Çocuk Gelişiminde Omega Yağlarının Önemi

17.10.2012
49
Çocuk Gelişiminde Omega Yağlarının Önemi

cocukSon zamanlarda balık yağı ve omega yağlarının çocuk gelişimindeki önemi oldukça sık vurgulanıyor.

Yrd. Doç. Dr. E. Mahir Gülcan
Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı

Balık yağı, omega-3 ve omega-6’nın beyin, sinir sistemi, görme ve çocuğun matematik zekasını geliştirdiği; okuma, telaffuz ve yazma becerisini artırdığı bilinmektedir. Ayrıca balık yağlarının enfeksiyonlara karşı güçlü bir savunma sistemi oluşturduğu yapılan araştırmalarla ortaya konmuştur.

 

Diğer yağlardan farklı olarak vücut tarafından üretilemeyen omega yağları “elzem yağ” olarak da adlandırılır. Beslenme yetersizliği ve iştahsızlık gibi durumlarda çocuğun besinlerle aldığı vitamin ve mineral oranlarında eksiklikler oluşacağından bu gibi durumlarda vitamin, mineral, balık yağı ve çinkoyu birlikte içeren ürünlerin tercih edilmesi  daha faydalı olacaktır.

Balık yağı nedir?

Yağ asitleri, yağın doymuşluk derecesini gösteren farklı uzunluktaki karbon zincirinden oluşan trigliseritlerdir. Bu nedenle hem kompleks yağların önemli bir parçası, hem de kendisinden kolayca enerji sağlanan bir kaynaktır. Doymuş ve doymamış yağ asitleri olarak iki çeşittir. Doymamış yağ asitleri de tekli ve çoklu doymamış yağ asitleri(ÇDYA) olarak iki gruba ayrılır. Linoleik ve linolenik asit ÇDYA’dir. Vücutta üretimleri gerçekleşmediğinden mutlaka dışardan besinlerle alınmaları gerekir. ÇDYA omega-3 ve omega-6 yağ asitleri olmak üzere iki ana grupta toplanır. Omega-3 yağ asitlerinin çoğunluğu alfa-linoleik asittir. Alfa-linoleik asit vücutta eikosapentaenoik aside (EPA) ve dokosaheksaenoik aside (DHA) dönüşür.

Omega-3 yağ asitleri soğuk su balıklarında bol miktarda bulunmaktadır. Balık yağlarının esasını oluşturan EPA ve DHA besin zinciri yoluyla deniz ürünlerinde birikmektedir. Karada yetişen bitkiler genellikle omega-6 yağ asitleri üretmekle beraber, belirli bazı deniz ve tatlı su bitkileri (özellikle algler ve soğuk su bitkileri) omega-3 yağ asidi üretirler. Beş veya daha fazla çift bağ içeren omega-3 ÇDYA, yüksek doymamış yağ asitleri (YDYA) olarak isimlendirilir. Balıklar temel olarak insanlar tarafından tüketilen YDYA’nin tek kaynağıdır.

Omega-3 yağ asitleri vücutta sentezlenmediği için mutlaka besinlerle dışarıdan alınmalıdır. Balıklardaki yağ oranı ile yağ asitlerinin dağılımı; tür, vücut bölgeleri, beslenme, avlanma mevsimi ve cinsiyet gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilir. Buna göre balıklardaki yağ oranı % 1- % 20 arasında olabilir. Kabuklu deniz ürünlerinde ise yağ oranı % 1’den daha az miktarda bulunur. Balık türüne göre omega-3 miktarı da farklılık gösterir. Özellikle derin denizlerde yaşayan ve siyah etli balıklarda bu oran daha yüksektir. Somon, sardalya, uskumru, ton balığı gibi balıklar omega-3 yönünden oldukça zenginken kültür balıklarında omega-3 miktarı biraz daha düşüktür. Ancak omega-3 yönünden zenginleştirilmiş yemlerle beslenen kültür balıklarında doymamış yağ asit miktarı da yüksektir.

