Çocuğunuz Kekemeyse Kendiniz Düzeltmeye Kalkışmayın

17.10.2012
47
Çocuğunuz Kekemeyse Kendiniz Düzeltmeye Kalkışmayın

En yüksek görülme oranı 2 ila 7 yaş arası olan kekemeliğin şiddeti çocuğun sosyalleşmesiyle birlikte artar. Nedeni henüz bilinmeyen hastalığa erkek çocuklarda kızlara oranla dört kat daha fazla rastlanır ve yüz çocuktan beşinde görülme ihtimali vardır.

Psikolog Leyla Arslan

Heyecanla birlikte belirginleşen kekemelik bu çocukların en az yüzde 20’sinde devam eder;  genellikle giderek şiddetlenir ve ergenlik döneminden sonra da düzelmezse yaşam boyu sürer.  Aile kendince çocuğu düzeltmeye kalkışmamalı, erken dönemde bir uzmana başvurmalıdır.

Konuşma bozukluklarının başında gelen kekemelik; konuşma esnasında akıcılığı bozan duraklama, bazı ses ve sözcükleri tekrarlama ya da bir heceyi uzatarak söyleme ile kendini gösteren bir bozukluktur. Çocukların 2.5-3 yaşları arasında düşünce hızları ile psiko-motor gelişimleri birbirine paraleldir. Ancak bazen bozukluklar olabilir. Eğer bir gelişim diğerine göre daha hızlı olursa gelişimsel ritim bozuklukları ortaya çıkar. Konuşma ve düşünme arasındaki kopukluk sonucunda kararsızlık, duraklama, uzatma, kelimeyi anlayamama gibi durumlar oluşur. Ancak bu gerçek bir kekemelik değildir. Gerçek kekemelik, çocuk belli bir yaşa kadar düzgün konuşurken yavaş yavaş ya da birdenbire ortaya çıkan konuşma bozukluğudur. İlk heceleri çıkarmakta zorlanan çocuk sıkılır, kızarır; el-kol, kaş-göz veya baş hareketleri yapar. Çocuktan çocuğa farklılıklar gösterirse de kekemelikte belli kelimelerde, bazen de ilk kelimede takılma olur. Bu durum gelişimsel ritim bozukluğunun da göstergesidir. Süreç 6 aydan fazla ya da 5 yaşından sonraya uzamaya başlar ve ünlü sesler -e, a ,u gibi – uzatılırsa kekemelik tanısı konur; ama aşamaları olduğu da unutulmamalıdır. Önce kararsızlık şeklinde ortaya çıkar, aile üzerine düşüp düzeltmeye çalışırsa bu kez yerleşir. Konuşma kaygısı olan çocuk konuşamayacağına inandığı için daha çabuk konuşmak amacıyla el ve ayak hareketleri ekler. Konuşma artık üçüncü duruma dönüştüğünde gerçek kekemelik tanısı konur. Gerçek kekemelikte psiko-motor hareketlerinde artış, azalma, el-ayak çırpma, baş-omuz atma, ses çıkaramama aşamaları vardır. İlk iki aşamada çocuklar kolayca düzelebilir; ancak anne-baba kendince çocuğu düzeltmeye çalışmamalıdır. 3 yaşında bir çocuğa uygulanan tedavide konuşma bozukluğunun adını koymaksızın, terapi bile yapmadan, daha çok düşük ritimli konuşma yoluyla olay kontrol altına alınabilecekken ergenlik çağında çok daha detaylı bir tedavi gerekir.

Erken Tedavi Çözüm Getirir
Dil taklit ve model olarak öğrenilir. Çocuk annenin iki yaşına kadar bir parçası gibidir. Doğum sonrası annenin yaşadığı depresyon çocuğun konuşmasını etkileyebilir. Annenin kararsızlık, yetersizlik ve isteksizliklerinin etkisini konuşmasında taşıyabilir. Çocuğun konuşmasındaki ses vurgusu annenin onunla ilk konuşmasındaki etkisi ile kendini gösterir.
Unutmamak gerekir ki kuş uçar, insan konuşur; bu doğuştan gelen bir yetenektir. Bunu bilinçsizce düzeltmeye çalışmak yanlıştır. Tavırlar doğru ve  bilinçli olmalı, yerleştirici ve kaygı verici olmamalıdır. Bazı çocuklar özrü kabul etmeden düzeltir. Çocuğa asla ‘düzgün konuşsana’ denmemelidir. Çocuğun 2.5- 3 yaşına kadar konuşması dikkatlice izlenmeli, bir bozukluk hissedildiğinde kesinlikle uzmana başvurulmalı, aile tarafından kendi başına düzeltmeye çalışılmamalıdır. Bunun üzerine gitmek daha büyük hatalara neden olur. Genellikle 5 yaşından önceki tüm konuşma bozuklukları doğru müdahale ile iyileşir. Yüzde 20 oranında kalıcı olabilir. bu durum terapiyle düzelebilir. Düzelmeyen konuşma bozukluğu ancak ileri düzeyde zihinsel engelli, psiko-motorla ilgili olarak kas kontrolünü sağlayamayacak bir engeli olan, damak yarıklıklarında ameliyat geçirenlerde kalıcı olabilir. Çok çeşitli kekemelik vardır ve hiçbiri birbirine benzemez. Bazı kekemelikler 3-4 seansta bitebilir ama 6 ayda bir tekrar görüşmeler devam eder. Çok yönlü tedavi yoluyla nörolog, psikolog, öğretmen, aile hepsi birlikte ortaklaşa tedavi sürecini başarılı kılabilir. Tedavinin şekli ve süresi hastanın yaşına ve kekemeliğin şiddetine göre değişiyor. Bir tedavi şekli akıcı konuşmayı sağlamaya yönelikken, diğeri kekemeliği ortadan kaldırmayı hedefler. Ancak tam bir iyileşme hiçbir zaman sağlanamaz. Kişi heyecanlandığında, sinirlendiğinde kekemelik tekrarlayabilir. Kekemeler çoğunlukla zeki olur, içten içe kaygılarını yenmeye çalışırlar; sosyal fobileri baskındır ve yeteneklerini gizleyebilirler.

