Obeziteyle Savaşın!

15.10.2012
27
Obeziteyle Savaşın!

Dr. Hilal Kutlu ErolObezite… Günlük hayatımızda özellikle de son dönemlerde sık sık kullandığımız bir kelime haline geldi… Obeziteyle savaşta toplumun her kademesine çok ciddi sorumluluklar düşüyor.

Dr. Halil Kutlu Erol
Obezite ve Diyabet Uzmanı

Obeziteye karşı bireyler daha fazla hareketi içeren bir hayat tarzını benimsemeli. En basiti otobüse biniyorsa iki üç durak erken inip yürümeli; asansör yerine merdivenleri kullanmalı. Gideceği yere gelmeden daha önce arabasını park edip yürümeli. Yani egzersiz yapmak için bahaneler yaratmalı. Bu hem yetişkinler hem de çocuklar için geçerli. Özellikle son dönemlerde çocuklarda obezite erişkinlere göre daha fazla görülüyor. Çünkü geçmişle kıyaslandığında çocuklarımız daha az hareket ediyorlar. Çocuğunuza hareket et; git oyun oyna dediğinizde sokağa çıkarak arabaların geçtiği yerde top oynuyor. Burada ben olsam çocuğumu sokağa çıkarmam. Çünkü can güvenliği tehlikede. Çocukların rahatça koşup oynayabileceği etrafı çevrilmiş güvenlikli sahalar oluşturulmalı. Bu noktada özellikle yerel yönetimlere çok ciddi bir iş düşüyor. Bulunduğumuz şehirlerin yaşanabilir ve yürünebilir şehirler haline getirilmesi gerekiyor. Doğru dürüst kaldırımlar olması, arabaların kaldırımlara park etmemesi, yolda yürürken güvenliğin sağlanabilmesi, hız sınırlarına uyulması; insanların sağlıklı yaşaması için çok önemli. Yurtdışında özellikle Amerika’da yürünebilir şehirler oluşturuluyor. Türkiye’de de yaşanabilir şehir kavramı yeni yeni anlamını bulmaya başladı.

Çocuklar kola, gazoz gibi asitli ürünlerden kaçınmalı. Hem diş çürükleri hem de mide bağırsak sağlığı açısından şeker yükü fazla olan bu tür gıdalardan mutlaka kaçınılması gerekiyor. Yapılan araştırmalar bu tür gıda tüketenlerde pankreas kanseri riskinin daha yüksek olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla bu tarz gıdaların hiçbir faydası yok. Hem obeziteyi tetikliyor hem de bir defa alıştıktan sonra bunları yeme içme demenin de faydası yok. Kantinlerde bazı besinlerin satışı yasaklandı ancak bu durum arz taleple ilişkili. Bu konuda hepimizin üzerine düşen görevler var. Çocuk evde de okulda da fast food beslenme türüne alıştırılmadığında bundan vazgeçmek zorunda kalacak. Dolayısıyla bu doğru bir uygulama; ancak ne kadar uygulanabilir olduğunu göreceğiz. Böyle bir uygulama yaparken fast fooda alternatif besinleri de belirlememiz gerekiyor. Örneğin, badem, ceviz, fındık gibi çok güzel atıştırmalıklar var. Çocukların bunlara alıştırılması lazım. Batıda B vitamini, kalsiyumla zenginleştirilmiş sütler var. Ancak Türkiye’de sadece pastörize edilmiş sütler bulunuyor. Çocuk gelişiminde önemli bir yere sahip olan zenginleştirilmiş sütlerin kantin ve market raflarında da yerini alması gerekiyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.