Diyaliz Merkezlerinde Kalite Yolda Mı Kaldı?

Diyaliz Merkezlerinde Kalite Yolda Mı Kaldı?

Diyaliz Merkezlerinde Kalite Yolda Mı Kaldı?, diyaliz, diyaliz merkezi, böbrek hastaları, meltem pekpak, hemodiyaliz, erken teşhis, kalite

Sayıları her geçen gün artan diyaliz merkezleri hastalara şifa mı dağıtıyor,yoksa yaşamlarından mı çalıyor?

——————————————————————————–

Uzmanlar diyaliz merkezi seçiminde hastaları dikkatli olmaları için uyarıyor, çünkü kalitesiz diyaliz ölüm riskini artırır. Sağlık Bakanlığı da yeterli denetimi maalesef yapamıyor.. Türkiye’de yapılan son araştırmaya göre 5 yıl içinde %60 hasta ölüyor. Kalite artarsa %80-90 olacak…
İstatistiklere  göre  ülkemizde  toplam  34.262  diyaliz  hastası  mevcut, bu  hastaların  29.775`ine  hemodiyaliz  tedavisi , 4.487`sine    periton  diyalizi  tedavisi uygulanıyor. Sayıları her geçen gün artan ve bu hastalara şifa olmak üzere kurulan diyaliz merkezleri acaba ne derece güvenilir? İç hastalıkları ve Nefrolji Uzmanı Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Meltem Pekpak’a göre, Türkiye’deki hemodiyaliz hastalarının en büyük sorunu yeterli kalitede diyaliz görememek.. Prof. Dr. Pekpak: ‘’Piyasada çok sayıda diyaliz ünitesi ruhsatı almış olmasına rağmen doktorla çalışmayabiliyor. Hemşireler hastalara bakıyor.İkinci önemli nokta; çok daha kısa süreli seanslarla hastaların diyaliz işlemi tamamlanıyor. Diyaliz merkezleri çok pahalı bir yatırımdır. Bir endotoksin ünitesi, endotoksin filtresi bunlar pahalı yatırımlardır. Var olanlar çok az sayıdadır. Bu makinelerin saf su ile çalışması gerekir. Endotoksin filtresini birçok hemodiyaliz ünitesi kullanmamaktadır. Bu filtre ile diyaliz kalitesi artar hastanın daha uzun ve kaliteli yaşamı sağlanır. Endotoksin tankı vardır bu tankın içinde arıtılmış su ve suyun içindeki mikroplar arıtılmış olarak diyaliz aletlerine girer. Hastalara verilen tüm diyaliz ilaçları böyle bir alet kullanmadığınız taktirde fayda miktarı azalır. Belki daha uygun fiyata diyaliz yapmış olursunuz belki daha çok insana Sağlık Bakanlığı’nın parası yeter ama kalitesiz bir diyaliz yapmış olursunuz.Hastalar zaten risk grubu bir de kalitesiz diyaliz eklenirse enfeksiyon riski tetiklenir ve bu da ölüm riskini ikiye katlar.
Diyaliz Merkezi Açmak Kolay Mı?
Prof. Dr. Pekpak: Sağlık bakanlığının yönetmeliği uygulamada oldukça zordur. Diyaliz merkezi ünitesi açmak hiç kolay değil. İlk başta şartlar oluşturulur. Mesela her merkezin bir diyatisyeni ve psikologu olması gerekir. Ama böyle çalışan ünitelerin sayısı Türkiye’deki ünitelerin sadece %1’i dir. Sağlık Bakanlığı kontrollerinde her şey mükemmel ancak denetim sona erdiğinde işleyiş değişiyor. Görevde görünüyorlar maaş alıyorlar ancak orada faal olarak bulunmuyorlar. Sertifikasından kurum faydalandığı için kurum ona maaş ödemek zorunda. Sağlık bakanlığı ruhsat vermek için denetim yapabiliyor bu da yeterli değil. Sağlık bakanlığı hastanın 3 mü 4 saat mi diyalize giriyor bunu denetleyemez. Burada vicdan önemli. Çünkü hastanın diyaliz süresinden çalınan yarım saat aslında yaşamından çalınan yarım saattir. Makine iyi değilse 4 saat değil 6 saat diyaliz de yapılsa bu önemli değildir.
Diyalizde Kalite Artarsa Ölüm Oranı Düşer
Prof. Dr. Pekpak: Diyalizde ilk 3 ay ölüm oranı çok yüksektir. Ancak sonra bu oran sonraki dönemde azalır. Türkiye’de yapılan son araştırmaya göre 5 yıl içinde %60 hasta ölüyor. Bu oran çok yüksek. Kalite artarsa %80-90 olacaktır. Hastanın bir yıllık hemodiyaliz masrafı yaklaşık 25 bin dolar. 15 yıl önce Türkiye’de diyaliz hastaları araya torpiller koyarak makineye giriyordu ancak son zamanlarda hızla çoğalan merkezlerde kalite yolda kaldı. Bundan sonraki adım bu merkezlere kaliteyi getirmek olmalıdır. Devlet bu işi özel sektöre devretti. Piyasaya bir süre sonra doyacak bu doyumdan sonra kaliteye dönülecek.