Kekemeliğin artış gösterdiği bazı özel durumlar:
• Çocuk aşırı baskı, heyecan ve sıkıntı altındayken,
• Telefonda konuşurken,
• Yabancı veya önemli bir kişiyle konuşurken,
• Kalabalığın karşısında konuşurken,
• Uykusuz veya yorgunken sıklıkla kekeler.
Bazı çocuklar odasında tek başına şarkı söylerken, telefonda arkadaşıyla konuşurken veya kitap okurken kekelemezler.

AİLENİN BEKLENTİLERİ ÇOCUĞU KEKEME YAPABİLİR
Çoğunlukla kekeme çocukların anne babasında depresyon veya  mükemmeliyetçilik eğilimi vardır. Aileler genellikle baskıcı, kuralcı, aşırı titiz ve beklentileri yüksektir. Çocuğu küçük bir yanlışında ikaz eder, kibar ve düzgün konuşmasına aşırı önem verirler. Çocuk yanlışlarında eleştirilir, uyarı alır, arkadaşlarıyla kıyaslanır. Kendisinden düzgün konuşma beklendiği için de nerede, ne zaman, neyi, nasıl söyleyeceğini iyice hesap etmek, tartmak zorunda olduğunu düşünerek yanlış bir şey söylemekten korkar. Bu korku duraksamasına ve iç çatışma yaşamasına yol açar. Kekemelik, bu iç çatışmanın dile yansımasıdır. Kendine güvenini kaybeden çocuğun sosyal gelişimi aksar. Aşırı titiz anne babalar erken davranıp psikolojik yardım aldığı ve tutumunu değiştirdiği zaman kekemelik kısa zamanda düzelir.

KEKEMELİĞİ TETİKLEYEN OLAYLAR
Çocuğun hayatında aniden gerçekleşen yangın, sel, deprem, tüp patlaması, trafik kazası, kanlı bir kavgaya şahit olması, ameliyat geçirmesi, aile üyelerinden birinin ölmesi, boşanma veya anne babanın sürekli kavga etmesi, birbirlerini boşamakla ya da öldürmekle tehdit etmesi gibi travmaya yol açan olaylar kekemeliğe sebep olabilir. Bu durumda profesyonel terapi yoluyla çocuğu korkusuyla yüzleştirmek, korkuyu yenmesi için cesaretlendirmek gerekir. Çocuğun kişisel terapiye alınması kekemeliği yenmesine yetmez. Ailenin de terapiye alınması, çocuğa karşı nasıl davranmaları gerektiğinin anlatılması gerekir. Terapiden iyi sonuç alınması için çocukla yakın ilişkide olan kimselerin de bilgilendirilmesi ve tedaviye yardımcı olmalarının sağlanması gerekir.

Aile terapisinde dikkat edilmesi gereken noktalar:
• Aşırı baskıcı, kuralcı ve mükemmeliyetçi tutumlardan vazgeçilmeli
• Çocuk kardeşleriyle ve başkalarıyla kıyaslanmamalı
• Başkalarının yanında azarlanmamalı, küçük düşürülmemeli, kekemeliğinden söz edilmemeli
• Çocuk konuşurken konuşması düzeltilmemeli
• Kekelediği zaman alay edilmemeli, küçük düşürücü sözlerden kaçınmalı
• Konuşması taklit edilmemeli, başkalarının da taklit etmesine izin verilmemeli
• Özgüvenini güçlendirmek için olumlu davranışları övülmeli, küçük sorumluluklar verilerek başarısı onaylanmalı
• Heyecanlandığı durumlarda dikkati başka tarafa çekilerek sakinleşmesi sağlanmalı
• Çocuğu dinlerken göz temasından kaçınılmalı, sabırsız ve sinirli davranışlarda bulunulmamalı.
Bazı anne babalar, psikoloğun bu tavsiyelerini yerine getirmeye çalışırken farkında olmadan bir başka aşırılığa düşer ve onu hiç üzmemeye, her isteğini yerine getirmeye, her yaramazlığına katlanmaya çalışırlar. Üzerinden her türlü disiplinin kalktığını gören çocuk kısa zamanda bu durumdan faydalanmayı öğrenir. Terapiden amaç, adaletli ve mantıklı bir disiplinden vazgeçmeden çocuk üzerindeki kekemeliğe yol açan aşırı baskı ve korkuları gidermek; ona sevildiğini hissettirerek kendine güvenmesini sağlamaktır.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.