Anasayfa / Manşet / Yaşlı Depresyonunun Teşhisi Zor!

Yaşlı Depresyonunun Teşhisi Zor!

Paylaş

Her yaşta görülebilen depresyonun yaşlılarda da görülebildiğini belirten uzmanlar, keyifsiz, neşesiz, mutsuz, durgun olmanın normal karşılanması yaşlı depresyonunun daha zor teşhis edilmesi konusuna dikkat çekiyor.

Yrd. Doç. Dr. Oğuz Tan

Psikiyatri Uzmanı

İhtiyar depresyonun önemli bir özelliği, yaşlıların bütün hastalıklarında olduğu gibi, bakımının zor olmasıdır. İhtiyar depresyonu aileden başka insanların, bakıcıların, profesyonel sağlık mensuplarının çok zaman ve efor harcamasını gerektirir. Dolayısıyla ekonomik açıdan da pahalıya mal olur. Depresyon fiziki hastalıkları alevlendirir. Yaşlılarda aynı anda birden fazla hastalık vardır genellikle. Bir de depresyon eklenince yaşlı insanın sağlığı iyice bozulur.

Bedensel şikayetler öne çıkıyor

Önemine rağmen ihtiyarlarda depresyon teşhisi az konur. Bunun sebeplerinden biri, yaşlıların keyifsiz, neşesiz, mutsuz, durgun olmasının normal karşılanmasıdır. Diğer bir sebep de yaşlı depresyonunda bedensel şikayetlerin ön planda olmasıdır. Yaşlılar genellikle psikolojik durumlarından bahsetmez hatta psikolojik durumları sorulduğunda cevap vermez (veya lafı eveleyip gevelerler). Ancak baş ağrısı, eklem sızlaması, nefes darlığı, göğüs sıkışması, iki adım attıklarında yorulma, bağırsaklarının gazla dolu olduğundan yakınıp dururlar. Sonuçta Amerika’da bile depresyonu olan yaşlıların yüzde 55’i tedavi görmez.

Fiziki şikâyet ve hastalıklarla depresyon çok zaman öylesine iç içe girer ki, başlanan bir antidepresan ilaç iyi sonuç verdikten sonra ‘Demek ki hasta depresyondaymış’ denir.

Depresyon, sosyal fonksiyonu (hastanın dışarı çıkması, insan içine girmesi, topluma karışması, akrabaları ve arkadaşlarıyla görüşmesi, konuşmalara normal biçimde katılması vs.) akciğer, eklem, şeker ve yüksek tansiyon hastalığından daha çok bozar. Fiziki fonksiyonu ise (bedeni taşıyabilme, ev içinde veya dışında hareket edebilme, günlük işlerini yardımsız yürütebilme vs.) eklem, şeker ve yüksek tansiyondan daha çok bozar. Depresyon tedavi edildiğinde bütün bu bedensel hastalıkların verdiği acı azalır, hareketlilik artar, tedavi maliyeti düşer.

Depresyonu olanlar iki kat fazla doktora gider…

Depresyona giren kişiler kendilerini daha ‘hasta’ algılar. Çok fazla doktora gidenlerin dörtte üçünde ciddi depresyon vardır. Depresyonu olanlar, diğerlerine göre iki kat daha fazla doktora giderler, hastaneye yatırıldıklarında iki kat daha uzun süre yatar. Depresyonu da olan fiziki hastalar, mesela kronik akciğer, şeker, eklem yüksek tansiyon hastalarıyla karşılaştırıldığında, hastane yataklarını daha uzun süre işgal eder. Günde beş çeşitten fazla ilaç kullananların yüzde 65’i depresyon hastasıdır (depresyonu olmayanların sadece yüzde 35’i günde beş çeşitten fazla ilaç kullanır). Fiziki hastalığı olanlarda depresyon da varsa bu kişilerin sağlık harcaması aynı şiddette fiziki hastalığı olan ama depresyona girmemiş kişilerle kıyaslandığında iki kat daha yüksektir.

Hangi yaşlılar depresyona yatkındır?

Kadın, dul, fakir, sosyal konumu düşük, üzücü ve beklenmedik olaylar yaşayanlar depresyona daha yatkındır. Genel sağlık durumunun kötü olması da depresyonu tetikler. Beyin ve hormon hastalıkları, kronik bronşit ve amfizem, kalp krizleri, kanserler depresyona girme riskini oldukça arttırır. Depresyon oranı genç erişkinlere kıyasla yaşlılarda düşüktür ama genel tıbbi durumu kötü veya hastaneye yatırılmış olanlarda çok yüksektir.

Yaşlılarda depresyon sebepleri

Genç erişkinler için geçerli olan depresyon sebepleri yaşlılar için de aynen geçerlidir: beyin kimyasında bozulma (serotonin, adrenalin, dopamin maddelerinin salgısında azalma), olumsuz düşünce yapısı (mükemmeliyetçilik, kendine güvensizlik, karamsarlık gibi), bazı kişilik özelikleri…

Yaşlılarda özellikle beyin damar hastalıklarına bağlı depresyon dikkate alınmalıdır. Beyin damarlarında tıkanma veya beyin kanaması sonucu dışarıdan bakıldığında görülen sadece felçtir ama bu hastaların önemli bir bölümü depresyona da girer. Aynı şiddette sakatlığa yol açan başka hastalık, felç kadar depresyona yol açmaz. Çünkü felçlerde hasta organ aynı zamanda duygu ve düşüncelerimizin de merkezi olan beyindir. Bazen beyinde küçük küçük bir sürü damar tıkanıklığı olur; bu hastalarda herhangi bir felç veya sakatlık ortaya çıkmaz ama yine de depresyona girer.

Beyin tomografisi veya MR’ı çekilip de beyninde küçülme (atrofi) görülen hastalar da depresyona yatkındır. Beyni küçülmüş yaşlıların bir kısmı uzun ve sağlıklı bir hayat yaşar ama bir kısmında ileride bunama gelişir. Bunamalar da (mesela Alzheimer hastalığı) yaşlı depresyonunun önemli sebeplerinden biridir. Hastaya en çok acı veren durum, bunamanın kendisinden çok depresyondur. Hasta yakınları da genellikle unutkanlığı kabullenir ama depresyondan dolayı çok zahmet çeker.

Bazen bunama unutkanlıkla değil doğrudan doğruya depresyon belirtileriyle ortaya çıkar. Bazen de depresyon o kadar şiddetli unutkanlığa yol açar ki, hastanın bunadığı sanılır (bu tür depresyona yalancı bunama veya psödodemans denir).

Bunamayla depresyonun birbirinden ayrılması önemlidir; çünkü bunama giderek ilerleyen, depresyon ise tedavi edilebilen bir hastalıktır. Parkinson hastalığı hem depresyona hem bunamaya sebep olabilen bir beyin hastalığıdır. Hareketlerde yavaşlama ve titremeyle ortaya çıkar. Yaş ilerledikçe daha sık görülür.

Paylaş

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

Araç çubuğuna atla