Şiddet Babadan Oğula Geçer, Mağduriyet Anneden Kıza!

15.02.2015
102
Şiddet Babadan Oğula Geçer, Mağduriyet Anneden Kıza!


Flört şiddeti; haberlerde, filmlerde ve dizilerde baskın erkeğin romantikleştirilmesi ve bu erkeklerin elinden, dilinden çıkan şiddetin  meşrulaştırılması nedeniyle normalleşiyor. Şiddet babadan oğula, mağduriyet de anneden kıza geçiyor.

 Psikolog Ayten Zara                                                                                  

Türkiye’de fazlaca bilinmese de, yaygın olarak uygulanan şiddet biçimlerinden birisi flört şiddetidir. Fiziksel şiddet kadar cinsel ve duygusal şiddeti de içinde barındırıyor. Fiziksel olarak güçlü olan erkeğin, flört ilişkisinde olduğu genç kızı kontrol etmek, cezalandırmak, korkutmak ve baskı kurmak amaçlarıyla flört şiddeti uygular.

Şiddeti ortaya çıkaran etkenlerin yalnızca aile kaynaklı değil erkek-kadın ayrımcılığını meşru kılan toplumsal, ekonomik, politik, hukuksal ve eğitimsel yapılar da etkili olur. Yasal, sosyal, ekonomik ve kişisel pek çok etmene bağlı olan şiddeti önlemenin yoluysa bu etkenlere müdahale etmekten geçiyor.

Kişi şiddeti bir çeşit stresle başa çıkma yöntemi olarak gözlemleyerek, model alarak, ebeveynleri arasında yaşanan şiddete tanık olarak ya da şiddetin birebir hedefi olarak öğrenir. Dolayısıyla şiddet babadan oğula geçer, mağduriyet de anneden kıza. Şiddet nesilden nesile bu şekilde taşınır.

ŞİDDET TERBİYE BİÇİMİ OLARAK ALGILANIYOR

Yapılan araştırmalara göre gençler arasında kontrol, baskı, hakaret, fiziksel şiddet gibi unsurlar flörtün kuralları, ilişkinin olmazsa olmazı ve sevgi göstergesi olarak kabul görüyor. Hatta gençler sesini yükselterek konuşmayı ya da kıskanmayı şiddet olarak tanımlamıyor. Maalesef toplumsal olarak birbirini besleyen ve üreten mekanizmalardan oluşan bir şiddet çemberi içinde yaşıyoruz. Türkiye’de şiddetin bir ‘terbiye’ biçimi olarak algılanması, bunun çiftler arasında, aile içinde, kamusal yaşamda meşru görülmesi şiddetin hem yeniden üretilmesine hem de gizlenmesine yol açıyor.

Fiziksel-sözel şiddet, değersiz hissettirme, hayat kontrolü ve baskıcı iletişim olmak üzere dört alt başlıkta ele alınan flört şiddeti, gençler arasında normalleştirilirken, flört şiddetine yoğun şekilde maruz kalan genç kızlar bu şiddeti idealize ediyor. Şiddet Araştırması’nda sevgilileri tarafından tehdit edildiklerini söyleyen genç kızların, diğer yandan “isteklerime, fikirlerime saygı duyuyor” ifadesini kullandıkları gözleniyor. Flört şiddetinin belki de en tehlikeli yönü bu noktada ortaya çıkıyor. Böylece şiddet çok kolay gizlenebiliyor ve ilgili eylemlerin şiddet içermediği düşünülüp normalleştiriliyor.

Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu Başkanlığı’nın 23 ilde, kadın ve erkeklerle yaptığı çalışmada da görüşülen kişilerin yüzde 64’ünün erkeğin eşini dövmesini onayladığını, kadınların yüzde 35.1’inin de ara sıra dayak yemelerini haklı kılacak davranışlarda bulunduklarını düşündüğü kaydedilmiştir.

Şiddetin Sebep Olduğu Duygu Durumları:

Başlangıçta şok ya da hissizlik, gelecekte benzer durumların yaşanması ihtimaline karşı korku, şiddetin uzun süreli olduğu durumlarda güven sarsılması, çaresizlik, umutsuzluk, kontrolün kaybedildiği duygusu, kendini suçlama ve özsaygıda düşüştür.

FLÖRT ŞİDDETİNİ ÖNLEMENİN 8 YOLU

  1. Flört şiddeti hakkında öğrencileri bilgilendirmek.
  2. Şiddete maruz kalanların başvurabilecekleri servisler hakkında farkındalığı artırıcı eğitimler vermek, çalışmalar yapmak.
  3. Gençlere sağlıklı ve şiddet içermeyen ilişkilerin oluşumunu anlatan yeni değerler, yeni düşünce sistemleri ve ilişki becerileri kazandırmak.
  4. İlişkilerde saygı ve güvenin nasıl geliştirilebileceği üzerine çalışmak.
  5. Flört döneminde şiddet uygulama ve cinsel saldırıda bulunma açısından risk oluşturan, daha önce şiddet uygulamış olma ve maddenin kötüye kullanımı gibi davranışlarda bulunan üniversite öğrencilerine yönelik psikolojik danışmanlık vermek ve tedavi programlarını güçlendirmek.
  6. Şiddete başvuranların alacakları cezaları, tedavi şekillerini ve mağdurlara sunulan yardım imkanlarını artırmak.
  7. Okullar, işyerleri ya da yakın çevre gibi kamusal alanlarda cinsiyetler arasındaki farklılıklar ve bunlardan doğabilecek olumsuz durumlar üzerinde durmak.
  8. Şiddete sebep olabilecek kültürel, sosyal ve ekonomik etmenleri değiştirmek için harekete geçmek.
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.