Çocuğunuzu Aşırı Sevgi Ve Şefkatinizden Koruyun

17.10.2012
25
Çocuğunuzu Aşırı Sevgi Ve Şefkatinizden Koruyun

Anneler bebeklerini kucaklarına ilk aldıkları andan itibaren, onları bırakmak istemezler. Bebek içinde bu geçerlidir. Anne ile daha ilk günlerde oluşan ten teması bebeğin gelişiminin ilk adımlarını oluşturur.

Hande Sinirlioğlu Ertaş      Çocuk-Ergen Psikologu

Hayatın ilk yılında bebeğin psikososyal görevi, güvenmeyi öğrenmektir. Bebekle annesi arasındaki ilişkiden doğan güven duygusu, insanın ileride kuracağı kişiler arası ilişkilerin temelini oluşturur. Ancak ülkemizde, geleneksel aile modelinde en sık başvurulan disiplin şekli olan “ Aşırı koruyucu ve kollayıcı tutum” sonucunda çocuğa gösterilen aşırı sevgi ve şefkat “Ayrılma Kaygısı Bozukluğu” oluşumuna zemin hazırlar. Bu çocuklar okula gittiklerinde, ayrı ortam kaldıklarında sıkıntıları artar, anne babalarından ayrı uyumak istemez, ayrılacakları zaman karın veya baş ağrısı gibi belirtiler gösterebilirler. Bu durumda mutlaka bir uzmana başvurmak gerekir…
Çocukluğun özellikle ilk iki yılında anne veya çocuğun bağlandığı kişi ile birlikteliği çok önemlidir. Çocuğun gelişiminde anneyi kaybetme korkusu bu yıllarda doğal olarak oluşur. Ancak bireyselleşme ve sosyalleşme süreci ile birlikte artık çocuğumuz bizden uzaklaşmaya, bizim yanımızda değilken dahi kendi kişiliğini göstermeye başlar.
Çocuğun ilk altı yıl çok yönlü bir gelişim gösterdiğini anne-baba takip edebilir. Fiziksel ve motor gelişim yanısıra çocuğun sözcük dağarcığı hızla artar, yetenekleri ve öğrenme düzeyi şekillenir, bireyselleşme ve sosyal çevrede varlık gösterme süreci başlar. Bu çok yönlü gelişimin önemli bir kısmı ailelerin tutumları ile de desteklenir ve şekillenir ama kimi zaman da olumsuz yönde etkilenebilir.
Okul çağına gelmiş çocuklar üzerinde yapılan araştırmalar anne babaların çocuk eğitirken beş ayrı tutum izlediklerini gösteriyor.
1. Aşırı baskıya dayanan otoriter tutum.
2. Aşırı serbestliğe dayanan çocuk-merkezli tutum.
3. Dengesiz, tutarsız ve sorumsuz tutum.
4. Aşırı koruyucu ve kollayıcı tutum.
5. Sevgiye dayalı, güven verici, hoşgörülü tutum.
Aşırı koruyucu tutumda anne babalar çocuklarını sevgi ve şefkatle örülü bir altın kafeste yetiştirirler. Çocuk adına bütün sorumluluğu anne-baba üstlenir. Çocuk için neyin doğru neyin yanlış olduğuna onlar karar verir. Saç şeklinden giydiği elbiseye kadar, anne ve babanın tercihi söz konusudur. Daha çok anne-çocuk ilişkisinde görülen bu aşırı koruyuculuk kimi zaman ömür boyu devam eder. Çocuk çatal kaşık kullanacak yaşa geldiği halde anne onu kendi eliyle beslemeyi tercih eder. Tuvaletini anne yaptırır, anne giydirir, ayakkabı bağlarını dahi anne bağlar. Mikrop kapmasın diye kaynatılmış su içiren, sokağa çıkmasına ve arkadaş edinmesine izin vermeyen, okul çağına geldiği halde çocukla aynı yatağı paylaşan anne örnekleri az değildir. Bu anneler çocuğa sevgi verdiklerini, onu koruduklarını sanırlar; gerçekte çocuğu kendilerine bağımlı hâle getirdiklerini fark edemezler. Aşırı koruyup kollanan çocuklarda bu durumun olumsuz etkileri genellikle çocuğun anneden uzaklaşması gereken ilk evre olan okullaşma sürecinde belirginleşir. Özellikle ayrılma kaygısı, okul korkusu ile ortaya çıkabilir. Okula başlayan çocuk, sınıf ortamına alışamaz, arkadaş edinemez. Okulun ilk günlerinde annelerinin eteğine yapışıp bırakmayan, onlarla aynı sırada oturmakta ısrar eden çocuk örnekleri görürsünüz. Bunlar annelerine bağımlı hâle gelmiş, annelerinden ayrılma kaygısı yaşayan çocuklardır. 
