Oyun Çocuğunuzun Sorunlarının Aynasıdır

17.10.2012
69
Oyun Çocuğunuzun Sorunlarının Aynasıdır

Oyunun tanımı konusunda çeşitli görüşler öne sürülse de, büyük düşünür Montaigne’nin belirttiği gibi; “Çocukların oyunu oyun değil, onların en ciddi uğraşıdır” şeklinde konu özetlenebilir.

Aynur Sayım      Uzman Çocuk Psikoloğu 

Oyun çocuğun kas sistemini geliştirirken, biriken enerjisinin boşalımını ve günlük yaşamdaki gerilimden kurtulmasını sağlar. Yaşamındaki bazı problemleri oyun sırasında çözer; duygu ve ihtiyaçlarını dile getirir. Ebeveynler, size küçük bir sır; çocuğunuza mesajlarınızı oyun aracılığıyla daha kolay verebilirsiniz. Çağdaş bir yaklaşımla oyun, çocuğun kendisini ifade ettiği, yeteneklerini  farkettiği, yaratıcı potansiyelini kullanabildiği; dil, zihin, sosyal, duygusal ve motor becerilerini geliştirebileceği önemli bir fırsattır.
Oyunlar önce bebeğin kendi bedensel duyumlarını araştırmasıyla başlamakta, daha sonra yakın çevresiyle, daha büyük gruplar ve sosyal ortamlarda gelişerek devam etmektedir.
Oyunun eğitimde kullanılması yenidir. Anna Freud ve onu izleyen çocuk ruh sağlığı uzmanları, oyunun kişilik gelişimi ve çocuğu tanımadaki rolüne dikkat çekerek, çocuğun ruhsal uyumsuzluklarının tedavisinde oyunun önemini ortaya koymuşlardır. Oyun terapisi, psikolojik yardım sürecinde tedavi amaçlı kullanılmaktadır. Bunun yanısıra bazı çocuklarda, bir oyuncağa bağlılık, her gittiği yere oyuncağını da götürme, onunla yatma, sorunlarını oyuncağına anlatma gibi davranışlar görülmektedir. Bu durum küçük yaşlarda doğal olmakla birlikte çocuğun yaşı büyüdükçe devam ederse, bize ‘çocuğu iyi izlememiz gerektiği’ mesajını vermektedir. Çoğunlukla peluş, yumuşak tüylü oyuncaklara çocukta bir bağlılık sözkonusu olabilmektedir. Bu oyuncaklar, her durumda anlamlı olmamakla birlikte, genellikle sevgi-şefkat–dokunsal temas ihtiyacını giderme amacıyla seçilmektedir. Anne-babaların yapması gereken, çocuklarının gelişimini yakından takip ederek gelişim dönemleri hakkında bilgi sahibi olmak, çocuklarındaki davranış değişimlerini iyi gözlemektir. Ailesel sorunlar, aile içi şiddet, anne-baba ayrılığı, yeni bir kardeşin doğumu, ev-okul değişimi gibi yaşantısındaki değişimler çocuğu etkilemekte, bu dönemlerde daha yoğun bir ilgiye ihtiyaç duymaktadırlar. Ebeveynlerin çocuklarıyla oyun oynaması, özel zamanlar geçirmesi, sosyal ilişkilerini takip etmeleri, ortak tutumlar sergilemeleri, aile bireylerinin kurdukları iyi iletişim önem taşımaktadır. Oyunun bedensel değerini belirtmek gerekirse; çocuğun kas sistemini geliştirirken, biriken enerjisinin boşalımını ve günlük yaşamdaki gerilimden kurtulmasını sağlar.
Oyunun ‘iyi edicilik’ niteliği
Oyun, çocuğun en güçlü ve doğal dürtülerinden saldırganlığın boşalımını sağlar. Çocuk, korkularından ve bu durumun yarattığı gerginlikten kurtulabilir. Yaşamındaki bazı sorunları oyun sırasında çözerek duygu ve ihtiyaçlarını dile getirir. Oyun çocuğun sorunlarının aynasıdır. İyi bir gözlemci, çocuğun oyununu izlerken onun sorunlarını, hayal kırıklıklarını ve bunların kaynağını görebilir.
Oyunun eğitici değeri
Biçim, boyut ve renkleri farklı olan oyuncaklarla oynayan çocuk, bunların anlamını kavrar.
Oyunun toplumsal ve ahlaki değeri
Oyun, çocuğun sosyal gelişiminin sağlıklı olmasını, uyum ve işbirliğini, paylaşmayı öğrenmesini sağlar. Oyun çocuğun aile tutumları hakkında bilgi verir; oyunlarda kültürün etkisi büyüktür.
Gelişim kuramcılarından Piaget, oyunları 3 grupta topluyor:
Araştırma oyunları (0-2 yaş):
Bebek, çevresinden aldığı uyaranları sınıflar.
Simgesel oyunlar (2-7/8 yaş):
Sanki varmış gibi oynanan oyunlardır. Evcilik oyunu, bir çubukla oluşturulan at oyunu gibi…
Kurallı oyunlar (7/8 yaşından itibaren):
Çocuğu sosyalleştirmeyi sağlar. Oyunların oluşumunda cinsiyet, iklim ve kültür önem taşımaktadır. Yapılan araştırmalar kız çocuklarının ip atlamak, evcilik, saklambaç, sek-sek, ebecilik oyunlarını; erkek çocuklarının ise futbol, koşmaca, misket oyunlarını tercih ettikleri görülmektedir. Yine oyunların çocukların yaşlarına ve gelişim dönemlerine göre farklılıklar gösterdiği bilinmektedir.
OYUNCAĞIN EĞİTİCİ ÖNEMİ
Oyuncak çocuğun beş duyusunu, doğal yeteneklerini uyaran, hayal gücünü zenginleştiren, bedensel, duygusal ve sosyal gelişimini hızlandıran oyun malzemeleridir. Oyun gibi, oyuncaklar da çocuğun psikolojik yönden değerlendirilmesinde kullanılmaktadır. Sürekli oyun ve oyuncak değiştiren çocuk, dikkat eksikliği yönünden değerlendirilebileceği gibi, sürekli karşı cinse ait oyuncaklarla oynayan çocukta bunun cinsel tercihle ilgili olabileceği düşünülebilir. Oyun ve oyuncak seçimi çocuğun yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmalıdır. Çocuğa oyuncak seçerken oyuncak hakkında onun da fikrini almak en iyisi olacaktır. Çocuğun gelişim düzeyini artıracak, eğitici yönü olan oyuncakların seçilmesi gerekmektedir. Ebeveynler çocuklarıyla oyun oynamalılar. Bu aralarındaki iletişimi güçlendirirken çocuklarını da tanımalarını sağlayacaktır. Çocukları oyun oynarken, ebeveynler iyi birer gözlemci olmalıdırlar. Çocuğun kurduğu ilişkileri, ruhsal dünyasını, hayal kırıklıklarını oyunda görmek mümkündür. Aileler ve eğitimcilerin yaptıkları hatalardan birisi de okul çağı başlayan çocuğun oyunla bağının bittiği düşüncesidir. Oyun çocuğun gelişimi açısından o kadar değerlidir ki , çocuk ruh sağlığı sevgi ve oyun olarak tanımlanmaktadır. Okul döneminde belki oyun süreleri azalacaktır, fakat kesinlikle oyun çocuk için bitmeyecektir. Ebeveynlerin çocuklarına vermek istedikleri mesajları oyun aracılığıyla, birlikte oynadıkları oyunda vermeleri daha kolaydır. 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.