100 Anneden 10’u Çocuğuna “Bağımlı!”

13.05.2013
42
100 Anneden 10’u Çocuğuna “Bağımlı!”

Annenin bağımlılığı, çocuğun gelişimini olumsuz etkiliyor. Bu çocuklar yetişkin olduklarında karşı cinsle sağlıklı ilişki kuramamak, iş ve özel yaşamda sorumluluk almakta güçlük çekmek ve stresle başa çıkamamak gibi önemli sorunlar yaşabiliyorlar! Araştırmalar her yüz anneden onunda, çocuğa bağlılık değil, bağımlılık geliştiğini gösteriyor.

Prof. Dr. Kültegin Ögel

Psikiyatri Uzmanı

Anne ile çocukları arasındaki duygusal bağın çok özel olduğunu biliriz. Peki, bu bağ, bağımlılığa dönüşür mü? Annelik zor ve zevkli bir iş. Annelik bir sorumluluk. Annelik sorumluluktan kaynaklanan bir kaygılar bütünü. Bu kaygılar da iyi anne olmayı sağlıyor. Her açıdan sağlıklı bir çocuk için annenin kaygı taşıması önemli. Kaygısız bir anne, çocuğuna yardımcı olamaz, onu geliştiremez. “Ancak her şeyin azı karar, çoğu zarar.” Aşırı korumacı anneler, bir anlamda çocuklarına bağımlı anneler. Kaygının dozu artınca da çocuğa yarar yerine zarar getiriyor. Annenin kontrolden çıkan kaygısı, çocuğun aşırı kontrolünü doğuruyor. Aşırı kontrol de çocuğun gelişimini engelliyor.

Her 100 anneden 10’u çocuğuna bağımlı

Yapılan araştırmalar her 100 anneden 10’unun çocuklarına bağımlı olduğunun gösteriyor. Bu oldukça yüksek bir rakam. Bağımlı annelerin her şeyi, çocukları. Biraz da eşleri ve işleri. Ancak kendileri yoklar. Kendilerini yok edip, her şeylerini çocuklarına veriyorlar. Kendi hayatına önem vermemek, çocuktan sonra hobileri yapmamak, çocuğunun her hareketini takip etmek ve sadece onu düşünmek bu tür annelerde sık karşılaşılan belirtiler. Örneğin iş hayatındaki annelerde işten soğuma ve tahammül eksikliği başlıyor. Çünkü annenin aklı işte değil, çocukta oluyor. Fedakarlık iyi, ancak kendini yok etmediğin sürece.

Anne depresyona giriyor, çocuğunu suçlamaya başlıyor

Çocuğuna bağımlılık nedeniyle kendi için hiçbir şey yapmayan annelerde depresyonun sık görülür. Depresyondaki anne zamanla çocuğuna kötü davranmaya başlıyor. “Hiç tahammülüm kalmadı!” sık duyduğumuz bir yakınmayı oluşturur.

Anne kendini yok ederse, çocuğu da yok olmaya başlıyor

Çocuklarına bağımlı anneler kendilerini yok ettikleri için bir süre sonra çocuklarına da katkıları olmamaya başlar. Anne kendini yok ederse, kendini adadığı çocuk da yok olmaya başlıyor. Öyle k çocuklarına bağımlı annelerin çocuklarında bireyleşememe oranı yüzde 54 oranında. Yani bu çocukların yarısı birey olamıyor! Çocuk gelişemiyor, kendi benliğini oluşturamıyor. Bunun sonucu anne yakınmaya başlıyor ” ama hiç sorumluluk almıyor”. Oysa sorumluluk alınmaz, verilir.”

Yetişkin olduklarında karşı cinsle sağlıklı ilişki kuramıyorlar

Bağımlı annelerin çocukları yetişkin oldukları dönemde tek başlarına karar almakta, sorumluluklarını üstlenmekte zorlanıyorlar. Kabahati başkalarına atıyor, çatışma çözme ve stresle başa çıkmakta güçlük çekiyorlar. Bağımlı annelerin çocukları karşı cinsle sağlıklı ilişki kurmaları da zorlaşır. Çocuk ilişkisinde annesini de sürekli düşünmek zorunda kalıyor. Çünkü anne sürekli onu düşünüyor. Bu durumda eş ihmal ediliyor. Bunun sonucunda aile içinde sorun yaşanıyor. Çocuğun evliliği kötüye gidince anne çocuğu için daha fazla kaygı duyuyor. İyi niyetle başlayan koruma çabası, çocuğu ve anneyi uçuruma doğru götürüyor.

Gaz maskesini önce kendinize takın!

Anne değişmedikçe çocuğu da değişmez. Önce ilk adımı anne atmalı. Çocuk için ‘şöyle yapsa, böyle yapsa…’ diyen anneler için benim söylediğim tek şey var: Siz değişmeye hazır mısınız? “Ben değişmeyeceğim, o değişsin” demek sorunu çözmüyor. Anne önce kendisine zaman ayıracak. Kendi için bir şeyler yapacak. Hobiler edinecek, arkadaşlarıyla görüşecek. Bu anneler; örneğin çocukları yurtdışında okumaya gittiği zaman büyük sıkıntı yaşarlar. Çünkü hayatları bomboş kalır. Annelerin işte böyle bir durumu hayal edip, yaşantılarını ona göre planlamaya çalışması yararlı olabilir. Temel kural: gaz maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takın.

Çocuğu kontrol etmek yerine, kendi kaygınızı kontrol edin

Kendi kaygısını kontrol edemeyen anne, çocuğunun kendisini kontrol etmesini beklemeyecek. Kaygı aslında çocuktan kaynaklanmıyor. Annenin kendisinden kaynaklanıyor. Annenin kaygısı arttıkça, zaman içinde çocuk tüm sorumluluğu anneye veriyor. Çocuk neden sorumluluk alsın ki? Anne zaten onun yerine sorumluluğu alıyor. Durum böyle olunca, annenin kaygısı daha da artıyor. Kaygının yokluğunun da olumsuz etkilerini düşünecek olursak, o zaman en iyisi: çocuğunuzu kontrol etmek yerine kaygınızı kontrol etmek! Ve, sorumluluğu çocuğunuza vermeye alışmak.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.