Ekranlardan İtalyan Mutfağına: Ebru Keser Erda

17.10.2012
56
Ekranlardan İtalyan Mutfağına: Ebru Keser Erda

Ekranlarda pek çok farklı projede karşımıza çıktı, ama hatıralarımızda kalan en parlak görüntü iki genç kızın motosiklet üzerinden evlerimize konuk oldukları ‘’Devriye’’ programına ait. O zamanların acar muhabiri şimdilerde  ‘’Pastarito’’ isimli bir İtalyan lokantalarının işletmecisi… Ebru Keser Erda ile nefis İtalyan yemekleri eşliğinde geçmişten ve gelecekten hoş bir söyleşi yaptık…

Röportaj: Selma Balkaya Karakışlak

Başarılı bir televizyoncuyken bir anda ortalardan kayboldunuz ve sonrasında sizi Pastarito’da bulduk. Nasıl oldu bu geçiş?

Şöyle diyebilirim; aslında hiç aklıma gelmedi ama aklımdan da hiç çıkmıyordu. Televizyonda sona eren her programın ardından soluklar oluyordu. İki proje arasındaki soluklarda  ”Acaba bir kefe mi açsam” gibi düşüncelerim olurdu. Hatta birkaç yer baktığımı da hatırlıyorum. Bunlar benim için sadece bir hayalden ibaret gibi görünüyordu.
Sonra televizyonu bırakıp bir prodüksiyon şirketi kurdum. Benimle birlikte yol alan iki ortağım Turizmci ve otelciydiler. Onlar İtalya’da Pastarito’yu keşfetmişler. Böylece Pastarito’ yu ülkemize getirme fikri oluştu. Ben sadece bu işin PR kısmı ile ilgileneceğimi düşünsem de iş beni içine aldı. Bir baktım ki yemek işi benim için kendimi tanımak adına yeniden doğuş gibi oldu. Aslında hep istediğimin bu olduğunu fark ettim.

Bize Pastorito’dan bahseder misiniz?

Pastorito, yüzde yüz İtalyan markası, yani sadece İtalyan yemekleri yapılıyor. Başka herhangi bir mutfağın izi yok burada. Pastarito’nun en büyük özelliği asırlık İtalyan yemeklerini hiç bir değişime uğratmadan günümüze taşıyor olması. Yani asırlar önce bu yemekler nasıl yapılıyorsa şimdi de aynı şekilde yapılıyor, sadece modern araç gereçlerle. Şeflerimiz İtalya’dan geliyor ve işlerinde uzmanlar.

Türklerin İtalyan Mutfağı’nı seviyor olması işinizi kolaylaştırıyor mu?

Evet. İtalyan mutfağı; zeytinyağı, hamur işi, domates ve yeşilliklerden oluşur. Türk mutfağı da aynı özellikleri taşıyor. Bu yüzden diğer ülke mutfaklarına kıyasla damak zevkimiz uyuşuyor.

İstanbul’da Suadiye ve Akaretler olmak üzere iki tane, Ankara Oran’da da bir tane Pastarito var. Bu sayı artacak mı?

Mevcutları en iyiye götürmek şu an ki hedefimiz tabi, ama biz aslında master franchising yetkisine sahip olduğumuz için gelen başvuruları değerlendiriyoruz. Bu arada inanılmaz bir talep var bu konuda. Araştırıp çok doğru noktalarda franchising yapmayı düşünüyoruz.

Televizyoncu olmanızın faydaları oldu mu, bu, işinizi kolaylaştırdı mı?

Kesinlikle kolaylaştırdı. Çünkü bu işin en büyük parçası iletişim. Dolayısı ile eskiden de konuşuyordum, şimdi de konuşuyorum. Televizyonculukta çok güzel işler yaptım. Bu projeler sayesinde her türlü insan tanıyıp, insan ilişkilerinde tahliller yapmayı öğrendim. Bir gün içinde farklı kesimlerden farklı insanlarla olabiliyordum. Bu benim personel yönetimimi ve misafirlerimle ilişkilerimi olumlu şekilde etkiledi. Bu arada televizyoncuyken sofralar kurup arkadaşlarımı ağırlamayı çok severdim. Şimdi ise daha kalabalık insanlara aynı zevkle sofralar kuruyorum.

Akaretler Pastarito’nun merdiven duvarlarında siyah beyaz aile fotoğrafları gördük. Bunların bir hikayesi var mı?

Burada İtalya’nın Traktorya konseptini kurmaya çalışıyoruz. Bunun özü aile işletmesi anlamındadır. Traktorya’ da hiç bir şey değişmez. Masalar, sandalyeler elli yüz yıl aynı kalır, sadece duvarlarda bir tarih asılıdır. Orada birkaç nesli bir arada görebilirsiniz. Biz de misafirlerimizden anne-baba, dayı, hala, büyükanne, büyükbaba resimlerini getirmelerini istedik. Şimdiden resimler çoğalmaya ve ilgi çekmeye başladı.