– Balık yağı ve omega-3 yağlarının gelişim sürecindeki etkileri nelerdir?

Balık yağı ve ana içeriğini oluşturan omega-3 yağ asitleri sayesinde: Trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır Bağışıklık sistemi güçlenir Kansere karşı koruma sağlanır Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir İnsülin kullanımı artar (diyabet açısından faydalı) Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır; pıhtılaşmasını önler Yangı önleyici etkisiyle romatizmal hastalıklara karşı koruma sağlar. – Anne-bebek sağlığındaki rolü:

Omega-3 yağ asitleri, anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

Bebeğin beyin ve retina gelişiminin desteklenmesi, Erken doğum riskinin azaltılması, Hamilelik süresinin ve bebeğin doğum ağırlığının artırılması, Doğum sonrası depresyonun önlenmesi. Ayrıca, Omega-3 yağ asitleri çocuğun matematik zekasının geliştirilmesine, okuma, telaffuz ve yazma becerisinin artırılmasına yardımcı olabilir. – Zihin sağlığındaki rolü:

Omega-3 yağ asidinin beyin ve sinir sisteminin sağlıklı şekilde çalışmasındaki etkileri, yapılan pek çok araştırmada ortaya konmuştur. Omega-3’ün, beyin ve sinir sistemine başlıca aşağıdaki şekillerde katkısı olabilir:

Depresyon tedavisini desteklemesi Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltılmasına yardımcı olması Ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olması Saldırganlığın azaltılarak sakinleşmeye yardımcı olması Mizaç, tepkisellik ve kişilik üzerindeki olumlu etkileri. – Göz sağlığındaki rolü:

Yüksek doz omega-3 alımı gözde yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta hasarları riskini önleyebilmektedir. Omega-3 yağ asitleri eksikliğinde, retinada görme fonksiyonunun azaldığı tespit edilmiştir.

– Kemik-eklem sağlığındaki rolü:

EPA ve DHA’nın antienflamatuar etkisi vardır; ayrıca kas-iskelet ve bağışıklık sistemleri üzerinde faydalı etkileri bulunmaktadır. Omega-3 kemik ve eklem sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak kemiklerin güçlenmesinin sağlanması Eklem iltihabı ve kıkırdağa zarar veren enzim aktivitesinin azaltılması Eklemlerde hassasiyet ve sabah sertliğinin azaltılması Romatoid artritli hastada ilaç ihtiyacının azaltılması. – Kalp-damar sağlığındaki rolü:

Yapılan araştırmalarda, omega-3 yağ asitlerinin dengeli alımının özellikle kalp ve damar hastalıkları açısından yararlı olduğu vurgulanmaktadır. Omega-3 tüketenlerde koroner kalp hastalığına bağlı ölümler daha düşük bulunmuştur. Omega-3, kalp ve damar sağlığında başlıca aşağıdaki şekillerde yardımcı olabilir:

Kalp-damar hastalığı riski yüksek ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olması Damar sertliği oluşumunun yavaşlatılması Trigliseritlerin kan düzeyinin düşürülmesi Kalp hastalıklarında “kötü kolesterol”ün (LDL) düşürülüp “iyi kolesterol”ün (HDL) artırılması Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ya da ölüm riskinin azaltılması.

– Çilek aromalı vs. olması vitamin değerini düşürür mü?

Bu ürünler, genelde çocuklar tarafından -tat ve kokularının balık yağı ve vitamin içeriklerinden dolayı- beğenilmezler. Çeşitli aromalarla tat ve kokularının değiştirilmesi, uygun teknolojiler kullanılması koşuluyla, çocukların rahat alımını sağlamak açısından önemlidir ve sakıncalı değildir.