Hastalığı Tetikleyen Etkenler
Prof. Dr. Pekpak: Dünyada ve Türkiye’de böbrek hastalarının sayısında artışı var. Bu hastalık o kadar sinsi bir hastalık ki gerçek rakama ulaşmak çok zor. Son yıllarda özelikle şeker hastalığının ve yüksek tansiyon hastalığının artması, şeker hastalarının yüzde 30’unda böbrek yetersizliğine de sebep oluyor, genetik yatkınlık, yeme alışkanlığının bozulup fast-food beslenmenin artışı, şişmanlık, böbrekte oluşan yabancı cisimler halk arasında yaygın deyimi ile taş hastalığı, hava kirliliği, suyun kirliliği, sosyo-ekonomik durumu düşük olması, doğu ve güneydoğuda enfeksiyona bağlı hastalıklarla böbrek hastalığının seyrini değiştiriyor..
Erken Teşhis Çok Önemli
Prof. Dr. Pekpak: İnsanların bilinçlenmesi gerekir, bir basit idrar tahlili ile %70 hastaları yakalıyoruz. İdrar tahlili belli aralıklarla yaptırılmalıdır..Bu hastalığı ne kadar erken yakalarsak karanlık olan böbrek hastası sayısı daha kolay ortaya çıkacak tedavi daha kolay yapılacak. Böbreğin %70 yok oluncaya kadar böbrek belirti vermiyor. Türkiye’de %60 kadında zaten kansızlık olduğu için daha dikkatli olmak gerekir. Hastalıkta cinsiyet ve yaş sınırı yok.. Hasta böbreğinin %90’nını kaybederse diyalize girer. Her hastada hastalığın gelişimi farklıdır. Bazılar 12 yılda, bazıları şeker hastalığı da varsa 5 yılda ortaya çıkar. Diyaliz makinesine bağlılık haftada 3 gün, 4,5,6 saat değişir. Hastalığın erken teşhisi için anneler çocuklarını iyi takip etmeli, iştahsız, yüzü solgun, gelişimi yavaş, yatağına çiş yapıyorsa doktora başvurmalıdır. Çocuk hekimleri dikkatli olmalı. Akdeniz Anemisi Türkiye’de yaygın bir hastalık. Erken teşhisle bu çocuk tek tedavi ile böbrek hastası olmadan kurtarılabilir. 
 ‘’Kalite Demek Maliyet Demektir’’
Özel Diyaliz Dernekleri Başkanı ( DİADER) Başkanı Mustafa Işık, diyalizde kalitenin önemini vurgulayarak; ‘’Hastalarımızın  yaşam kalitesi ve süresi  her şeyden öncedir  ve  diyalizde kalite  bu  tedavinin  olmazsa olmazıdır. Ama KALİTE  demek  MALİYET  demektir. Kalitenin  gerektirdiği  harcamaları  yapmanız gerekir. Ülkemizdeki toplam  Özel Diyaliz  Merkezi  sayısı da yine  2004 yılı  sonu  itibariyle  209`, bugünse bu  sayının  220`nin  üzerinde  olduğunu  tahmin  etmekteyiz. Misyonumuz, Türkiye’deki özel diyaliz merkezlerinin, hastalarının yaşam kalitelerini ve süresini uzatmak amacıyla, hizmetlerini etkili ve verimli bir şekilde sunmalarına katkıda bulunmaktır, vizyonumuz  ise Türkiye’de sunulan diyaliz hizmetlerinin kalitesini  gelişmiş  ülkeler  düzeyine ulaştırmaktır. ‘’dedi.
Hastalar Bilinçlenmeye Başladı
Sadık Tunç(42, devlet memuru):9 yıldır diyalize giriyorum. İlk etapta bir şey bilmiyor ama zamanla her şeyi öğreniyorsun. Rentek diyaliz merkezinden önce gittiğim yerde makineler eskiydi, steril bir ortam yoktu. Seans esnasında orada Hepatit C’ye bulaştı. Bana böbrek rahatsızlığım dokunmadı ama bu hastalık daha çok dokundu. Eldiven bile kullanmıyorlardı. Hepatit C virüsü kaptıktan sonra ayrı salonda girmem gereken diyalize diğer arkadaşlarımla yine aynı alındım. Yani hayatımıza kimse değer vermiyordu. Bu merkezin modernliği, temizliği, doktor, hemşire diğer bütün personelin insancıl, sevgi dolu olması tercihimi etkiledi.
İlyas Karahan: 9 yıldır diyalize giriyorum. Rentek’ten önce çok iyi bir araştırma yaptım. Öyle ki, 15 yıllık diyaliz doktoru arkadaşım olmasına rağmen onu tercih etmedim. Temizlik ve hastaya önem vermek gerekirken hepatit C bulaştı. Makinenin gider suları duvardan sızıyordu. Kokudan girilmiyordu merkeze. Görevlilerle dalga geçiyordum. Buraya gelirken oltamı getireceğim balık tutacağım diyordu. Yetkililer bizi görünce yolunu değiştiriyordu. Hemşire diyalizi yarım saat önce bitiriyordu. Uyarınca makine bitti diyordu. Kısacası hayatımızdan çaldılar, daha fazla denetim şart.
 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.