınlık, bilişsel işlevlerde azalma ve yorgunluk sonucunda iş performasında azalma/yetersizlik ve başarısızlık görülür. Araba kullanırken trafik kazası geçirme riski önemli derecede yükselir.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*