Ayrılma Kaygısı Bozukluğu
Bu durumda çocuk ebeveynlerinden ayrıldığı zaman aşırı derecede kaygılı ve sıkıntılı gözükür, ağlamaklı halleri olabilir. Evden ayrıldıklarında sevdiklerinin başına zarar geleceğine inanır. Sık sık irtibat kurmak istedikleri için sevdiklerinden ve evlerinden ayrılmak, anne babadan ayrı bir şekilde herhangi bir  sosyal ortamda bulunmak, yalnız başlarına kalmayı istemezler. Okula gittiklerinde veya başka ayrı ortamlarda sıkıntıları artar. Annelerini gölge gibi takip etmeyi arzularlar. Uyku zamanı zorlanır , anne babalarından ayrı uyumak istemez, gece onların başına gelebilecek kötü şeylerle alakalı kabus görebilirler. Herhangi bir şekilde ayrılacakları zaman karın ağrısı, baş ağrısı gibi belirtileri gösterebilirler.
Zeka ve eğitimi etkilemez
Ayrılma anksiyetesi bozukluğu nadir değildir; çocukların ve genç ergenlerin ortalama yüzde 4’ünde bu bozukluğa rastlanmaktadır. Ayrılma anksiyetesi semptomları, kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla daha sık gözlenir. Erkek ve kız çocukları eşit olarak etkilenir. Bu durum en sık erken çocukluk yıllarında gözlemlenir. Zeka ve eğitim başarısı ile ilişkili değildir. Tek çocuk olma veya kardeşleri olması arasında fark yoktur. Seperasyon anksiyete bozukluklu çocuklar, yaygın olarak ikinci bir psikiyatrik tanı almaktadırlar. Çoğunlukla okula başlarken ve hemen sonrasında, okul değişimi ile ilişkin olan 11 yaş,14 yaş ve sonrasında semptomlar tip ve şiddet olarak farklılaşmaya başlar ve depresyon gibi daha ciddi psikiyatrik bozukluklarla ilişkilidir. Ayrılma anksiyetesi bozukluğu bazı yaşam zorluklarından sonra (örn.bir yakınının ya da evcil hayvanın ölümünden sonra, bir çocuğun ya da akrabanın hastalığı sırasında ya da okul değiştirme, yeni komşuların olduğu bir yere taşınma ya da göç ile) da gelişebilir. Başlangıcı okul öncesi yaşlardan da önce olacak kadar erkendir ya da 18 yaş öncesi herhangi bir yaşta başlar, bazen ergenlik dönemine kadar sarkabilir. Tipik olarak alevlenme ve iyileşmelerle seyreder. Olası ayrılıklara karşı anksiyete ve ayrılığı içeren durumlardan kaçınma davranışları ile birlikte yıllarca sürebilir.
Psikoterapi ve ilaç tedavisi ile iyileştirilmeye çalışılır. Çocuğun yaşına uygun psikolojik gelişimi açısından bu türlü problemlerin halledilmesi çok önemlidir. Annelerin çocuklarının bu türlü durumunu daha önceden farkına vardıklarında gerekli önlemleri ( onu sosyal ortamlara alıştırmaya çalışmak , bazen yalnız bırakmak, ufak ayrılıklara alıştırmaya çalışmak vb.) almaları uygun olur. Eşlik eden başka problemlerin olup olmadığı araştırılmalıdır. Çocukluk çağı depresyonlarında, sosyal fobilerde, kaygı durumlarında , travma sonrası stres bozukluğunda, aileyi etkilemeye devam eden stres faktörlerinde , bu türlü bir duruma daha fazla rastlanır ve ayrılma kaygısı durumunun şiddetini bu türlü durumlar artırır.

YAZAR BİLGİSİ
Hergün güncellenen haberleri ve birbirinden özel yazarları ile takipçilerine çok özel bir dünyanın kapılarını aralayan SAGLİKVEYASAMDERGİSİ.com.tr, internette dergi standartlarında takipçilerine sağlıklı yaşamın renklerini sunuyor. Sağlıklı Yaşamın Pusulası’ olan www.saglikveyasamdergisi.com.tr sitesi Sağlık & Yaşam Dergisi’nin yazılı basındaki başarısının sanal ortamdaki en büyük destekçisidir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.