– Omega-3 yağ asitleri nasıl kullanılmalıdır? Hangi noktalarda vücudun gelişiminde rol oynarlar? (Zihinsel gelişim, sinir sistemi güçlenmesi, göz gelişimi…)

ÇDYA’leri olan omega-3 ve omega-6, insan sağlığı için belli bir oran dahilinde kullanılmalıdır. Omega-6 yağ asitlerinin çoğunluğu linoleik asittir ve mısır özü, soya fasülyesi, pamuk ve ayçiçeği yağı omega-6’dan zengin besinlerdir.  Linoleik asit vücutta serbest radikal oksidasyonuna -yani hücreleri yıpratan, eskiten serbest oksijen radikallerinin oluşumuna- eğilimli olduğundan günlük toplam kalorinin % 10’unu geçmemelidir. Omega-6 ve omega-3 yağ asitlerinin hangi oranlarda alınması konusu halen tartışmalı olmakla birlikte mümkün olduğunca omega-3’ü artırıp omega-6’yı azaltmak günümüzde kabul gören görüştür.

Balık yağının temel içeriğini oluşturan EPA ve DHA, omega-3 yağ asitlerinin ana komponenti olan alfa-linoleik asidin vücuttaki metabolitleri; yani son ürünleridir. Bu nedenle balık yağı kullanımı pratikte omega-3 yağ asidi kullanımı ile eş anlama gelmektedir ve vücut gelişimindeki rolleriyle sağlığımız üzerine etkileri de balık yağı ile aynıdır. Bunun dışında uzun zincirli ÇDYA (UZÇDYA)’nin en önemlilerinden biri de DHA’dır. Özellikle prematüre bebeklerde hem UZÇDYA depoları azdır, hem de yapımları yetersizdir. Bu nedenle bebek mamaları ile beslenen çocuklardaki UZÇDYA düşük saptanmıştır. Anne sütüyle beslenen prematüreler anne karnındaki gereksinimlerini karşılayacak kadar DHA alırlar. Bu nedenle özellikle prematüre bebeklerin beslenmesi kendi annelerinin sütleri ile yapılmalıdır. Son yıllarda UZÇDYA’lı mamalar da üretilmeye başlanmış ve içerikleri anne sütüne yakınlaştırılmaya çalışılmıştır. Anne sütündeki UZÇDYA annenin beslenme şekliyle yakından ilişkilidir. UZÇDYA ile bebeklerin zihinsel fonksiyonları arasında yakın bir ilişki bulunmuştur.

-Çinkonun çocuk gelişimindeki önemi nedir?

Kış aylarında soğuk algınlığı ve gribe karşı oldukça etkili olan çinko, bakterilere ve virüslere karşı direnci arttırır; dış enfeksiyon etkenlerine karşı antikor üretimine katkıda bulunur. Aşıların etkilerini göstermesinde yardımcıdır. A vitamininin kimyasal bileşimini harekete geçirir ve mikrop öldürücü etkisi vücuttaki aknelerin kaybolmasını sağlar. Beslenme yetersizliği ve iştahsızlık gibi durumlarda çocuğun besinlerle aldığı çinkoyla birlikte diğer vitamin ve minerallerin alımında da eksiklikler oluşacağından vitamin, mineral, balık yağı ve çinkoyu birlikte içeren ürünlerin kullanılması daha faydalı olacaktır.

Beslenme problemi olan, iştahsızlık nedeni ile gıdalarla yeteri kadar çinko alamayan çocuklarda ilaç şeklinde takviye yapılmalıdır. Ayrıca çocukların büyüme ve gelişmelerinin desteklenmesinde, bağışıklık sistemlerinin güçlendirilmesinde, akut alt solunum yolu enfeksiyonlarının önlenmesinde, diyare süresinin kısaltılmasında, diyare prevelansının ve pnömoni prevalansının azaltılmasında yeterli beslenmeye rağmen çinko takviyesi yapılması gerekebilir. Bununla birlikte, çocuklarda çinko takviyesi gustin enzimi üzerindeki etkileri ile tat alma duyusunu artırmakta ve iştah arttırıcı bir etki göstermektedir.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.