Restoran işletmeciliği evli ve anne olan birisi için zor bir uğraş mıdır?

Evet zor. Hizmet sektörü sizi kimseyle paylaşmak istemiyor. Birebir işin içinde olmanız gerekiyor. Aynı şekilde aileniz de sizi paylaşmak istemiyor. Allahtan eşimle aynı işi yapıyoruz. Oğlumla hafta sonları restoranlarımızı gezip misafirlerimizi birlikte ağırlıyoruz. Böylece o da bu işin bir parçası olduğunu hissediyor. Hafta sonları elimden geldiğince oğluma zaman ayırmaya çalışıyorum.

Dergimizin adı Sağlık Ve Yaşam…  Bolca yaşamdan konuştuk, biraz da sağlıktan konuşalım mı? Kısa bir süre önce bir operasyon geçirdiniz, sağlığınız şimdi nasıl?

Bunun nedeni geçmişteki çalışma tempomdan kaynaklanıyor. Yıllar önce masum zannettiğim bir düşüşten dolayı boynumda fıtık oluştu. Yeteri kadar önemsemeyip özen gösteremeyince hayatımı zorlaştırmaya başlamıştı. Böylece bir operasyon geçirmek zorunda kaldım. Operasyon çok başarılı geçti ve şu anda gayet iyiyim.

Günlük koşuşturmalar arasında spor yapmaya fırsat buluyor musunuz?

Ben zaten sabah kalktığım andan itibaren gece yatağa girene kadar spor yoğunluğunda bir hayat sürüyorum. Tam anlamıyla spordan bahsedeceksek; geçmiş yıllarda uzun bir zaman tenis oynadım. Şimdi ise düzenli olarak yürümeye çalışıyorum. Salon sporu maalesef hayat disiplinimin arasına giremedi. Çevremde yazılmadığım spor salonu çok azdır. Fakat beni oralarda kim görmüştür orası tartışılır. Bunun yerine uzun doğa yürüyüşlerinden müthiş zevk alıyorum.

Sizi hep bakımlı ve hoş gördük, hala da öylesiniz, özellikle saçlarınız ışıl ışıl, nedir bunun sırrı?

Saçlarım her zaman böyleydi. Yani hiç bir sırrım yok. Her zaman parlak saçlara sahip oldum. Bazen ne kullanıyorsun diye sorarlar, fakat size başka bir sır vereyim ciddi beyazlarım oluştu ama Allahtan saçlarım parlak olduğu için onlar fark edilmiyor. Sanırım genetik olarak şanslı olanlardanım.

Mutlu bir evliliğiniz ve bir oğlunuz var. İkinci bir çocuk planlarınızda var mı? (Bu soruyu eşiniz Deniz Bey’in isteğiyle soruyoruz diyerek cevabı garantilemek istiyoruz)

Neden olmasın. Kısmet.

Televizyonun yerinde duramayan acar sunucusunu böyle ciddi ve oturaklı bir biçimde karşımızda görmek bizi şaşırtıyor. İlerde bizi şaşırtacak başka projeleriniz var mı?

Kendi markamı oluşturmak istiyorum. Bu konuda altyapımı sağlamlaştırmak için sürekli çalışıyorum. Yiyecek sektöründe henüz üç yıllık bir geçmişim var. Bu süre zarfında hiç bilmediğim bir işi öğrenme yolunda ciddi mesafe kat ettiğimi düşünüyorum. Kendimi eğitmek ve yeni şeyler öğrenmekten hiç vazgeçmedim. Yeterli donanıma sahip olduğumu hissettiğimde kendi markamı oluşturmak istiyorum.
Bu arada hala yerimde duramayan bir yapım var fakat daha az heyecanlı olmayı ve heyecanımı belli etmemeyi öğrenmeye çalışıyorum. Eskiden bir günde üç ayrı şehirde bir o kadar da farklı mekanlarda olurken şimdi sakin ve emin adımlarla ilerlemeyi öğrendim. Sanırım buna olgunluk diyoruz.

YAZAR BİLGİSİ
Hergün güncellenen haberleri ve birbirinden özel yazarları ile takipçilerine çok özel bir dünyanın kapılarını aralayan SAGLİKVEYASAMDERGİSİ.com.tr, internette dergi standartlarında takipçilerine sağlıklı yaşamın renklerini sunuyor. Sağlıklı Yaşamın Pusulası’ olan www.saglikveyasamdergisi.com.tr sitesi Sağlık & Yaşam Dergisi’nin yazılı basındaki başarısının sanal ortamdaki en büyük destekçisidir.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.